Nükleer anlaşma ile ilgili Trump'ın olası kararına itirazlar sürüyor
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i86795-nükleer_anlaşma_ile_ilgili_trump'ın_olası_kararına_itirazlar_sürüyor
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ve nükleer anlaşmaya yönelik stratejisini ilan edecek zaman yaklaşırken, Washington'un nükleer anlaşmaya bağlı kalıp, yükümlülüklerini yerine getirmesi için istişarelere yoğunlaştı.
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Ekim 10, 2017 09:04 Europe/Istanbul
  • Nükleer anlaşma ile ilgili Trump'ın olası kararına itirazlar sürüyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ve nükleer anlaşmaya yönelik stratejisini ilan edecek zaman yaklaşırken, Washington'un nükleer anlaşmaya bağlı kalıp, yükümlülüklerini yerine getirmesi için istişarelere yoğunlaştı.

Haber kaynakları, ABD Başkanı Donald Trump'ın perşembe günü 12 ekim tarihinde yapacağı konuşmada İran'a yönelik yönetiminin kapsamlı stratejisini açıklayabileceğini bildiriyor. 15 ekim tarihinde ABD Kongresi'nce 2015 yılında onaylanan "İran'ın nükleer anlaşmasını inceleme yasası" uyarınca İran'ın nükleer anlaşmaya bağlı kaldığına dair 90 günlük fırsat gelmiş olacak. 

Yapılan değerlendirmelerin çoğunda, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından İran'ın nükleer anlaşmaya bağlı kaldığını 8 kez rapor edilmesine rağmen ABD Başkanı Trump İran'ın nükleer anlaşmaya uymadığını ilan ederek, nükleer anlaşmanın kaderini belirlemek kongreye rapor sunmak üzeredir.

Bu karar, İran'a yönelik nükleer yaptırımların askıya alınmasının iptali halinde, 7 ülke, AB ve BM Güvenlik Konseyi tarafından imzalanan anlaşmanın yok olmasına sebebiyet verecek.

Nükleer anlaşma üzerinden küresel iradeye ABD'nin meydan okuması, geniş çaplı itiraz ve tepkilere yol açmıştır. Son günlerde, dünyanın önemli ve etkin ülkelerinin neredeyse tamamı, önemli uluslararası örgütlerin başkanlarıyla birlikte, Trump'ı nükleer anlaşmayı tehlikeye atmaktan sakındırmışlardır.

Bazıları da, bu tür çabaları, orman yasasını, uluslararası kuralların yerine ikame etme olarak nitelemişlerdir.

ABD'nin çabalarını, ateşle oynamaya benzeten gruplar da bu arada vardır.

ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilme ihtimaline karşı uluslararası itiraz ve muhalefetlere paralel olarak Amerika'nın kendi içinde de çok etkili kişilerin Trump'ın bu tutumuna sert karşı oldukları görülmektedir. Amerika dışişleri bakanı ile savunma bakanı ABD'nin Kapsamlı Ortak Eylem Planı denen nükleer anlaşmaya bağlı kalması zaruretini bildiren etkili isimlerden sadece ikisidir. Bundan üç ay önce Tillerson ve Mattisle ABD başkanının güvenlik işlerinden sorumlu danışmanı general Raymond McMaster, Trump'ın ve diğer bazı radikal hükümet yetkililerine karşı galebe çalmış ve İran'ın nükleer anlaşma KOEP'e bağlı kaldığını ilan etmesi hususunda Trump'ı ikna edebilmişlerdi.

Ayrıntıları şöyle dursun, nükleer anlaşma İran'ın nükleer programının geleceği veya Tahran'a yönelik yaptırımların nasıl kalkması konusunda, ülkelerin uluslararası anlaşmalara bağlılığı için bir kriter ve ölçü haline gelmiştir.

ABD gibi bir ülkenin farklı bir zaman diliminde yaptığı anlaşmanın yönetim değişince yaklaşım değişikliğine gidip, toplu anlaşmayı bozması, dünya için tehlikeli bir mesaj göndermiş olacak.

Bundan böyle, dünyada hiçbir taraf, hatta müttefikleri, ABD yönetiminin söz ve taahhütlerine güvenmeyecek ve dünya genelinde ABD'ye yönelik güvensizlik artacak.

İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer anlaşma ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesi Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından 8 kez rapor edilirken, ABD'nin nükleer anlaşmadan cayması, Washington'un prestijini önemli boyutta zedelemiş olacak. 

AB üyeleri başta olmak üzere birçok ülke, nükleer anlaşmanın ardından İran İslam Cumhuriyeti ile ekonomik münasebetlerini geliştirmek ve yatırım için onlarca milyar dolar ayırırken, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi veya anlaşmanın uygulanmasına engel olması, diğer ülkelerin ekonomik çıkarlarını da tehlikeye sokmuş olacak.

Bu yüzden nükleer anlaşmanın ölmesi veya yaralanması, sadece ABD tarafından İran'a yönelik hasmane bir girişim sayılmayacak, aynı zamanda, Washington'un uluslararası camiaya bir nevi savaş ilanı ve ABD'liler'in uluslararası düzene istilacı dönemine geri dönüşü olarak görülecek.