Düşmanı Sarsan Deprem
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i298220-düşmanı_sarsan_deprem
İslam Devrimi'nin Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney, "İran'ın Şehidi" olarak anılan liderin cenaze töreni ve defni dolayısıyla yayımladığı mesajda, İran ve Irak halkının on milyonları bulan katılımına içtenlikle teşekkür ederek bu görkemli katılımı "batılı sarsan, hayat veren büyük bir coşku" olarak nitelendirdi.
(last modified 2026-07-14T03:58:38+00:00 )
Temmuz 14, 2026 06:50 Europe/Istanbul
  • Düşmanı Sarsan Deprem

İslam Devrimi'nin Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney, "İran'ın Şehidi" olarak anılan liderin cenaze töreni ve defni dolayısıyla yayımladığı mesajda, İran ve Irak halkının on milyonları bulan katılımına içtenlikle teşekkür ederek bu görkemli katılımı "batılı sarsan, hayat veren büyük bir coşku" olarak nitelendirdi.

Mesajında şu ifadeleri kullandı:Bu vesileyle İran ve Irak'ın şehir ve köylerinde, özellikle Tahran, Kum, Necef, Kerbelâ ve Meşhed'de milyonlarca insanın hayranlık uyandıran, düşmanı bozguna uğratan ve tarihî nitelikteki katılımı dolayısıyla içten teşekkürlerimi sunuyorum.

 Bu mesajda iki temel kavram öne çıkmaktadır: **"Batılda deprem"** ve **"düşman kırıcı"**. Bu iki ifade birlikte değerlendirildiğinde, iradeler mücadelesinde belirleyici bir değişkene dönüşen bu olayın stratejik boyutlarını ortaya koymaktadır.

 İran'ın şehit liderinin on milyonların katıldığı cenaze töreni, siyasi ve jeopolitik açıdan son derece derin mesajlar taşımaktadır. Toplumun farklı kesimlerinden milyonlarca insanın tüm baskılara ve medya kampanyalarına rağmen meydanlara çıkması, yalnızca belirli bir söylemin devam ettiğini değil, aynı zamanda siyasi ve inanç temelli bir kimliğin varlığını koruduğunu göstermektedir. Bu durum, bir milletin toplumsal canlılığının göstergesi olmanın ötesinde, karşı cephenin hesaplarını da değiştirebilecek niteliktedir.

 **"Batılda deprem"** ifadesi tam da bu hesap değişikliğine işaret etmektedir. Karşı cephe, özellikle kırk günlük savaşın ardından askerî baskının, psikolojik operasyonların ve komutanlara yönelik suikastların halkın İslam Devrimi'ne bağlılığını zayıflatacağını öne sürmeye çalıştı. Amaç, İran toplumunda ayrışma oluşturmak ve sistemin toplumsal desteğini aşındırmaktı.

Ancak milyonlarca kişinin cenaze törenine katılması bambaşka bir tablo ortaya koydu. Tahran, Kum, Meşhed, Necef ve Kerbelâ sokaklarında yaşananlar yalnızca bir lideri uğurlamak değildi; aynı zamanda belirli bir yolun yeniden teyit edilmesi ve bir düşünce çizgisinin devam edeceğinin ilanıydı. İşte **"batılda deprem"** denilen olgu budur: Yeryüzünü değil, karşı tarafın hesaplarını sarsan bir deprem.

 Stratejik literatürde bir siyasi sistemin en önemli sermayesi halkın güveni ve desteğidir. Eğer karşı taraf bu sermayenin ortadan kalktığına inanırsa baskı stratejisini daha da yoğunlaştırır. Ancak tüm beklentilerinin aksine milyonların meydanlara çıktığına tanık olduğunda hesaplarını yeniden yapmak zorunda kalır.

"İran'ın Şehidi" olarak anılan lider için düzenlenen tarihî cenaze töreni tam da bu işlevi yerine getirdi. Bu destansı katılım, muhalif medya organlarının yoğun propagandasının aksine, devrimin toplumsal desteğinin zayıflamadığını; aksine tarihî dönemeçlerde toplumun harekete geçirilme kapasitesini koruduğunu ve güçlendiğini ortaya koydu.

 Aynı çerçevede **"düşman kırıcı"** ifadesi de daha derin bir anlam kazanmaktadır. Düşmanı kırmak yalnızca askerî zafer anlamına gelmez. Bazen bir düşman için en büyük yenilgi, yıllarca inşa etmeye çalıştığı algının çökmesidir.

Batılı medya kuruluşları ve Amerikan düşünce kuruluşları aylar boyunca toplumsal bölünme, meşruiyet kaybı ve halk ile yönetim arasındaki mesafenin arttığı yönünde söylemler üretirken, bir anda milyonlarca insanın meydanlara akın ettiğini görmek zorunda kaldılar. Böylece bilişsel savaşta kullandıkları en önemli araçlardan biri etkisini yitirmiş oldu. Bu kitlesel katılım onların oluşturduğu anlatıyı ciddi biçimde sorgulanır hâle getirdi; **"düşman kırıcı"** olmasının gerçek anlamı da budur.

 Bu törenin önemi yalnızca İran sınırlarıyla sınırlı kalmadı. Necef ve Kerbelâ'daki yoğun katılım, bölge halkları arasındaki inanç ve stratejik bağların canlılığını koruduğunu gösterdi.

Bu toplumsal dayanışma, "Direniş Ekseni"ni yalnızca askerî örgütlerden oluşan bir yapı olarak göstermeye çalışan çevrelere de açık bir mesaj verdi. Milyonların katıldığı cenaze töreni, Direniş Ekseni'nin askerî bir ittifaktan önce, güçlü bir toplumsal ve kültürel tabana dayandığını ortaya koydu; dış baskılarla ortadan kaldırılamayacak bir toplumsal desteğe sahip olduğunu gösterdi.

 Günümüzde asıl mücadelenin yalnızca askerî alanda değil, algı, anlatı ve milletlerin iradesi üzerinde yürütüldüğü her zamankinden daha açık biçimde görülmektedir. Böyle bir mücadelede halkın kitlesel varlığı başlı başına caydırıcı bir güçtür. Bu güç, karşı tarafın toplumsal yıpranma beklentisini boşa çıkarabilir, hesaplarını değiştirebilir ve topluma yeni bir dinamizm kazandırarak süreklilik, direnç ve geleceğe duyulan güven mesajı verebilir.