Katar’dan İran ile ilişkilerin güçlendirilmesine vurgu
Katar Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, bu ülkenin Tahran büyükelçisi görevinin başına geri döneceğini açıkladı.
Konu ile ilgili bir bildiri yayımlayan Katar Dışişleri Bakanlığı, Doha yönetiminin bu kararı iki ülke arasındaki ilişkilerini pekiştirmek amacıyla alındığını belirtti. Katar yönetimi Tahran büyükelçisini geçen yılın Ocak ayında ve Suud rejiminin baskıları sonucunda Doha’ya geri çağırmıştı.
Katar savunma Bakanı Halid bin Muhammed Atiyye de geçen gün yaptığı açıklamada, Arabistan ve müttefiklerinin Katar’a dayattıkları zalimane yaptırımların ardından İran İslam Cumhuriyeti hava sahasını Katar uçaklarına açarak Doha’nın ilk solunum yolunu açmış olduğunu belirtmişti.
Bakan Atiyye, İran hava sahasını Katar uçaklarına açmaktan başka, Katar halkının gıda maddeleri başta olmak üzere zaruri gereksinimlerini de karşılamaya başladığını vurguladı.
Arabistan ve üç müttefiki olan Mısır, BAE ve Bahreyn, 5 Haziran 2017’de Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesti ve bu ülke ile kara, hava ve deniz sınırlarını kapattı. Söz konusu dört ülke Katar yönetimini Riyad liderliğindeki Arap akımı ile eşgüdümlü hareket etmemekle suçladı. Öte yandan Arabistan, Mısır, BAE ve Bahreyn 23 Haziran 2017 tarihinde Katar yönetimine bu ülkelerin isteklerinden oluşan bir liste gönderdiler ve Doha ile ilişkilerinin yeniden normalleşmesinin bu listede yer alan tüm isteklerinin yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirttiler. Arabistan ve müttefiklerinin Katar için belirledikleri en önemli şartların arasında, Katar’ın İran İslam Cumhuriyeti ve Lübnan Hizbullah hareketi ve Filistinli direniş grupları ile ilişkilerini kesmek yer alıyordu.
Ancak Katar yönetiminin bu isteklere karşı takındığı kesin tavrı, Arabistan ve müttefiklerinin mantıksız, zorba ve müdahaleci görüşlerini Katar’a dayatmakta başarısız olduklarını ve bu dört ülkenin Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti’ni bölgede inzivaya itmeye yönelik zaten başarısız olan politikasının güdümünde hareket etme gayretleri de sonuç vermediğini ortaya koydu.
Katar yönetimi özellikle son aylarda Hamas ve Hizbullah hareketleri İslam düşmanları ile savaşan iki direniş gücü olduğunu ve İran da bölgede İslamî bir devlet sayıldığını belirtti. Bu tutum aslında Katar’ın yeni diplomatik ve siyasi tutumunu ve bölgenin üstün ve bağımsız gücü olarak İran’a yöneldiğini gösteriyor. Bu şartlarda Katar ve Arabistan arasındaki gerginliğin tırmanması da bundan bir kaç ay önce Riyad’da Amerika Başkanı Donald Trump’ın katılımı ile düzenlenen zirvede sergilenmeye çalışılan ittifakın, ne denli kırılgan olduğunu gösteriyor.
Amerika Başkanı Donald Trump’ın 20 Mayıs 2017’de Arabistan’ı ziyaret etmesi ve iki ülke arasında 100 milyar dolarlık silah anlaşması imzalanması ve özellikle Trump’ın Riyad zirvesinde garez-kar sözlerinden sonra, Katar ve Arabistan arasındaki kriz dışa vurdu. Aslında bu krizin patlak vermesi, Arabistan’ın kendince Arap NATO’sunu kurma yönündeki çabalarının başarısız olduğunun da işaretidir. Suud rejimi İran ile mücadele bağlamında Arap NATO’sunu kurmak için çok çaba harcadı, ama başarılı olamadı, çünkü Katar’dan başka Umman ve Kuveyt de İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkilerin gelişmesine vurgu yapıyor ki bu da Arabistan ve seyrek sayıdaki müttefikinin bölgede daha da inzivaya itildiklerini ortaya koyuyor./