Analiz | ABD uçaklarının İran’a karşı savaşta savunmasızlığının ortaya çıkması
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i300922-analiz_abd_uçaklarının_İran’a_karşı_savaşta_savunmasızlığının_ortaya_çıkması
Parstoday- Kalibaf, F-35 ve F-15’lerin hedef alındığı dönemin başladığını açıkladı.
(last modified 2026-09-20T02:55:53+00:00 )
Eylül 19, 2026 18:06 Europe/Istanbul
  • Analiz | ABD uçaklarının İran’a karşı savaşta savunmasızlığının ortaya çıkması

Parstoday- Kalibaf, F-35 ve F-15’lerin hedef alındığı dönemin başladığını açıkladı.

Parstoday’in haberine göre, İran İslâm Cumhuriyeti Meclis Başkanı Muhammed Bâkır Kalibaf, X platformundaki paylaşımında şöyle yazdı: “F-35’lerinizin ve F-15’lerinizin avlandığı ve bunların gördüğü hasara ilişkin rapor sunmak zorunda kaldığınız dönem artık başladı. Bir zamanlar sadece bir kâbus olan şey, şimdi günlük bir gerçeğe dönüşmüş durumda. Bununla yüzleşin.”

Muhammed Bâkır Kalibaf’ın F-35 ve F-15 Amerikan savaş uçaklarının hedef alındığı bir dönemin başladığı yönündeki son açıklaması, salt siyasi bir tutum olmaktan ziyade İran ile ABD arasındaki hava savaşının operasyonel deneyiminde yaşanan önemli bir değişimin yansımasıdır. Son aylarda yayımlanan bulgular, gelişmiş Amerikan uçaklarının dahi İran’ın füze, İHA, radar, keşif sistemleri ve yeni hedef tespit yöntemlerinden oluşan bir ağ karşısında mutlak bir dokunulmazlığa sahip olmadığını gösteriyor. ABD Savaş Bakanlığı Başmüfettişliğinin raporu da savaş sırasında önemli sayıda Amerikan hava aracının hasar gördüğüne veya imha edildiğine işaret ediyor. Söz konusu raporda en az bir hasarlı F-35 ile çok sayıda insanlı ve insansız hava aracının bulunduğu belirtiliyor.

Bu gelişmenin önemi öncelikle F-35’in niteliğinden kaynaklanıyor. Bu uçak esas olarak yoğun biçimde savunulan hava sahalarına nüfuz etmek ve radarlar tarafından tespit edilme olasılığını azaltmak amacıyla tasarlanmıştır. Dolayısıyla İran’a yönelik operasyon sırasında bir F-35’in hasar görmesi, askerî açıdan stealth teknolojisinin etkisiz hâle geldiği anlamına gelmez. Ancak stealth teknolojisinin tek başına bir hava aracını çok katmanlı bir hava savunma ağına karşı tamamen koruyamadığını gösterir. Aslında stealth teknolojisi tespit edilme ihtimalini azaltır, ancak bunu sıfıra indirmez. Farklı radarlar, elektro-optik sistemler, pasif sensörler, uydu istihbaratı ve diğer kaynaklardan elde edilen veriler tek bir ağ içerisinde birbirine bağlandığında, saldıran hava araçlarının konumuna ilişkin bir görüntü oluşturma imkânı artar.

Bu çerçevede İran’ın performansında dikkat çeken en önemli gelişmelerden biri, geleneksel “bağımsız hava savunma sistemi” anlayışından, çok katmanlı keşif ve angajman unsurlarının ağ hâline getirilmesi ve birleştirilmesine doğru ilerlemesidir. Böyle bir yaklaşımda bir radarın keşif, takip ve angajman görevlerinin tamamını tek başına yerine getirmesi gerekmez; bilgiler farklı sensörler ve sistemler arasında paylaşılabilir. Bu durum savunma tarafına farklı sistemlerin güçlü yönlerinden yararlanma ve bir sensörün zayıflığını başka bir sensörün kabiliyetiyle telafi etme imkânı sağlar. Öte yandan elektronik harp, keşif ve taarruz İHA’ları, balistik ve seyir füzeleri ile hava savunma sistemlerinin eş zamanlı kullanılması, Amerikan hava araçları için daha karmaşık bir operasyon ortamı oluşturmuştur.

