Komutan Heyderi: İran’ın savaşın denklemlerini değiştirmesi düşmanın hayal bile edemeyeceği bir durumdu
Parstoday: İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkan Yardımcısı, “Düşman, İran İslam Cumhuriyeti’nin savaşın denklemlerini değiştirebileceğini ve çatışma alanını bölgesel bir düzeye genişletebileceğini düşünmüyordu.” dedi.
Parstoday’in İran Radyo ve Televizyon Kurumu’na bağlı IRIB Haber Ajansı’ndan aktardığına göre, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tuğgeneral Kiyumers Heyderi, düşmanın çatışmalar başlamadan önce bir dizi senaryo ve hesaplamaya büyük önem verdiğini belirterek şunları söyledi:
“Düşman, hibrit savaştan ve ülke içindeki kendisine bağlı unsurlardan yararlanarak İran İslam Cumhuriyeti’ni kargaşa, güvensizlik ve istikrarsızlıkla karşı karşıya bırakmaya çalışıyordu.
Tuğgeneral Haydari, sözlerini sürdürerek düşmanın hesap hatasını son dönemdeki çatışmaların önemli unsurlarından biri olarak nitelendirdi ve şöyle dedi:
“Hak ile batıl arasındaki mücadelede temel unsurlardan biri, düşmanın yanlış hesaplamalarıdır. Düşman her zaman İran halkının gücünü, iradesini ve kapasitesini yanlış değerlendirmeye çalışıyor. Bu durum da onun hesaplarının boşa çıkmasına ve yenilgiye uğramasına zemin hazırlıyor.
Hürmüz Boğazı konusunun bölgenin önemli ve stratejik meselelerinden biri olduğunu belirten Heyderi, Devrim Lideri’nin yönlendirmeleri ile İran İslam Cumhuriyeti mücahitlerinin gücü ve sahip olduğu teçhizat sayesinde bu konunun bölgesel ve küresel denklemler üzerinde geniş çaplı bir etki oluşturma kapasitesine sahip olduğunu söyledi.
İran İslam Cumhuriyeti, stratejik kapasitesinden yararlanarak dünya ekonomisinin denklemleri üzerinde önemli bir etki oluşturmayı başardı.
İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkan Yardımcısı, Velayet-i Fakih’e mutlak itaatin İran halkının 40 günlük savaşta elde ettiği başarının en önemli unsurlarından biri olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Düşman, İran İslam Cumhuriyeti’nin savaşın denklemlerini değiştirebileceğini ve çatışma alanını bölgesel bir düzeye genişletebileceğini düşünmüyordu.”/