Suudi baskılarına rağmen Umman, Kuveyt ve Katar'ın İran ile ilişkilerini geliştirme kararı
Suudi Arabistan dikta rejimi, 20-22 Mayıs’ta Amerika Başkanı Trump’ı Riyad’da ağırlarken, İran karşıtı sahte "Riyad Deklarasyonu" çerçevesinde İslami-Arap Askeri Koalisyonu adıyla yeni bir ordu kuracaklarını ilan etti.
Amerika başkan Donald Trump İran İslam cumhuriyetinin sözde tehditlerini kullanıp, selefi Vahhabi terörizmin odağı ve besleyicisi olan Suudi Arabistan krallık rejimine 380 milyar dolarlık silah anlaşması dayattı. Trump söz konusu toplantıda “İran'ın barış ortağı olmak isteyene dek tüm vicdan sahibi ülkeler onu tecrit etmek için çalışmalı” diye seslendi.
Suudi Hanedan rejimi, 15 Aralık 2015’te, Teröre Karşı İslami Koalisyon ilan etmiş ama bu güç kadük kalmıştı. Suudi Arabistan dikta rejimi; Irak, Suriye ve Yemen’de terörizm destekleyerek yada doğrudan saldırıya geçerek sözde İslam ve Arap rejimlerinden oluşan müttefiklerinden istediği askeri desteği bulamayıp büyük bir hezimet yaşadığı için, bir süredir çıkış yolu olarak yeniden İslam NATO’sunu kurma hayaline kapıldı.
Suudi Arabistan, daha önce İran'a karşı, işgalci ve soykırımcı İsrail ve ABD’nin arka planda orkestra şefliği yaptığı, İsrail’le istihbarat paylaşımına gidildiği bir Arap askeri koalisyonu fikrini gündeme getirmişti. Bundan amacı, İslam ülkelerinde Şii-Sünni çatışması çıkarmak, İran etkisini Irak ve Suriye'de Siyonist rejim lehine kırmaktı. Ancak bütün bu fitne ve komploları tekfirci teröristlerin Irak ve Suriye'de imhasıyla etkisiz hale gelmiş bulunuyor. Nitekim Kuveyt, Umman ve Katar; Suudi krallık rejiminin tehditleri ve baskılarına itibar etmeyip, İran İslam cumhuriyetine dostluk eli uzattılar.
Umman dış işleri bakanı Yusud Ben Alevi Pazar günü BBC Arapça kanalına verdiği demecinde, İran'da İslam İnkılabının zaferinden beri, Maskat ile Tahran arasındaki iyi dostluk ilişkilerin bölgedeki olumsuz gelişmelerden etkilenmediğini, İran ile ortak görüşlerini ve politikalarını sürdürdüğünü söyledi.
Katar emiri Şeyh Tamim bin Hamd Al-ı Sani de Riyad toplantısından sonra yaptığı açıklamada, Suudi Krallık rejiminin 380 milyar dolarlık silah alımını eleştirerek "silahın nasıl alınacağını değil, ülkenin nasıl geliştirileceğini düşünmenin önemli olduğunu, paranın silaha değil ekonomiye yatırılması gerektiğini, üstelik koltukta uzun kalmayacak bir başkan söz konusuyken, Trump'ın yakında görevden alınacağını" söyledi.
Buna ilaveten Katar Emiri İslami İran cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yi telefonla arayarak seçim zaferini kutlayıp, Katar'ın İran İslam cumhuriyetiyle işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Umman, Katar ve Kuveyt'in İran'a yakın ve yapıcı bir tutum izlemesi, akılcı bir politika sayılıyor. Çünkü bölgesel işbirliği, barış ve güvenliği sağlayıp koruyabilecek ve bölgesel kalkınma ve gelişmeyi de garanti edecek.
İran İslam cumhuriyeti, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi üyesi ülkelere ve diğer komşu ülkelere karşılıklı saygı, iyi dostluk, yapıcı işbirliği stratejisini sürdürmektedir. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Katar Emiri'nin telefon görüşmelerinde de bu yapıcı işbirliği stratejisine vurgu yapıldı. İran etnik milliyetçilik ve mezhepçilikten uzak, insani ve İslami vahdet temelinde bölgesel ve uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi stratejisini uygulamaktadır. İran ile Arap dünyası da Müslüman milletler olarak bu işbirliği stratejisi çerçevesinde ilişkilerini geliştirmeli, bu doğrultuda yağmacı yabancı güçler ve emperyalist güçlerin bölgede varlık göstermelerine son verilmelidir.
Amerika ile Siyonist rejim ve ona bağlı güç odakları, yayılmacı, işgalci girişimlerini sürdürebilmek için bölge ülkeleri arasında nifak ve çatışma çıkarmaya çalışmaktadırlar. Sözde İran korkusu ve Şii hilali korkusu gibi, sömürgeci ve Siyonist güç odaklarının telkinleri sonucu, gerici dikta rejimler harekete geçip, bölge milletlerine karşı Amerika ve Siyonist İsrail rejimine kulluk yapmaya hazır hale getiriliyorlar. 20-22 Mayıs’ta Trump Riyad Toplantısında "Ben sizi korumazsam İran sizi yutar" diyerek, Suudi krallık rejiminin İran düşmanlığı ateşini körükledi ve bu ülkeye, silah depolarında çürümeye başlayan yüklü miktarda silah satarak, fabrikalarını iflastan kurtardı. Bu arada Suudi krallık rejimi de on yıl daha Amerika'nın koruması altına girip, baskıcı ve Vahhabi tekfirci terörizmini destekleme, İslam ve Arap ülkelerine kan kusturma girişimlerini ve varlığını garanti etti.
Amerika İran İle Arap ülkeleri arasında düşmanlık yaratarak, vurgun yapmakta ve Suudi krallık rejiminin petrol gelirlerini ve zenginliklerini sömürmektedir. İran İslam cumhuriyetiyse akılcı ve yapıcı bir tutum izlediği için Umman ve Katar ile Kuveyt gibi ülkelerin yöneticileri, İran ile ikili ve bölgesel işbirliğini geliştirmeye çalışmaktadırlar. Ancak böyle bir durumda, milletler barış ve güvenlik içinde yaşayabilir, kalkınıp gelişebilir. Zenginlikleri silah'a yatırmak değil, gelecek nesillerin de müreffeh yaşama şartlarını sağlayabilir. /