“Sürdürülebilir güvenliğin” garantisi, “bölgesel ortak işbirliği”ne bağlı
-
“Sürdürülebilir güvenliğin” garantisi, “bölgesel ortak işbirliği”ne bağlı
İran İslam cumhuriyeti dışişleri bakanı Fars Körfezi bölgesinin “yapısal ve bilimsel” olarak iki sorun yaşadığına işaretle, bazı bölge ülkelerinin, güvenliği dışarıdan satın alabileceklerini düşündüğünü, fakat güvenliğin “bölgesel ortak işbirliği” yolu ile sağlanabileceğini söyledi.
İran İslam cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif pazartesi akşamı Avrupa dış ilişkiler konseyi yıllık oturumunda yaptığı konuşmada, bölgedeki bazı ülkelerin yıkıcı davranışlarına işaretle, “başkalarının kaybetmesi ile kazanılacağının düşünülmeyeceğini, zira güvenliğin başka ülkeleri güvensizleştirerek kurulmayacağını” vurguladı.
Zarif güvenliğin satın alınamayacağını ve dış siyasetin bir meta olmadığına işaretle, “silah anlaşmanın ortaklık anlamında olmadığını” söyledi. Başkalarını suçlu göstermeye dayalı Suudi Arabistan tarafından yaygınlaştırılmaya çalışına diyaloğu reddederek, bunun IŞİD diyaloğuna benzediğini açıkça söyledi.
İran İslam cumhuriyeti her zaman bölge ülkelerin güvenliğinin sadece bölge ülkelerinin işbirliği ile sağlanabileceğini, bu bağlamda yabancı güçlerin, bölgede daha çok gerginliği arttırdığını, bu güçlerin her zaman bölgede tefrika ve silahlanma yarışı oluşturarak sadece kendi çıkarlarını sağlamaya çalıştığını vurgulamıştır. İran her zaman komşu ülkelerdeki güvenlik ve istikrarın, ülke güvenliği ve istikrarını pekiştirdiğinin altını önemle çizmiştir.
Fakat Suudi Arabistan’ın dış siyaset ve tutumu, stratejik batı Asya bölgesini ciddi sorunlarla karşı karşıya getirmiştir. Suudi Arabistan yeni yöneticileri dış siyaset meselesine bir araç olarak bakıyor ve bu yolda “farazi bir düşman” yaratarak kendi çıkarları peşindeler. Suudi Arabistan’ın Amerika başkanı Donald Trump’ı Riyad’a davet etmesi ise, suudilerin kendi güvenliklerinin garanti altına almak için yabancılara göz diktiğinin açık göstergesidir. Trump 20 mayıs 2017 tarihinde Riyad ziyaretinde Suudi yöneticilerle 110 milyar dolar değerinde silah anlaşması imzaladı.
Suudi Arabistan’ın tecrübesiz yöneticileri, bölgede yürüttükleri sabotaj ve tahrip çalışmalarını örtbas etmek hedefi ile başkalarını suçlu göstermeye dayalı çabaları ve boş iddialarla Amerika’nın bölgedeki İran karşıtı çalışmalarına katılmışlar; bu da Suudi Arabistan dış siyasetinin bir araca dönüştürüldüğünü gösteriyor. Suudi Arabistan’ın silahlanma yarışı da bu ülkenin bölgeyi doğru algılamaktan aciz olduğunu, silahlanmakla güçlü bir ülke olduğu ve başkalarını boyun eğdirmeye zorlayabilecekleri evhamına kapıldıklarını sergiliyor. Bu bağlamda Lübnanlı uzman Emin el-Meguriye haziran 2017’nin başlarında İRNA’ya verdiği demeçte bölgedeki bir çok gerginliğin temelinde Arabistan’ın diğer ülkelerin ona itaat etmesini isteği ve akılsızca siyaset izlemesinde yattığını söyledi.
Suudi Arabistan kendi çıkarlarını sağlamak için uyuşmazlık yolunda ilerlemeyi seçmiştir ve bu yüzden Amerika silahlarını depolamaya başlamıştır. Tabi ki Amerika da suudilerin bu siyasetinden yararlanmakta zira Trump da dış siyasete bir araç olarak yaklaşmakta ve Amerika ekonomi çıkarlarını, Ortadoğu’daki müttefiklerini destekleme siyasetine harcamakta. Dış siyaset alanında mali çıkarlar, batı Asya bölgesindeki krizlerin çözümüne yardımcı olamazken sadece bölgede silahlanma yarışı ve ayrışmalara sebep olacaktır.
Bu şartlarda, teröristlerin fikri ve düşünce kaynağı dikkate alındığında, bölgede “sürdürülebilir güvenliğin “sağlanmasında çeşitli silahların işe yaramadığı anlaşılıyor; üstelik bu silahlar teröristlerin eline geçecek, zira fikri açıdan hiçbir tehlike onları tehdit etmeyecek ve vahabiliğin yurdu yine bu ideolojiye desteklerini sürdürecektir.
Yemen Ensarullah hareketi genel sekreteri Abdulmelik Husi’nin belirttiğine göre vahabiliğin liderliğini sürdüren ve başka ülkelerde yayılmasına yardımcı olan yönetim, Suudi Arabistan’dır. /