Yorum | Irakçi, ABD'nin enerji piyasasını manipüle etme çabaları konusunda uyarıyor
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i300094-yorum_irakçi_abd'nin_enerji_piyasasını_manipüle_etme_çabaları_konusunda_uyarıyor
Pars Today - İran Dışişleri Bakanı, ABD'nin enerji piyasasını manipüle etme çabalarına yanıt olarak şunları söyledi: "Amerikan tüketicileri bunun bedelini ödeyecek."
(last modified 2026-08-30T15:42:55+00:00 )
Ağustos 30, 2026 18:40 Europe/Istanbul
  • Yorum | Irakçi, ABD'nin enerji piyasasını manipüle etme çabaları konusunda uyarıyor

Pars Today - İran Dışişleri Bakanı, ABD'nin enerji piyasasını manipüle etme çabalarına yanıt olarak şunları söyledi: "Amerikan tüketicileri bunun bedelini ödeyecek."

Pars Today'e göre, İran Dışişleri Bakanı Seyyed Abbas Irakçi, ABD'nin küresel enerji piyasasını manipüle etme yönündeki nafile çabalarına yanıt olarak internette şunları yazdı: "Bilgi ve istihbarat değerlendirmelerimize dayanarak, enerji piyasalarını manipüle etmek ve yönlendirmek için kapsamlı çabalar sarf ediliyor." Şunları da ekledi: "ABD hükümetinin bazı unsurları, saf ve kolay kandırılabilir medyayı kullanarak, kişisel kazanç için fiyatları etkilemeye ve aynı zamanda ABD başkanını kaybettiği bir savaşta tuzağa düşürmeye çalışıyor." İran Dışişleri Bakanı şöyle devam etti: "İsrail ile aynı safta yer alan oyuncular da iyimser ve gerçekçi olmayan değerlendirmeler sunarak savaşın devamını teşvik etmeye ve desteklemeye çalışıyor." Irakçi, "Bu durumun gerçek bedelini Amerikalı tüketiciler ödüyor" diye vurguladı.

ABD'nin küresel enerji piyasasını manipüle etme çabaları, son yıllarda bu ülkenin dış politikasının en karmaşık ve gergin yönlerinden biridir. İran Dışişleri Bakanı Seyyed Abbas Irakçi'nin son açıklamaları, bu önlemlerin doğasını açıkça ortaya koymaktadır: Sadece piyasa istikrarına yol açmayan, aynı zamanda Amerikalı tüketicilerin ve hatta uluslararası aktörlerin omuzlarına ağır maliyetler yükleyen sonuçsuz çabalar.

Bu bağlamda, temel soru şudur: Amerika Birleşik Devletleri bu riskli oyuna hangi amaçlarla giriyor, sonuçları nelerdir ve nihayetinde bu politikaların gerçek bedelini kim ödeyecek?

Analistlerin bakış açısına göre, Amerika Birleşik Devletleri'nin enerji piyasasını manipüle etmedeki ana amacı, geçici fiyat kontrolünün ötesine geçmektedir. Washington, özellikle İran ve Rusya olmak üzere jeopolitik rakipleri üzerinde petrol gelirlerini azaltarak azami baskı kurmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda, bölgedeki müttefikleri, özellikle Siyonist rejim için, genişlemeci politikalarını daha kolay sürdürebilmeleri için hesaplanmış dalgalanmalar yaratarak elverişli bir psikolojik atmosfer oluşturmaya çalışıyor. Ancak bu hedefleri akıllı bir stratejiden tehlikeli bir maceraya dönüştüren şey kullanılan araçlardır. Amerika Birleşik Devletleri, basitleştirilmiş medyaya güvenerek ve özellikle Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol miktarı konusunda iyimser ve bazen gerçekçi olmayan arz ve talep değerlendirmeleri sunarak, piyasanın yönünü kendi lehine değiştirmeye çalışıyor. Bu yaklaşım sadece piyasa şeffaflığını baltalamakla kalmıyor, aynı zamanda küresel ekonomideki gerçek oyuncuların güvenini de yok ediyor.

