Erdoğan’ın seçim kampanyasında münazaraya katılmayı reddetmesi üzerine
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi CHP’nin cumhurbaşkanlığı adayı Muharrem İnce’nin seçim kampanyaları çerçevesinde TV münazarasına katılmayı reddetti.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçim kampanyaları çerçevesinde rakibi Muharrem İnce ile TV kanalında münazaraya katılmayı reddetmesine gerekçe olarak rakip adaylarının böylece onun sayesinde itibar kazanmaya çalıştıklarını ileri sürdü.
Erdoğan’ın bu iddiası, Cumhuriyet Halk Partisi CHP Türkiye büyük millet meclisinde anamuhalefet partisi ve Türkiye’nin en eski ve en büyük partilerinden biri olduğu ve AKP henüz kurulmadan yıllar önce kurulan ve nerdeyse Cumhuriyet tarihi kadar mazisi olan bir parti olduğu ve hali hazırda da AKP’den sonra Türkiye halkı arasında en geniş tabana sahip olan bir parti konumunda yer aldığı, bu yüzden bu partinin adayı Muharrem İnce’nin Erdoğan’la TV münazarasında itibar kazanmaya ihtiyacı olmadığı halde gündeme getiriyor.
Ancak buna karşın Ankara kulislerinde muhalefet partileri cumhurbaşkanlığı seçim kampanyaları konusunda da adayların arasında adalet ilkesine asla uyulmadığını belirtiyor.
CHP’nin cumhurbaşkanlığı adayı Muharrem İnce geçen Pazar günü seçim kampanyaları çerçevesinde düzenlediği ilk oturumunda da cumhurbaşkanlığı adaylarının görüş ve programlarının medya tarafından yansıtılma biçimini sert bir şekilde eleştirerek, hiç bir TV kanalı kendisinin açıklamalarına yer vermediklerini belirtti. İnce, bu tutumun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rakiplerine karşı zalimane bir tutum olduğunu ve amacı da Erdoğan’ın rakiplerini zayıf göstermek olduğunu vurguladı.
Konu ile ilgili bir değerlendirmede bulunan Türkiye meseleleri uzmanlarından Abbas Aslan ise şöyle diyor: Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan bu ülkenin uçaktan helikoptere ve askeri ve güvenlik kurumlarından yargı kurumlarına kadar tüm imkanları kendi hizmetine almış bulunuyor. Erdoğan ayrıca medya üzerinde da tam sulta kurmuştur. Nitekim Türkiye’nin devlet radyo televizyonu TRT de adeta Erdoğan’ın resmi sözcüsü sayılır.
Ancak tüm bu gerçeklere rağmen, Türkiye’de önümüzdeki cumhurbaşkanlığı ve parlamento erken seçimleri aslında bir nevi adayların Türkiye’de ve bölgede cari gelişmelere ve olaylara karşı tutumları arasında bir nevi referanduma benzediği söylenebilir. Bu seçimler aynı zamanda Türkiye devletinin bu gelişmelere ve olaylara karşı tutumu, Ortadoğu bölgesinde gündemde olan cari meseleler ve krizlerle nasıl teamülde bulunduğu ve yine başta Kürt sorunu olmak üzere bu ülkenin iç siyaset arenasındaki sorunlara yaklaşımı bakımından da büyük önem arzediyor.
Buna göre gözlemciler Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve parlamento erken seçimleri ardından bu ülkenin kendi tarihinde yeni bir aşamaya girmiş olacağını belirtiyor. İşte bu yüzden bağımsız gözlemciler de Türkiye’de önümüzdeki seçimlerde Kürtler gibi etnik azınlıkların ve yine aleviler gibi dini azınlıkların cumhurbaşkanlığı ve parlamento erken seçimlerinde kader belirleyici rol ifa edeceğinden söz ediyor.
Bu arada bir çok uzmanın Türkiye’de muhalefet kanadında yer alan siyasi güçlerin Türkiye meclisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlarını engelleyip engelleyemeyecekleri konusunda görüş ayrılığına düştüğü belirtilmelidir. Bazı uzmanlar Türkiye’de anayasa değişikliğinden sonra kurulan yeni siyasi sistemde, yani başkanlık sisteminde parlamentonun gücü iyice gerilediğini, öyle ki herhangi bir parti mecliste çoğunluğu sağlaması durumunda bile seçilen Cumhurbaşkanı yolunda ciddi engel oluşturamayacağını belirtiyor.
Her halükarda şimdi Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve parlamento erken seçimleri arifesinde yürütülen istişareler ve kurulan ittifaklar, iktidar AKP’nın oy kaybına uğradığını ortaya koyduğu ifade ediliyor./