ABD'de İran'a Yönelik Askerî Saldırılara Muhalefet Neden Artıyor?
-
ABD Senatosu Demokrat Parti Lideri Chuck Schumer
Pars Today – ABD'nin İran'la savaşının devam etmesi, Washington'daki siyasi ayrılıkları her zamankinden daha belirgin hâle getirmiştir. Donald Trump yönetimi askerî operasyonların sürdürülmesinde ısrar ederken, Kongre'de, kamuoyunda ve hatta Cumhuriyetçi Parti'nin bazı kesimlerinde bu politikaya yönelik itirazlar giderek artmaktadır.
ABD Senatosu Demokrat Parti Lideri Chuck Schumer'in şu sözleri, İran'la askerî karşılaşmanın sürdürülmesi konusundaki ABD içindeki derin bölünmeyi yansıtmaktadır:"Amerikan halkı, Trump'ın İran'daki tam başarısızlığının bedelini ödüyor."
Pars Today'in haberine göre Schumer, Donald Trump'ın Kongre'ye ABD'nin yeniden İran'la savaş hâlinde olduğunu resmen bildirmesine tepki göstererek alaycı bir ifadeyle şunları söyledi: "Başkan Trump, ülkenin yeniden İran'la savaşta olduğunu milletvekillerine resmen bildirdi. Gerçekten mi? Teşekkürler Donald!"
Bu açıklamalar, ABD siyasi elitlerinin önemli bir bölümünün; net bir hedefi, belirli bir stratejisi ve geniş halk desteği bulunmayan bir savaştan duyduğu hayal kırıklığının özeti olarak değerlendirilmektedir.
ABD'nin İran'a yönelik yeni saldırılarının başlamasının üzerinden dört aydan fazla zaman geçmiştir. Birçok analiste ve hatta bazı Amerikalı siyasetçilere göre bu savaş, başarı için gerekli üç temel unsurdan yoksundur: açık bir hedef, belirlenmiş bir strateji ve siyasi meşruiyet.
Donald Trump bu çatışmanın başlangıcında iddialı hedeflerden söz etmişti; ancak bugün savaşı sürdürdüğünü Kongre'ye resmen bildirmek zorunda kalmıştır. Bu durum, yalnızca ilk hedeflere ulaşılamadığını değil, aynı zamanda ABD'nin uzun süren ve maliyetli bir savaş aşamasına girdiğini de göstermektedir. Bu nedenle Schumer, Trump'ın yaklaşımının "bir strateji değil, tam kapsamlı bir felaketin reçetesi" olduğunu vurgulamaktadır.
En dikkat çekici gelişme ise ABD içinde savaşa yönelik muhalefetin genişlemesidir. Savaşın sürdürülmesine karşı çıkanlar artık yalnızca Demokratlarla sınırlı değildir. Kongre'de bu çatışmaya son verilmesi ve Amerikan askerlerinin geri çekilmesi yönünde iki partili bazı uzlaşıların oluştuğuna dair haberler bulunmaktadır.
Schumer, Trump'tan milletvekillerinin çoğunluğunun talebine saygı göstermesini ve askerî gerilimi artırmak yerine diplomasi yolunu tercih etmesini istemiştir.
Bu muhalefetin kapsamı Kongre'nin ötesine geçmektedir. Kamuoyu araştırmaları, Amerikalı vatandaşların önemli bir bölümünün savaşın yönetilme biçiminden memnun olmadığını göstermektedir. Cumhuriyetçi seçmenlerin bir kısmı da bu politikanın devamını desteklememektedir.
"Amerika'yı Yeniden Büyük Yap" (MAGA) hareketi içinde de Tucker Carlson gibi bazı isimler, İran'la savaşa girilmesini Trump'ın maliyetli dış savaşlardan kaçınma yönündeki seçim vaatleriyle çelişkili olarak değerlendirmektedir.
Demokrat eleştirmenlerle muhafazakâr hareketin bir bölümünün daha önce görülmemiş şekilde aynı noktada buluşması, İran meselesindeki anlaşmazlığın artık yalnızca partiler arası bir rekabet olmadığını, ABD'de ulusal bir meseleye dönüştüğünü göstermektedir.
Savaş karşıtları, Trump yönetiminin ulusal bir uzlaşı olmadan ABD'yi, maliyetleri doğrudan Amerikan halkının üzerine yüklenen bir krize sürüklediğini savunmaktadır.
Artan askerî harcamalar, kamu bütçesi üzerindeki baskı, enerji fiyatlarının yükselmesi ve bunun enflasyona etkisi, muhaliflerin başlıca eleştiri noktaları arasında yer almaktadır.
Chuck Schumer, akaryakıt ve temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarına dikkat çekerek şunları ifade etmektedir: "Çalışan aileler benzin istasyonlarında ve marketlerde ağır bedeller ödüyor."
Schumer'e göre Amerikan halkı bugün Trump yönetiminin İran politikasındaki stratejik başarısızlığının maliyetini kendi cebinden karşılamaktadır.
Ekonomik baskıların yanı sıra Amerikan askerlerinin güvenliği konusundaki endişeler de artmaktadır. Çatışmaların sürmesi, bölgedeki istikrarsızlığın yayılması ve Amerikan güçlerinin saldırılara maruz kalması, ABD kamuoyunda şu soruyu gündeme getirmiştir: Bu savaş tam olarak hangi amaçla sürdürülmektedir ve sonu nerede olacaktır?
Eleştirmenlere göre, askerî operasyonlar devam ederken savaşın sona erdiğinin ilan edilmesi, yalnızca sahadaki gerçekliği değiştirmemekte, aynı zamanda hükümete duyulan güveni de zedelemektedir.
Uluslararası alanda da ABD'nin yeni saldırıları geniş çaplı eleştirilerle karşılaşmıştır. Birçok hükümet ve uluslararası kuruluş, gerilimin azaltılması, uluslararası hukuka saygı gösterilmesi ve diplomasi yoluna geri dönülmesi çağrısında bulunmuştur.
Son yirmi yıllık deneyim; Afganistan'dan Irak'a kadar uzanan süreç, ABD'nin askerî müdahalelerinin kalıcı güvenlik sağlamadığını; aksine istikrarsızlık, ağır ekonomik maliyetler ve geniş çaplı insani krizler doğurduğunu göstermiştir.
Bu nedenle birçok analist, İran'la çatışmanın genişlemesinin enerji güvenliği, küresel ticaret ve Batı Asya bölgesinin istikrarını daha büyük risklerle karşı karşıya bırakabileceği konusunda uyarıda bulunmaktadır.
Tüm bu gelişmelerin sonucu, Trump yönetiminin yalnızca dış politikada artan baskılar ve diplomatik yalnızlıkla karşı karşıya olmadığını; aynı zamanda ABD içinde de kamuoyu, Kongre ve hatta kendisine yakın bazı siyasi çevrelerden daha önce görülmemiş düzeyde muhalefet gördüğünü ortaya koymaktadır.
Bugün Washington'da yaşanan tartışma, ABD dış politikasının geleceği ve maliyeti ağır olan bir savaşın sonuçları üzerinedir. Bu savaş, ABD siyasi sisteminin merkezindeki bazı eleştirmenler tarafından bile "tam kapsamlı bir felaket" ve "stratejik bir yenilgi" olarak nitelendirilmektedir.