Ancak bu manipülasyonların sonuçları, Washington'ın kısa vadeli hesaplamalarının ötesine geçiyor. İlk ve en belirgin etki, petrol ve doğalgaz piyasalarında artan istikrarsızlıktır. Fiyatlar ekonomik temellere değil, taraflı haberlere ve taraflı analizlere dayanarak belirlendiğinde, üreticilerin ve tüketicilerin planlama yapması son derece zorlaşıyor. Petrol ihraç eden ülkeler bütçelerini ayarlamakta kafa karışıklığı yaşıyor ve büyük uluslararası şirketler uzun vadeli enerji projelerine yatırım yapmaktan çekiniyor. Dahası, bu tür davranışlar jeopolitik gerilimleri körüklüyor; çünkü Amerika'nın yıkıcı politikalarının hedefi olan ülkeler, misilleme politikaları benimseyerek veya ekonomik etkileşimleri azaltarak bu baskılara yanıt vermek zorunda kalıyor. Böyle bir ortamda, dünyanın enerji tedarik zinciri istikrardan çok uzak ve en ufak bir aksama hızla küresel bir krize dönüşüyor.

Ancak belki de bu hikayenin en önemli yönü maliyet bilmecesi. Araghchi'nin haklı olarak belirttiği gibi, bu maliyetli oyunun ilk kurbanları Amerikalı tüketicilerdir. ABD hükümeti piyasayı manipüle ederek benzin ve yakıt fiyatlarını yapay olarak yükseltip düşürdüğünde, benzin istasyonunda gerçek maliyeti hissedenler nihayetinde Amerikalı aileler oluyor. Yükselen enerji fiyatları, daha yüksek ulaşım maliyetleri, daha yüksek ev ısıtma maliyetleri ve hatta daha yüksek gıda fiyatları anlamına geliyor. Başka bir deyişle, dış politika kararlarında hiçbir rolü olmayan sıradan Amerikalı vatandaşlar, Beyaz Saray'ın yanlış hesaplamalarının ve siyasi hedeflerinin bedelini ödüyor. “Ulusal çıkarları savunmak” ile “kendi halkına maliyet yüklemek” arasındaki bu görünürdeki çelişki, Donald Trump'ın popülaritesindeki keskin düşüş ve İran'a karşı savaşa verdiği desteğin çok düşük seviyede olmasıyla sembolize edildiği gibi, Amerikan kamuoyunda bu politikaların etkinliği ve meşruiyeti hakkında temel soruları gündeme getirmiştir.

Ancak maliyetlerin kapsamı yalnızca Amerika Birleşik Devletleri ile sınırlı değildir. Enerji ithalatına büyük ölçüde bağımlı gelişmekte olan ülkeler, bu manipülasyonların gizli kurbanları olarak kabul edilmektedir. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar bu ülkelerin bütçelerini etkiler, kalkınma planlarını geciktirir ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını riske atar. Bu anlamda, enerji piyasasını manipüle etme politikası, zekice bir jeopolitik hamle değil, New York sokaklarından en yoksul Afrika ülkelerinin pazarlarına kadar uzanan bir tür “topyekün ekonomik savaş”tır.

Görünüşe göre, ABD'nin enerji piyasasını manipüle etme çabası, rakipleri baskı altına almak ve müttefikleri korumak için tasarlanmış olsa da, pratikte kendi kendini yok eden bir politika haline gelmiştir. Bu maliyetlerin ana yükünü taşıyan Amerikalı tüketiciler bu yaklaşımın verimsizliğini giderek daha fazla fark ederken, dünyanın dört bir yanındaki ülkeler de Batı'nın dayattığı ekonomik ve finansal düzene karşı daha fazla güvensizlik duymaya başlıyor.