Nicky Hilly’nin Bercam karşıtı misyonu
-
Nicky Hilly’nin Bercam karşıtı misyonu
Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nicky Hilly bir kez daha Bercam nükleer anlaşması ile ilgili açıklamasında uluslararası boyutu olan bu anlaşmayı zayıf ve eksik bir anlaşma gibi göstererek Amerika’nın bu anlaşmayı sabote etmesinin yolunu açmaya çalıştı.
Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nicky Hilly Salı günü American Interprise müessesesinde yaptığı konuşmada bir kez daha uluslararası camianın ve UAEK genel müdürü Yokio Amano’nun raporuna aykırı ve gerçek dışı bir tutum sergileyerek, Bercam nükleer anlaşmasını eksik ve kısıtlı bir anlaşma niteledi ve İran İslam Cumhuriyeti’ni bu anlaşmayı defalarca ihlal etmekle suçladı.
Fransa’nın Amerika büşükelçisi Gerard Araud, Amerika’nın BM temsilcisi Nicky Hilly’nin Salı günü Bercam nükleer anlaşmasına yönelik açıklamasının ardından twitter hesabında, İran ile anlaşma sırf nükleer mesele üzerine olduğunu ve başka konuları kapsamadığını, İran şimdiye kadar bu anlaşma çerçevesinde tüm yükümlülüklerine bağlı kaldığını yazdı.
Fransa’nın Washington büyükelçisi Araud’un bu tutumu, uluslararası toplumun Amerika Başkanı Donald Trump yönetiminin Bercam nükleer anlaşması karşıtı uygulamalarının karşısında durduğunu ortaya koydu. Fransa’dan önce İngiltere yönetimi de geçenlerde bu ülkenin Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kalacağını ve diğer tarafların da bu anlaşmaya bağlı kalması için çaba harcayacağını açıklamıştı.
Öte yandan Avrupalı devlet adamlarının ABD Başkanı Trump yönetiminin Bercam karşıtı hareketlerine gösterdikleri tepkilerin ardından UAEK genel müdürü Yokio Amano da geçen Perşembe günü Bercam nükleer anlaşmasından sonra İran ile ilgili yayımladığı sekizinci raporunda bir kez daha Tahran yönetimi Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını vurguladı. Bu rapor Amano’nun Amerika’nın BM temsilcisi Nicky Hilly ile görüşmesinden bir kaç gün sonra yayımlandı. Trump’ın temsilcisi Hilly görüşmede UAEK genel müdürü Amano’yu telkinlerinin etkisi altında bırakmak ve İran’da Bercam nükleer anlaşmasında üzerinde mutabakata varılan denetlemelerin kapsam alanını genişletme konusunda ikna etmek için çok uğraştı. Ancak Amano’nun yayımladığı sekizinci raporu, İran’ın nükleer tesislerinin nereye kadar denetleneceğini belirleyen tarafın ABD olmadığını ortaya koydu. Gerçekte UAEK’nun İran’ın nükleer tesislerinde yaptığı denetimlerin temelini Bercam oluşturuyor.
Ancak UAEK genel müdürü Amano’nun son raporunda İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını vurgulamasına rağmen Amerika hakimiyetinde bu anlaşmaya karşı çıkan kesim her ne şekilde olursa olsun bu anlaşmayı zayıf ve kısıtlı bir anlaşma gibi tanıtmaya çalışıyor.
Aslında Trump yönetimi Bercam karşıtı bir politika izleyerek iki önemli hedefe ulaşmaya çalışıyor. Amerika ilkin anlaşmadaki yükümlülüklerini getirmemek için Tahran’a baskı uyguluyor ve böylece Bercam anlaşmasını ihlal etme noktasına getirmeye çalışıyor ve sonuçta Amerika’nın Bercam’dan çekilme bedelini İran’a ödetmeye çalışıyor. İkinci mesele şu ki Trump Tahran yönetimini yükümlülüklerini yerine getirmemekle suçlayarak İran’ı sorumsuz ve güvenliği bozan bir ülke gibi tanıtmaya çalışıyor.
Gözlemciler de Trump yönetimi İran’ı Bercam anlaşmasını ihlal etmeye zorlayarak dünyaya anlaşmayı ihlal eden tarafın İran olduğunu söylemeye çalıştığını ve Amerika’nın hiç bir suçu olmadığını telkin etmek istediğini belirtiyor.
Amerika yönetimi her üç ayda bir İran’ın Bercam anlaşmasına bağlı kalıp kalmadığını onaylaması gerekiyor. Amerika şimdiye kadar iki kez İran’ın Bercam’a bağlı kaldığını onayladı. Şimdi Trump yönetimi üçüncü kez Ekim ayında kongreye bu bağlamda rapor sunması gerekiyor. Bu yüzden şimdi herkes Amerika yönetiminin üçüncü raporunu nasıl hazırlayacağını merakla bekliyor.