Alamut kilimlerinden Penbafi'ye: Kazvin'in el sanatları, yüzyıllardır yaşayan gelenekleri taşıyor
Pars Today – İran'ın kuzeybatısında yer alan ve Tahran'ın 130 kilometre batısında bulunan Kazvin eyaleti, yalnızca zengin arkeolojik alanları ve tarihî mimarisiyle değil, aynı zamanda köklü el sanatları ve sanatsal beceri gelenekleriyle de öne çıkıyor.
Pars Today'in Press TV'den aktardığına göre, bu becerilerin birçoğu nesilden nesile aktarılmış ve kadınlar, bu somut olmayan kültürel mirasın korunması, uygulanması ve gelecek nesillere aktarılmasında özellikle önemli bir rol üstlenmiştir. Alamut'un renkli kilimleri ve zarif Penbafi şeritlerinden Mocbafi ve De-yekdozi işlemelerine kadar her el sanatı, eyaletin tarihini, kültürünü ve yerel bilgi birikimini yansıtan bir hikâye anlatıyor.
Ancak bu el sanatları, geçmişten kalan hatıraların çok ötesindedir. Günümüzde Kazvinli sanatçılar, geleneksel teknikleri, desenleri ve motifleri korumaya çalışırken, aynı zamanda bunları çağdaş zevklere ve günümüz pazarlarına uyarlıyor. Böylece yüzyıllardır varlığını sürdüren bu becerilere modern yaşamda anlamlı bir yer kazandırıyor ve bu mirasın yalnızca ayakta kalmasını değil, gelişmeye devam etmesini de güvence altına alıyorlar.
Aşağıda, Kazvin'in en öne çıkan geleneksel el sanatlarından bazılarına ve bunların ardındaki hikâyelere daha yakından bakacağız.
Kilim, geleneksel bir düz dokuma ürünüdür ve zemin örtüsü, duvar süsü veya battaniye olarak kullanılır. Geleneksel olarak kilimler; koyun yünü, keçi kılı ve ipeğin yanı sıra diğer evcil hayvanlardan elde edilen doğal liflerden üretilir.
Geçmişte çoğunlukla pratik kullanım amaçları nedeniyle değer gören kilimler, günümüzde dekoratif sanat eserleri olarak da ilgi görmekte ve çağdaş şehir evlerinde kendilerine yer bulmaktadır.
Geleneksel kilimler genellikle doğal ve bitkisel boyalarla renklendirilir. Bazı durumlarda sanatçılar, tamamlanan parçaları çay veya ceviz kabuğuyla yıkayarak görünümlerini iyileştirir, renkleri derinleştirir ve doğal, eskitilmiş bir görünüm kazandırırlar.
Halıların aksine kilimler çoğunlukla önceden hazırlanmış bir desene bağlı kalınmadan dokunur. Bunun yerine birçok desen, dokumacının çalışması sırasında sezgisel olarak şekillenir; motifler ise beceri, deneyim ve yaratıcı ifade yoluyla ortaya çıkar. Kilimler ayrıca genellikle halılardan daha küçüktür ve nadiren 3 × 4 metreden daha büyük olur.
Kilim, Cacim, halı ve küçük halı dokumacılığı, özellikle bölgedeki aşiretler ve göçebe topluluklar arasında, Kazvin'de uzun zamandır yaygın bir gelenektir.
Bu gelenekler arasında Alamut kilimleri, özellikle dikkat çekici desenleri, canlı renk kombinasyonları ve kendine özgü görsel karakterleriyle tanınır. Bu özellikler, dokumacıların yaratıcılığını ve bölgenin kültürel mirasını günümüzde de yansıtmaya devam etmektedir.
Penbafi, kartlı dokuma veya şerit dokuma olarak da bilinen, Alamut bölgesinin öne çıkan geleneksel el sanatlarından biridir. Geleneksel tekstil sanatları arasında yer alan bu sanat dalında, genellikle genişliği bir ila iki santimetre arasında değişen dar dokuma şeritler üretilir.
Zarif görünümlerine rağmen bu şeritler oldukça sağlam ve dayanıklıdır. Geleneksel olarak bölgedeki kadınlar tarafından üretilen bu şeritlerin, özellikle giyim ve moda alanında geniş bir kullanım alanı vardır. Yaka, etek ve kol kenarlarını süslemek, kemer, ayakkabı bağı, telefon askısı, kravat ve bebek taşıma askısı yapmak için kullanılabilirler.
Daha kalın ipliklerle üretildiklerinde şeritler, çadırları sağlamlaştırmak veya atlar ve develer için ağızlık yapmak gibi daha pratik amaçlarla da kullanılabilir.
Kartlı dokumanın kökeni büyük ölçüde bilinmemektedir. Bu tekniğin ne zaman ortaya çıktığı ve İran'a hangi koşullar aracılığıyla ulaştığına ilişkin kesin bilgiler kayıtlara geçmemiştir. Bilinen en eski kartlı dokuma örneklerinin Antik Mısır'a ait olduğu kabul edilmektedir.
