İslamabad Mutabakatı Neden Kriz Aşamasına Geldi?
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i298216-İslamabad_mutabakatı_neden_kriz_aşamasına_geldi
Pars Today – İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD'nin attığı adımların İslamabad Mutabakatı'nı ihlal ettiğini ve mutabakatın uygulanmasında yaşanan krizin temel nedeni olduğunu söyledi.
(last modified 2026-07-14T03:28:46+00:00 )
Temmuz 14, 2026 06:20 Europe/Istanbul
  • İslamabad Mutabakatı Neden Kriz Aşamasına Geldi?

Pars Today – İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD'nin attığı adımların İslamabad Mutabakatı'nı ihlal ettiğini ve mutabakatın uygulanmasında yaşanan krizin temel nedeni olduğunu söyledi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "İslamabad Mutabakatı'nın kriz aşamasına girdiği konusunda hiçbir şüphe yoktur. Ancak İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman kendi taahhütlerini ihlal eden taraf olmamıştır. Sürekli olarak yükümlülüklerini ihlal eden taraf Amerika Birleşik Devletleri'dir." dedi.

Bekayi'nin bu açıklaması, İslamabad Mutabakatı'nın neden krizle karşı karşıya kaldığını anlamak açısından en önemli unsur olarak değerlendiriliyor. Savaşın ardından gerilimi azaltmak, ateşkesi kalıcı hale getirmek ve çatışmaların yeniden başlamasını önlemek amacıyla hazırlanan mutabakat, ABD'nin "erken ve sürekli ihlalleri" nedeniyle bugün ciddi bir kriz sürecine girmiş bulunuyor.

 İran: Taahhütlerini Yerine Getiren Taraf Biziz

İran, uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme konusunda yıllardır iyi niyet ve ciddiyet sergilediğini savunuyor. Bekayi de bu geçmişe atıfta bulunarak, "Hiç kimse İran'ı anlaşmaları ihlal etmekle suçlayamaz." ifadelerini kullandı.

İran'a göre mutabakatın krize sürüklenmesinin nedeni Tahran'ın tutumu değil, ABD'nin 14 maddelik mutabakatın temel hükümlerini fiilen etkisiz hâle getirmesidir.

Tahran yönetimi, başından beri "taahhüde karşı taahhüt" ilkesini benimsediğini, karşı taraf yükümlülüklerini yerine getirdiği sürece İran'ın da aynı şekilde hareket ettiğini vurguluyor. Bu nedenle İran diplomasisine göre mevcut sorun hukuki bir anlaşmazlıktan çok, Washington'un geçmişteki anlaşma ihlallerinden kaynaklanan bir güven krizidir.

 Hürmüz Boğazı Tartışmanın Merkezinde

Taraflar arasındaki en önemli anlaşmazlıklardan biri, mutabakatın Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine ilişkin beşinci maddesidir.

Bekayi'ye göre bu madde, ABD'nin keyfi yorum yapmasına imkân vermeyecek şekilde açık biçimde kaleme alınmıştır. Maddenin amacı, Umman'ın danışmanlığıyla ortak bir mekanizma kurarak hem uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğini sağlamak hem de Hürmüz Boğazı'nın İran'a karşı askerî amaçlarla kullanılmasını önlemektir.

Bekayi, Washington'un bazı bölge ülkeleri üzerinde baskı kurarak alternatif mekanizmalar oluşturduğunu, böylece beşinci maddenin uygulanmasını fiilen engellediğini söyledi. Ayrıca bazı gemilerin takip sistemlerini kapatmaya teşvik edildiğini veya buna zorlandığını belirterek, bunun deniz kazaları, çevre felaketleri ve uluslararası su yollarındaki güvenlik risklerini artırdığını ifade etti.

 Umman Görüşmeleri ve ABD'ye Yönelik Suçlamalar

Bekayi'nin açıklamalarında dikkat çeken bir diğer konu ise ABD'li yetkililerin Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelere ilişkin açıklamaları oldu.

Bekayi, "Yalan söylemek Amerikan yönetiminin davranış biçiminin bir parçası hâline gelmiş ve adeta bir alışkanlığa dönüşmüştür." dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın Maskat'ta tüm şartları kabul ettiği, ardından ise gemilere saldırdığı yönündeki iddiasını kesin bir dille reddeden Bekayi, bunun gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Bekayi'ye göre Maskat görüşmeleri yalnızca Hürmüz Boğazı ve mutabakatın beşinci maddesi çerçevesinde yürütüldü. İran, Umman ile istişare içinde gemilerin güvenli geçişini sağlayacak bir mekanizma oluşturmayı hedefliyordu. Ancak ABD'nin Umman üzerindeki açık ve örtülü baskıları bu süreci başarısızlığa uğrattı.

İran'a göre bu durum, Washington'un bölgesel güvenliği sağlamaktan ziyade istikrarsızlığın devam etmesini tercih ettiğini göstermektedir.

 Kriz Sadece Hürmüz'le Sınırlı Değil

Bekayi, İslamabad Mutabakatı'nın uygulanmasındaki krizin yalnızca Hürmüz Boğazı meselesinden ibaret olmadığını belirtti.

Ona göre ABD'nin askerî baskıyı sürdürmesi, yaptırımları devam ettirmesi ve tek taraflı uygulamalara başvurması mutabakatın temel amacını zedelemektedir.

Bir tarafın aynı anda askerî güç, siyasi baskı ve caydırıcı tedbirler uygularken diğer taraftan anlaşmanın eksiksiz uygulanmasını beklemesinin kalıcı bir uzlaşmayla bağdaşmayacağı ifade edildi.

 İran'ın Şartı: ABD Taahhütlerine Dönmeli

Tahran'a göre İslamabad Mutabakatı tamamen sona ermiş değildir; ancak yeniden işler hâle gelmesi ABD'nin davranışlarını değiştirmesine ve yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine bağlıdır.

İran ayrıca Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin bölge dışı askerî güçler tarafından değil, kıyıdaş ülkelerin bölgesel iş birliği mekanizmaları aracılığıyla sağlanması gerektiğini savunmaktadır. Tahran'a göre bölge dışı güçlerin varlığı istikrarsızlığın başlıca nedenlerinden biridir.

Bu çerçevede Bekayi, bir anlaşmanın ancak "taahhüde karşı taahhüt" ilkesine bağlı kalındığı sürece sürdürülebilir olacağını vurguladı. İran Dışişleri Bakanlığı'na göre taraflardan birinin anlaşmayı tek taraflı olarak ihlal edip aynı zamanda karşı taraftan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesini beklemesi, mutabakatı daha da derin bir krize sürüklemekten başka sonuç doğurmayacaktır.

Bu nedenle Tahran, diplomasi yolunu sürdürme iradesini korurken, İslamabad Mutabakatı'nın yeniden normal işleyişine dönmesini ABD'nin "anlaşma ihlallerine son vermesi" ve yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi şartına bağlamaktadır. İran'a göre bu şart, hem krizin derinleşmesini önlemenin hem de bölgesel istikrarı yeniden tesis etmenin tek yoludur.