İran’ın balistik füze tatbikatına yönelik tepkilerin devam etmesi
-
İran’ın balistik füze tatbikatına yönelik tepkilerin devam etmesi
Batılı siyaset çevrelerinin İran’ın geçen hafta gerçekleştirdiği balistik füze tatbikatına yönelik propagandalarının devamında BM güvenlik konseyi bugün kapalı kapıların ardında konu ile ilgili bir oturum düzenliyor.
Batılı siyaset çevrelerinin İran’ın geçen hafta gerçekleştirdiği balistik füze tatbikatına yönelik propagandalarının devamında BM güvenlik konseyi bugün kapalı kapıların ardında konu ile ilgili bir oturum düzenliyor.
Amerikalı yetkililer bundan önce İran’ın balistik füze denemesi BM güvenlik konseyinin Bercam nükleer anlaşması ile ilgili 2231 sayılı kararnamesine aykırı olmadığını açıklamıştı, ancak daha sonra Amerika’nın BM daimi temsilcisi Sementa Power, İran’ın balistik füze tatbikatını kışkırtıcı ve istikrarsızlığa yol açan bir hareket olarak niteledi. Geçen Cuma günü bu açıklamayı yapan Power, Washington yönetimi güvenlik konseyinden İran’ın tehlikeli balistik füze denemesi nitelediği konu hakkında tartışmak üzere bir oturum düzenlemesini istediğini açıkladı.
Öte yandan Fransa Dışişleri Bakanı da geçen Pazar günü yaptığı açıklamada, AB’nin balistik füze denemesi yüzünden İran’a karşı bazı yaptırımları uygulayabileceğini belirtti. AB Dışişleri Bakanları da bugün bir araya gelerek İran’ın balistik füze denemesini tartışıyor.
Batı’nın İran aleyhinde yürüttüğü bu kampanyanın devamında korsan İsrail’in BM daimi temsilcisi Danny Danon da Amerikalı temsilci ile eşgüdümlü hareket ederek BM güvenlik konseyinden İran’ın balistik füze denemesini kınamasını istedi.
Nisan 2015 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif BM’de düzenlenen nükleer silahların yayılmasını men eden konferansta Washington Post gazetesine verdiği demeçte şöyle demişti: Netanyahu’nun başkalarına nükleer silahların yayılmasını öğretmeye yeltenmesi çok komik oluyor. Netanyahu’nun kendisi 400 nükleer başlığın üstünde oturuyor ve bu nükleer başlıklar nükleer silahların yayılmasını yasaklayan anlaşmanın ihlalidir.
Gerçekte İran’ın füze savunma gücü son onyılda sürekli Amerika ve siyonist İsrail’in İran’a karşı olumsuz propagandalarının en önemli malzemelerinden biri oldu ve bu ikili sürekli İran’ı başka ülkelere karşı askeri tehditmiş gibi göstermeye çalıştı. Oysa İran NPT anlaşması üyesi olduğu ve bu anlaşmaya bağlı kaldığı halde bu tür iddialar sürekli tekrarlanıyor.
İran İslam Cumhuriyeti dini ve insani inançları ve savunma doktrinine göre her türlü kitle imha silahlarının üretilmesine karşıdır. İran ayrıca 2018 yılında nükleer silahsızlanma zemininde uluslararası bir konferansın en üst düzeyde düzenlenmesini önerdi, öneri BM genel kurulunda onaylandı.
İran’ın füze gücünü tehdit gibi gösterme çabası, caydırıcı güce sahip olmak ve her türlü tehdide karşı tam hazırlıklı olmak her ülkenin en meşru hakkı olduğu halde gündeme geliyor, nitekim İran İslam Cumhuriyeti de hiç bir kararnamede bu haktan men edilmiyor. Dolaysıyla İran’ın balistik füze tatbikatının bazı çevrelerce güvenlik tehdidi gibi gösterilmesi aslında başka nedenlere dayanıyor. Bu konunun bu şekilde ele alınmasının sebebi, İranofobi projesini sürdürmek için bir mazeret bulmaktır. Nitekim son dönemde ve Bercam nükleer anlaşması yürürlüğe girdikten sonra yaşanan gelişmeler, Amerika ve korsan İsrail’in İran’a karşı yeni bir komplo kurmaya çalıştıklarını gösteriyor. Bir ihtimal ise bu tür algı oluşturmanın ve baskıların arttırılması İran’ın füze gücünü BM güvenlik konseyine taşımak ve sözde İran’ın füze gücünün teknik boyutlarını incelemektir. Gerçi bu konu hatta nükleer müzakerelerin sırasında da gündeme gelmişti. ancak İran İslam Cumhuriyeti asla askeri gücünü ve füze programını müzakere konusu yapamayacağını karşı tarafa açıkça bildirdi ve böylece bu konu müzakerelerin gündeminden çıkarıldı.
Aslında İran’ın füze faaliyetleri açıkça ortadadır ve BM güvenlik konseyinin 2231 sayılı kararnamesine de aykırı değildir, fakat Amerika ve müttefikleri BM güvenlik konseyi üzerinden İran’ı baskı altında tutmaya çalışıyor, oysa bu hareket savunma alanı ile ilgili tüm uluslararası yasalara ve konvansiyonlara aykırıdır. Üstelik İran sürekli bölge içi ve bölge dışı güçlerce tehdit ediliyor ve bu tehditler azalmadığı gibi gün be gün daha da artıyor. İran İslam Cumhuriyeti ise savunma elzemleri ve öncelikleri çerçevesinde savunma doktrinini caydırıcılık ve etkili savunma doğrultusunda güç teçhizatı üretmek üzerine düzenlemiştir.