Bu el sanatı, doğal ve bazı durumlarda sentetik lifler kullanılarak üretilir. Bununla birlikte, geleneksel olarak dokumacıların kullandığı başlıca malzemelerden biri, yerel olarak “Kac ipliği” olarak bilinen ipek ipliğidir.
Alamut bölgesi, geleneksel Penbafi motiflerinin çeşitliliğiyle tanınır. Bu motiflerin birçoğu sabit bir desenden kopyalanmak yerine dokumacının hafızasından dokunur. Bu durum, dokumacının becerisine, deneyimine ve yaratıcılığına her parçanın şekillenmesinde önemli bir rol oynama imkânı tanır.
Mocbafi, Sacimbafi, Moştebafi veya Cilabafi olarak da bilinen, geleneksel bir dokuma tekniğidir. Görünümü ve motifleri açısından Çadorşab'a benzese de desenleri ve kompozisyonları daha karmaşıktır. Bu dokumayı karakterize eden, çözgü boyunca uzanan ve “çengel-çift” dokuma tekniğiyle oluşturulan birbirine bağlı, belirgin zikzak desenlerdir.
Geleneksel olarak Moc, küçük ve büyük karelerden oluşan desenlerle dokunurdu. Koyu mavi, turuncu ve koyu kırmızı, Kürtçe konuşan göçebe toplulukların kullandığı en belirgin renkler arasındaydı. Yeşil, krem, siyah, mavi ve açık-koyu kırmızının çeşitli tonları da yaygın olarak kullanılırdı.
Mocbafi'nin Kazvin'de köklü bir geçmişi vardır ve bu sanatın bölgede Safevîler döneminden itibaren geliştiği düşünülmektedir. Varlığını günümüze kadar sürdürmesi, eyaletin tekstil geleneklerinin ve bu gelenekleri nesiller boyunca koruyan toplulukların kalıcılığını göstermektedir.
1390 yılında (2011-2012) Mocbafi, Kazvin eyaletinin adıyla İran'ın Ulusal Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ne resmen kaydedilmiş ve böylece bölgenin geleneksel el sanatları arasındaki kültürel önemi ve konumu tanınmıştır.
Kazvin'in geleneksel iğne işi teknikleri arasında De-Yekdozi, kökleri Sasani dönemine kadar uzanan özgün bir dekoratif nakış biçimi olarak yer alır.
“De-Yek” kelimesi tam anlamıyla “onda bir” anlamına gelir ve tekniğin kendisine işaret eder: İğne ve iplik aynı noktadan on kez geçirilir ve ardından tek bir dikişle kumaşa sabitlenir. Bu işlem, nakışa belirgin bir dekoratif görünüm kazandırarak kendine özgü doku ve görünüşünü oluşturur.
Geleneksel olarak De-Yekdozi; giysilerin kenarları, ayna çerçeveleri, değerli perdeler, saplar ve keseler, makas kılıfları, şapkalar, dekoratif panolar, Kur'an-ı Kerim kapları, para keseleri ve kalem kutuları gibi çok çeşitli nesneleri süslemek için kullanılmıştır.
Saten, Terme ve kadife gibi kumaşlar genellikle tercih edilir; çünkü bunların sağlamlığı ve dokusu, bu teknikte gerekli olan tekrarlanan dikişlere dayanıklılık sağlar. İslam döneminde De-Yekdozi, dinî sanat ve süslemelerin de bir parçası hâline gelmiştir. İranlı sanatçılar bu tekniği Kâbe ile bağlantılı örtü ve tekstil ürünlerinin yanı sıra imamların ve onların soyundan gelenlerin türbelerindeki dekoratif örtülerin süslenmesinde de kullanmışlardır.
De-Yekdozi'nin günlük eşyalarda ve kutsal sanat eserlerinde varlığını sürdürmesi, İran'ın tekstil gelenekleri, zanaatkârlık ve kültürel ifade arasındaki kalıcı bağı yansıtmaktadır.
Somut Olmayan Kültürel Miras Hazinesi
Bu el sanatları, Kazvin'in zengin el sanatları mirasının yalnızca bir bölümünü oluşturmaktadır. Bugüne kadar Kazvin eyaletinden 44 geleneksel sanat ve beceri, İran'ın ulusal somut olmayan kültürel mirasının bir parçası olarak resmen tescil edilmiştir.
Bunlar arasında Mocbafi, Zerebafi, Penbafi, Tekedozi, geleneksel ciltçilik, Tabagsazi, Mukarnas yapımı, bakırcılık, cam altı resim, halı dokumacılığı, Ardag kilim dokumacılığı, Cacim dokumacılığı, Give dokumacılığı ve Takestan'da Give ayakkabısı yapımı bulunmaktadır.
