Yorum | ABD’nin Irak’ın Kaynakları Üzerinde Hâkimiyet Kurma Planlarına İlişkin Uyarı
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i301972-yorum_abd’nin_irak’ın_kaynakları_Üzerinde_hâkimiyet_kurma_planlarına_İlişkin_uyarı
Pars Today – Iraklı Şii Siyasi Koordinasyon Çerçevesi üyesi Züheyr el-Celbi, ABD’nin Irak’ın zenginliklerine ve kaynaklarına el koymaya yönelik planları konusunda uyarıda bulunarak, ABD’nin Irak’ın siyasi, ekonomik ve hatta güvenlik alanındaki kararları üzerinde doğrudan hâkimiyet ve nüfuz uygulamaya devam ettiğini vurguladı.
(last modified 2026-10-14T03:10:30+00:00 )
Ekim 14, 2026 06:09 Europe/Istanbul
  • Yorum | ABD’nin Irak’ın Kaynakları Üzerinde Hâkimiyet Kurma Planlarına İlişkin Uyarı

Pars Today – Iraklı Şii Siyasi Koordinasyon Çerçevesi üyesi Züheyr el-Celbi, ABD’nin Irak’ın zenginliklerine ve kaynaklarına el koymaya yönelik planları konusunda uyarıda bulunarak, ABD’nin Irak’ın siyasi, ekonomik ve hatta güvenlik alanındaki kararları üzerinde doğrudan hâkimiyet ve nüfuz uygulamaya devam ettiğini vurguladı.

El-Celbi’nin açıklamaları, Irak’ın ulusal egemenliği ve Washington’ın Bağdat’ın karar alma süreçlerine müdahalesinin sınırları konusunu bir kez daha gündemin merkezine taşıdı. Irak’ın ABD açısından önemi yalnızca bu ülkenin petrol kaynaklarıyla sınırlı değildir. Irak, Batı Asya bölgesinin merkezinde yer almakta ve İran, Türkiye, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan ve Kuveyt ile ortak sınırlara sahip bulunmaktadır. Bu coğrafi konum, enerji potansiyeli ve geniş tüketici pazarıyla birlikte Irak’a bölgesel güvenlik ve ekonomi denklemlerinde önemli bir konum kazandırmakta ve ABD’nin bu ülkenin içişlerine müdahalesine zemin hazırlamaktadır.

ABD’nin Irak’a müdahalesi yalnızca askerî varlık, güvenlik iş birliği veya diplomatik ilişkilerle sınırlı değildir; mali ve ekonomik mekanizmalar da Washington’ın nüfuz uyguladığı en önemli alanlardan biri hâline gelmiştir. Bu açıdan Irak’ın kaynaklarına ilişkin uyarı, ekonomik bağımsızlık, petrol gelirlerinin yönetiminde hükümetin yetkisi ve ülkenin dış politika yönelimi üzerine yürütülen daha geniş kapsamlı bir anlaşmazlık çerçevesinde değerlendirilmelidir. Büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip olan Irak, petrol gelirlerine yüksek düzeyde bağımlıdır.

Petrol, devlet gelirlerinin büyük bölümünü karşılamanın yanı sıra kamu bütçesinin finansmanı, çalışanların maaşlarının ödenmesi ve ülkenin ekonomik ve kalkınma programlarının uygulanması için temel kaynak niteliğindedir. ABD’nin 2003 yılında Irak’a saldırması ve Saddam rejiminin devrilmesinin ardından ülkenin petrol gelirlerinin yönetimine ilişkin mekanizmalar değişikliğe uğramıştır. Reuters’ın 30 Eylül 2026 tarihli raporu, Irak’ın petrol gelirlerinin hâlâ ABD Merkez Bankası (Federal Reserve) ile yapılan mali düzenlemeler çerçevesinde tutulduğunu göstermektedir. Bu durum, ABD’ye Irak’a müdahale etmek için önemli bir kaldıraç sağlamakta ve ülkenin ekonomik bağımsızlığını etkilemektedir.

Bunun yanı sıra ABD’nin Irak politikasını, Washington’ın Batı Asya’daki daha geniş kapsamlı hedeflerinden ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Başka bir ifadeyle, ABD nüfuzunun diğer boyutu, Washington’ın Batı Asya’daki rekabetler çerçevesinde Irak’ın dış ve güvenlik politikalarını yönlendirme çabalarında aranmalıdır. İran’la komşu olması, bu ülkeyle geniş ekonomik, toplumsal ve siyasi bağlara sahip bulunması ve ayrıca direniş gruplarının varlığı nedeniyle Irak, ABD’nin stratejik hesaplamalarında özel bir yere sahiptir. Bu nedenle Washington’ın Bağdat’a yönelik politikası yalnızca ikili iş birliğiyle sınırlı kalmamakta; ABD’nin İran’a ve direniş eksenine karşı hedefleriyle ve Siyonist rejime verdiği destekle de bağlantı taşımaktadır.

Donald Trump yönetimi, ikinci başkanlık döneminde Siyonist rejimin suçlarına destek verirken İran İslam Cumhuriyeti’ne ve direniş eksenine karşı savaş yanlısı politikalar izlemiştir. Bu doğrultuda Trump yönetimi, İran’la geniş ekonomik, siyasi ve güvenlik ilişkileri nedeniyle Irak’a baskı uygulamıştır. Bu açıdan el-Celbi’nin ABD’nin Irak’ın kaynakları üzerinde hâkimiyet kurma girişimine ilişkin uyarısı, Irak’taki siyasi akımların bir bölümünün ABD’nin stratejik bir bağımlılık oluşturma ve Irak’ın dış politika kararlarını etkileme çabalarına yönelik endişelerini yansıtmaktadır. Iraklı siyasi akımlar, Irak’ın komşu ülkelere karşı ABD’nin çatışmacı politikalarının uygulanacağı bir platforma dönüşmemesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Genel olarak Irak’taki temel mesele, yalnızca ABD’nin askerî varlığı veya yokluğu değil; Bağdat’ın mali kaynaklarını yönetme, güvenlik önceliklerini belirleme ve bölgesel ortaklarını seçme konusundaki yetkisinin ne ölçüde olduğudur. Irak’ın ekonomik bağımlılıkları mali baskının siyasi bir araca dönüştürülmesine imkân verdiği sürece, ülkenin egemenliği tehdit altında kalmaktadır. Bu açıdan el-Celbi’nin uyarısı, Irak’taki siyasi güçlerin bir bölümünün mali bağımlılığın ülkenin dış politika bağımsızlığını sınırlamak ve hatta Bağdat’ın dış politika karar alma süreçleri üzerinde ABD hâkimiyeti kurmak için bir araca dönüştürülmesine ilişkin endişelerinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Bu durum, Irak’taki siyasi akımların yanı sıra ülke halkının da geniş çaplı tepkisiyle karşılaşmıştır. Irak halkı, ülkenin iç ve dış politikalarında ABD’den bağımsız olması gerektiğini vurgulamaktadır.