Arif: Düşman ekonomik savaşta yenilecek
Parstoday – İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı, hükümetin ekonomik direnişin uygulanması, ekonominin güçlendirilmesi ve ekonomik savaş koşullarında halkın geçiminin güvence altına alınması için bir programı olduğunu belirterek, “Düşmanın bu cephede de yenileceğinden eminiz.” dedi.
İran Radyo ve Televizyon Kurumu’na bağlı IRIB Haber Ajansı’nın haberine göre, İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, ABD öncülüğündeki egemenlik sisteminin İran İslam Cumhuriyeti’ni teslim olmaya veya devirmeye zorlamak amacıyla yürüttüğü çeşitli askeri, ekonomik, sosyal ve siyasi komploların başarısızlığa uğramasına değinerek şunları söyledi:
“İran’ın son yıllardaki stratejisi, Devrim’in şehit liderinin bakış açısı doğrultusunda, ülkenin ve bölge halklarının ihtiyaçlarını karşılamak için ileri teknolojilerden azami ölçüde yararlanmaya dayanıyordu. Bugün dünya, İsrail rejiminin ortaya attığı ‘nükleer sopa’ söyleminin baştan sona bir yalandan ibaret olduğunu ve artık bu söylemin hiçbir etkisinin kalmadığını anlamış durumda.”
Arif sözlerini şöyle sürdürdü:
“Düşman, komplolarının başarısızlığa uğramasının ardından İran İslam Cumhuriyeti ile doğrudan askeri çatışmaya yöneldi ve halkın kendi lehine sokağa çıkacağını düşünüyordu. Ancak İran halkı 12 günlük savaşta bir kez daha Batı’nın hesaplarının yanlış olduğunu kanıtladı, düşmanın karşısında durdu ve sonunda düşman ateşkes talep etmek zorunda kaldı.”
Arif şöyle devam etti:
“Bununla birlikte düşman, İran İslam Cumhuriyeti yönetimini devirme stratejisinden vazgeçmedi. 1953 darbesini (28 Mordad 1332) örnek alarak siyasi-askeri nitelikte bir darbe gerçekleştirmeye çalıştı. Dey ayındaki olaylar ülkeye ağır bir bedel ödetti ve her iki taraftan 3 binden fazla genç hayatını kaybetti. Bunların arasında sistemi savunmak için sahaya çıkanlar da, farkında olmadan egemenlik sisteminin adına hareket edenler de vardı.”
İran hükümetinin topyekûn bir savaşla mücadele etmeye hazır olduğuna dikkat çeken Arif şunları söyledi:
“Ramazan Savaşı’nın ilk gününde İslam Devrimi’nin şehit liderinin şehit edilmesi, sisteme yönelik en büyük darbeyi ve İslam ümmeti ile dünyanın özgür insanları açısından büyük bir kaybı beraberinde getirdi. Ancak toplum bir kez daha olağanüstü kapasitesini ortaya koydu. Şehitlerin kanının bereketiyle ‘sokak cephesi’ kendiliğinden oluştu ve halk yaklaşık 190 gecedir sistemi ve ülkeyi desteklemek amacıyla sokaklarda bulunuyor.”
İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı şöyle devam etti:
“Düşman, 28 Mordad darbesinde olduğu gibi bir grup alt düzey serseriyi kullanarak hedeflerine ulaşabileceğini düşünüyordu. Ancak bu hesap da yanlıştı ve değerli bir toplumsal sermaye sistemin lehine harekete geçti.”
Arif, düşmanın askeri savaşta hedeflerine ulaşmaktan umudunu kestiğini ve şimdi ekonomik ve sosyal cephede faaliyet gösterdiğini belirterek şöyle konuştu:
“Ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu kabul ediyoruz. Ancak haksız yaptırımlara karşı direnerek ekonominin güçlendirilmesi ve direniş ekonomisi politikalarını ilerlettik. Enflasyon ve hayat pahalılığı sorunlarının farkındayız ve enflasyonu kontrol etme konusunda başarılı olamadık. Ancak umutsuz değiliz. Halkın desteğiyle sorunların çözülebileceğinden eminiz.”
Arif sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ekonomik bir savaşa girdiğimize inanıyoruz. Düşman, yaptırım ve kuşatma yoluyla İran İslam Cumhuriyeti dosyasını kapatabileceğini ve sistemi diz çöktürebileceğini düşünüyor. Ancak yeterli sayıda yeni deniz, kara ve demir yolu sınır kapılarımız var ve endişeli değiliz.
Hükümetin direniş ekonomisini uygulamak ve ekonomiyi güçlendirmek için bir programı var. Düşmanın bu cephede de yenileceğinden eminiz. Çünkü düşmanın elinde daha önce de uyguladığı acımasız ve haksız yaptırımlardan başka bir araç bulunmuyor.”
İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı, ülkenin son iki savaşta ortaya koyduğu kapasitelere de değinerek sözlerini şöyle tamamladı:
“Ülkenin ekonomik alandaki kapasitesi de bu iki savaşta kanıtlandı. Özel sektör ve zincir mağazalar, kişisel çıkarlarını milli çıkarların önüne koymadılar ve hükümet e ve ülkeye yardım konusunda başarılı bir sınav verdiler. Halk da satın alma miktarını kontrol ederek hükümetle iş birliği yaptı. Mağazalar ise ürünlerle doluydu.”/