Tüm bu gelenekler bir arada, Kazvinli sanatçı kuşakları tarafından korunup uygulanan olağanüstü beceri çeşitliliğini ortaya koymaktadır. Özellikle kadınlar, geleneksel dokuma ve nakış sanatlarının sürdürülmesinde dikkat çekici bir rol üstlenmiştir.
Günümüzde eyalet, geleneksel sanatlar ve el sanatları alanında faaliyet gösteren en az 7.500 sanatçı ve zanaatkâra ev sahipliği yapmaktadır.
Kazvin Eyaleti Kültürel Miras, Turizm ve El Sanatları Genel Müdürlüğü Başkan Vekili Meryem Mehdevi'nin açıklamasına göre, bu sektör geçtiğimiz yıl 1.665 kişiye istihdam sağlamış ve 1,6 milyon dolar değerinde sanatsal ürün ihracatına katkıda bulunmuştur.
Bu rakamlar, Kazvin'in geleneksel el sanatlarının yalnızca eyaletin kültürel mirasının önemli bir parçası olmadığını, aynı zamanda canlı bir ekonomik sektör olduğunu da göstermektedir. Bu sektör hâlen geçim kaynakları oluşturmakta ve yerel zanaatkârlığı bölge dışındaki pazarlarla buluşturmaktadır.
İran’ın hat sanatının başkenti olan Kazvin, dinî okullar, Safevi hanedanının kraliyet himayesi ve usta-çırak eğitimiyle şekillenen asırlık bir sanat geleneğini korumuştur. Kurumlar ve genç sanatçılar, kentin zengin hat sanatı mirasını yaşatmaya devam etmektedir.
Geleneğin Koruyucuları — ve Yenilikçileri Olarak Kadınlar
Kadınlar, Kazvin’in el sanatları sektöründe özellikle önemli bir rol oynamaktadır.
Kazvin Valiliği Kadın ve Aile İşleri Genel Müdürü Meryem Bidham’a göre, eyalet genelinde çok sayıda kadın el sanatları alanında faaliyet göstermektedir. Bidham, yalnızca el sanatları ve kültürel miras sektöründe 12.000’den fazla kadının çalışma ruhsatına sahip olduğunu belirtiyor. Bu rakam, eyalette kadınların sahip olduğu üretim kapasitesini ortaya koymaktadır.
Birçok kadın sanatçı bu becerileri ailelerinden ve yerel topluluklarından miras almakta; annelerinden ve büyükannelerinden öğrenmektedir. Böylece yalnızca dokuma ve nakış tekniklerini değil, aynı zamanda bu el sanatlarının taşıdığı motifleri, renk paletlerini ve yerel bilgiyi de korumaktadırlar.
Ceviz kabuğu, soğan kabuğu, dut yaprakları ve pen-bafi’de kullanılan yerel bitkiler gibi doğal boyaların kullanılması; geometrik ve sezgisel motiflerin nesilden nesile aktarılması, nihai ürünlerle birlikte yaşamaya devam eden bilgi birikimine örnek oluşturmaktadır.
Ancak kadınlar yalnızca geleneğin “koruyucuları” değildir. Aynı zamanda bu geleneklerin çağdaş ekonominin bir parçasına dönüşmesine de katkıda bulunmaktadırlar.
Geleneksel el sanatlarını yaşatmak, onları geçmişte dondurmak anlamına gelmez. Sanatçılar, ürünlerin kullanım alanlarını değiştirerek, yeni malzemeler ve kombinasyonlar deneyerek ve geleneksel el sanatlarını kentli ve çağdaş pazarlara tanıtarak, miras yoluyla edinilmiş becerileri modern yaşamla buluşturmanın yeni yollarını keşfetmektedir.
Günümüzde Kazvin’in el sanatları topluluğu, geleneksel mirasın yalnızca geçmişe ait olmadığını göstermektedir. Bu, gelişmeye, uyum sağlamaya ve çağdaş yaşamda yeni roller üstlenmeye devam eden canlı bir gelenektir.
Dokumacılar ve nakış sanatçıları, geleneksel dokuma, boyama ve desen oluşturma yöntemlerini korurken, aynı zamanda bu becerileri günümüz tüketicilerinin zevk ve ihtiyaçlarına cevap veren ürünlerin üretiminde kullanmaktadır. Örneğin kilimler artık yalnızca zemin örtüsü olarak kullanılmamakta, çağdaş iç mekân dekorasyonunun unsurlarına dönüşmektedir. Benzer şekilde, pen-bafi tekniğiyle üretilen zarif şeritler modern giyimde, aksesuarlarda ve moda tasarımında kullanılabilmektedir.
Bu şekilde Kazvin’in el sanatları, geçmiş dönemleri hatırlatan nesneler olmanın çok ötesindedir. Bunlar, süreklilik, yaratıcılık ve sürdürülebilir yenilik sayesinde canlılığını koruyan bir mirastır. Aynı zamanda geleneksel bilgiye günümüz dünyasında anlamlı bir yer kazandıran yeni nesil sanatçılar tarafından ileriye taşınmaktadır.