Tekfiri düşünce, bölge ve dünyada terörizm ve şiddetin asıl kaynağı
İran dışişleri bakanılığı uluslararası ve siyasi işler genel müdürü, bölgede bir takım yönetimlerin, 10 yıllık acı bir tecrübeyi yaşamalarına rağmen halen tekfiri düşüncelere finans ve siyasi destek sağlamakta olduklarını bildirdi.
İran dışişleri bakanılığı uluslararası ve siyasi işler genel müdürü Gulam Hüseyin Dehgani Fildişi kıyısı başkenti Ebican'da düzenlenen 44. İslam İşbirliği Teşkilatı İİT Dışişleri Bakanları Otrumunda yaptığı konuşmada, tekfirciliğin, bölgede ve dünyada aşırıcılık ve terörizmin asıl kaynağı olduğunu bildirdi.
Suudi Arabistan'ın tekfiri ve radikal düşüncelere destek vermekte olduğuna dair bazı batılı ülkelerin yayınladıkları raporları hatırlatan Dehgani, Suudi rejiminin son 50 yıl içinde direkt olarak tekfiri düşüncenin yayılması amacıyla 87 milyar dolar yatırımda bulunduğunu bildirdi.
Elbette Suudi rejiminin şimdiye kadar tekfiri ve şiddet içerikli hareketlere destek verdiği gizli bir mesele değilde ve bu mevzu tüm dünyada hemen hemen bilinen bir konuydu. Nitekim İngiltere'de yayınlanan İndinipendent gazetesi son sayılarının birinde İngiltere araştırma merkezlerinden birinden naklen, Arabistan'ın 1960'lı yıllardan itibaren İngiltere'de tekfiri vahhabilik şiddetinin yayılması amacıyla milyonlarca dolar harcadığını ve bugün şiddete sarılan örgütlerle Arabistan'ın mali desteği arasında tartışılmasız bir ilişkinin bulunduğunu yazmıştır.
Bu konunun daha da kesinlik kazanması yönünde en son belge ise Katar yönetiminin, Suudi Arabistan prensleri ile terör örgütleri liderleri arasındaki yakın ilişki ve destek amaçlı programlarla ilgili ifşa ettiği belgelerdir.
Katar'ın Washington'daki elçiliği 26 Ekim tarihinde bu diplomatik kaynakları Katar dışişleri bakanı Muhammed bin Abdurrahman Alı Sani'ye iletmiştir.
Bu belgeler, Arabistan veliahdi Muhammed bin Selman'la, BAE Veliahdi Muhammed bin Zayed Alı Nehyan Yemen'de bazı terör örgütleri liderlerine geniş destek ve imkanlar sunduklarını göstermekte. Gerçi bundan önce Katar'ın kendisi de bu terör yumağının bir parçasıydı ancak kendi içlerinde baş gösteren anlaşmazlıklar ve Suudi rejiminin bazı rejimleri de yanına alarak Katar'ı dışlayarak linç girişimine kalkışması şimdi Katar'ın bir takım gerçekleri daha iyi görmesine neden olup ve kendi geçmişini de içeren bu pislik yumağını bir bir çorap söküğü gibi dışa vurmaktadır.
Bu arada başta Amerika olmak üzere batının, Suudi rejiminin tekfiri düşünceleri desteklemesi karşısında sessiz kalmalarını eleştiren İran dışişleri bakanılığı uluslararası ve siyasi işler genel müdürü, söz konusu ülkelerin, İslam ülkeleri içerisinde birlik ve dayanışma peşinde olan İran İslam cumhuriyetine karşı ise asılsız suçlamalarla düşmanca tutum içinde olduklarını ve bununla da bölgedeki gerçekleri çarpıtmaya çalıştıklarını bildirdi.
Aslında günümüz dünyasında terörizm ve şiddetin çok korkunç boyutlar aldığı meselesinde hiç bir kuşku yoktur ama asıl mesele terörizmin bugünkü duruma gelmesi ve teröristlere sürekli destek verilmesi konusunda bazı ülke ve rejimlerin destekleyici tutumlarını kesintisiz sürdürmek istemeleridir. Bu ise dünyayı çok tehlikeli bir aşamaya getirmiştir.
Amerika ve Arabistan, siyonist İsrail rejimi ve aynı çizgide olan diğer bazı bölge rejimlerini de yanlarına alarak, oluşturdukları korkunç terör örgütleri sayesinde tüm bölgeyi ateşe çekmiş ve kendi şom planlarını bu vesileyle hayata geçirmeye çalışmaktalar. IŞİD, el-Kaide, Boko Haram gibi terör örgütlerinin ortaya çıkışı ABD'nin eski cumhurbaşkanlarından Bush'un izlediği tutum ve siyasetler sayesinde ve söz konusu yönetimlerin destekleriyle olmuştur. Ve şimdi de Trump döneminde ve Suudi rejiminin desteğiyle aynı siyaset tekrar gündeme getirtilmiş ve anlaşılan o ki yeni şom planlar peşindeler. Bu tehlikeli siyaset ise Ortadoğuyu Amerikan için askeri bir macera bölgesine çevirmiş bulunuyor.
Öyle ki bu duruma Amerikan içinden de muhalif sesler yükselmeye başlamış ve son olarak ABD kongresinde Trump aleyhinde gen soru açılmıştır. Keza ABD maliye bakanı yardımcısı Suudi veliahdi Muhammed bin Salman'ın terör ve şiddet yanlısı örgütlerle yakın ilişki içinde olduğunu bildirerek, bununla alakadar olarak Yemen'de el-Kaide ve IŞİD terör örgütlerinin yeniden güç kazanmasından kaygısını dile getirmiştir.
İran İslam Cumhuriyeti, terörizme karşı ilkeli bir mücadelenin sürdürülmesi için ilk etapta terörizmin asıl kaynaklarının kurutulması gerektiğine inanmakta ve İran'ın İİT'nin Ebica oturumundaki temsilcisinin açıklamaları bu konuya ışık tutmaktadır.