Bu dönüşümün bir diğer boyutu ise “hedef alma” kavramındaki değişimdir. Modern savaşta gelişmiş bir savaş uçağının mutlaka düşürülmesi, görevin başarısızlığa uğraması için gerekli değildir. Bir uçağa hasar verilmesi, operasyon bölgesinden çıkmaya zorlanması, bakım ve onarım maliyetlerinin artırılması, daha fazla eskort tahsis edilmesinin sağlanması, uçuş rotasının değiştirilmesi veya düşmanın savunma füzelerini kullanmaya zorlanması, hava operasyonlarının etkinliğini etkileyebilir. Örneğin İran’ın Ürdün’deki Muvaffak es-Salti Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıya ilişkin yayımlanan haberlerde bir A-10 ve yaklaşık sekiz F-15’in hasar gördüğü bildiriliyor.

Bu husus F-15 açısından da özel önem taşıyor. Bu uçak F-35’in stealth özelliklerine sahip olmamasına rağmen ABD hava gücünün temel unsurlarından biri olarak kabul ediliyor ve hava-hava ile hava-yer operasyonlarında kullanılıyor. Bir saldırıda birden fazla F-15’in hasar görmesi, gelişmiş elektronik harp, ikaz ve savunma kabiliyetlerine sahip hava araçlarının dahi konuşlandıkları üsler uzun menzilli saldırılara maruz kaldığında farklı düzeylerde savunmasızlıkla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor. Yayımlanan raporlar ayrıca E-3 erken ihbar uçaklarının ve KC-135 tanker uçaklarının da hasar gördüğüne işaret ediyor. Yani mesele yalnızca savaş uçaklarıyla sınırlı değil; hava operasyonlarının destek unsurları da tehditle karşı karşıya kalmış durumda.

Bu arada İran’ın önemli yeniliklerinden biri, düşmanın savunma ağını doygunluğa ulaştırmak veya karmaşıklaştırmak amacıyla füze ve İHA’ları birlikte kullanmasıdır. Karma saldırılar, savunma tarafını aynı anda çok sayıda hedef arasında önceliklendirme yapmaya ve pahalı önleme füzelerinden kullanmaya zorlayabilir. Wall Street Journal’ın haberinde de ABD’nin İran saldırılarına karşı koyarken Patriot ve THAAD önleyicilerini önemli miktarda kullandığı bildirildi. Bu durum savaşın yalnızca uçakların imha edilmesiyle ilgili olmadığını; aynı zamanda “saldırı maliyeti” ile “savunma maliyeti” arasındaki bir mücadele olduğunu gösteriyor.

Bu açıdan İran’ın son savaştaki deneyiminin önemi, havacılık teknolojisindeki üstünlüğün mutlaka savaş alanında mutlak üstünlük anlamına gelmediğini göstermesidir. F-35 hâlâ dünyanın en gelişmiş savaş uçaklarından biridir ve hasar görmesi stealth teknolojisinin etkisiz hâle geldiği anlamına gelmez. Ancak böyle bir hava aracının dahi hava savunma ağı, elektronik harp, uzun menzilli füzeler ve karma saldırıların bulunduğu bir ortamda hasar görebilmesi, hava operasyonlarının planlayıcılarının hesaplarını daha karmaşık hâle getiriyor.

İran ile ABD arasındaki savaş açısından önemli olan ne Amerikan hava araçlarının tamamen dokunulmaz olduğu iddiası ne de İran sistemlerinin mutlak biçimde zarar görmez olduğu iddiasıdır. Savaşın teknik gerçekliği, 21. yüzyılda hava üstünlüğünün geçmişe kıyasla yalnızca karmaşık ve pahalı bir uçağın değil, daha çok bir “ağın” ürünü olduğunu gösteriyor. Son savaş deneyimi, İran’ın çok katmanlı hava savunma sistemleri, uzun menzilli füzeler, İHA’lar, elektronik harp, keşif ve doygunluk saldırı taktiklerini bir arada kullanarak ABD’nin hava operasyonlarının maliyet ve riskini artırabildiğini gösterdi. ABD’nin onlarca hava aracının hasar gördüğünü veya kaybedildiğini belirten resmî raporu ve bir F-35’in hasar gördüğünün doğrulanması, meselenin artık yalnızca teorik bir varsayım olmadığını; muhtemelen gelecekteki çatışmalarda ABD’nin hava operasyonlarının planlanması ve yürütülmesini de etkileyecek operasyonel bir deneyime dönüştüğünü gösteriyor./