Analiz | ABD, İran’a Yönelik Saldırısının Bedelini Nasıl Ödeyecek?
Pars Today – ABD’nin pazar gecesi İran’ın Larak Adası’na düzenlediği saldırı, İran’ı askeri karşılık vermeye zorladı.
Şimdi Washington, kendi saldırısının bölgesel sonuçlarıyla, güvenlik ve siyasi maliyetleriyle karşı karşıya.“İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, meşru müdafaa konusundaki doğal hakkını kullanmaktan tereddüt etmeyecek ve düşmanın her türlü askeri saldırısına uygun şekilde kararlı bir karşılık verecektir.”
Bu cümle, İran Dışişleri Bakanlığı’nın ABD’nin Larak Adası’na yönelik saldırısına ilişkin açıklamasındaki en önemli mesajı oluşturuyor. Tahran bu tutumuyla, İran topraklarına yönelik saldırının karşılıksız kalmayacağını ve İran Silahlı Kuvvetleri’nin vereceği karşılığın ülkenin dış saldırganlığa karşı meşru savunma hakkının bir parçası olduğunu açıkça ortaya koydu. İran Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, ABD’nin pazar akşamı, 8 Şehriver (30 Ağustos) tarihinde Larak Adası’nın bazı bölgelerini hedef aldığını bildirdi. Saldırı sonucunda bazı İranlı savunma görevlileri ve vatandaşlar hayatını kaybetti ve yaralandı. İran da buna karşılık olarak, söz konusu saldırının çıkış noktası ve destekçisi olan Ürdün’deki ABD askeri üslerini hedef aldı. Bu açıklamanın önemi, İran’ın askeri karşılığını duygusal ya da geçici bir tepki olarak tanımlamamasında yatıyor. İran Dışişleri Bakanlığı “doğal meşru müdafaa hakkından” söz ediyor ve ABD’nin Larak’a yönelik saldırısını, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2. maddesinin 4. fıkrasının açık bir ihlali olarak değerlendiriyor.
Dolayısıyla Tahran, “saldırı” ile “savunma” arasında net bir ayrım oluşturmaya çalışıyor. Saldırıyı başlatan taraf ABD’ydi ve İran da buna karşı kendi savunma hakkını kullandı. Bu tutumun Washington’a doğrudan bir mesajı var: ABD, İran topraklarına saldırıp İran’ın vereceği karşılığın yalnızca diplomatik protestoyla sınırlı kalmasını bekleyemez. Tahran, Ürdün’deki ABD üslerini hedef alarak karşılığını karşı tarafın operasyonel ağına göre şekillendirdiğini gösterdi. İran’a yönelik bir operasyonda herhangi bir üs veya askeri altyapı rol oynuyorsa, Tahran’ın bakış açısına göre artık kendisini savaşın sonuçlarının dışında tutamaz. İran Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması aynı zamanda Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvensizliğin sorumluluğunu ABD ve İsrail rejimine yüklüyor. Tahran, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne, Güvenlik Konseyi Başkanı’na ve bölgedeki deniz taşımacılığının güvenliği konusunda endişelerini dile getiren ülkelere, güvensizliğin temel nedenlerinin ABD ve İsrail rejiminin eylemlerinde aranması gerektiğini söylüyor. Bu süreç 28 Şubat’taki saldırıyla başlamış ve deniz ablukası, ekonomik baskı ve provokatif eylemler şeklinde devam etmiştir. Güvenlik Konseyi’nin sorumluluğu da aynı çerçevede gündeme getiriliyor. İran Dışişleri Bakanlığı, Güvenlik Konseyi ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nden uluslararası barış ve güvenliğin korunması konusundaki sorumluluklarını yerine getirmelerini ve saldırgan tarafı hesap vermeye zorlamalarını istedi. Tahran’ın mesajı şu: Uluslararası mekanizmaların saldırganlık karşısında sessiz kalması, İran’ın meşru savunma hakkını ortadan kaldıramaz. İran Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması bölge ülkelerine de açık bir mesaj içeriyor. İran, ABD’nin eylemlerinin sonuçlarından yalnızca Washington’ı sorumlu tutmuyor; ABD’nin eylemlerinin hazırlanmasına veya uygulanmasına katılan devlet ve tarafların da kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini belirtiyor. Bu uyarı, özellikle üslerini veya askeri imkânlarını ABD güçlerinin kullanımına sunan ülkelere yöneliktir. Aslında bölge ülkelerinin topraklarının İran’a yönelik saldırılarda kullanılması, bu altyapıların İran’ın vereceği karşılıktan muaf kalacağı anlamına gelmiyor. ABD’nin Batı Asya’da geniş bir askeri üs ağına sahip olduğu bir ortamda bu mesaj daha da önem kazanıyor. Öte yandan İran’ın “uygun karşılık” vurgusu, Tahran’ın tepkisinin mutlaka tek bir biçimde olmayacağı anlamına geliyor. Karşılığın türü, zamanı ve düzeyi İran tarafından koşullara göre belirlenecek.
Bu nedenle İran Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması aynı zamanda caydırıcı bir uyarı olarak değerlendirilmelidir. Bu uyarının amacı, İran topraklarına yönelik yeni bir saldırının tekrarlanmasını önlemektir. Açıklamanın nihai mesajı açık: İran savaşın başlatıcısı olmak istemiyor; ancak saldırganlık karşısında da sessiz kalmayacak. Tahran, krizin devam etmesinden ABD’yi ve İran’a yönelik askeri eylemlere ve baskılara katılan tarafları sorumlu tutuyor ve meşru savunma hakkını koruyacağını vurguluyor. Larak’a yönelik saldırı, Tahran’ın bakış açısına göre İran’a yönelik saldırı, deniz ablukası ve ekonomik baskıyla başlayan sürecin devamıdır. İran’ın verdiği karşılık ise bu hesabı değiştirme çabasıdır. İran’a yönelik gerçekleştirilecek her saldırının bir bedeli olacaktır ve hiçbir saldırganlık karşılıksız kalmayacaktır.