Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki Talepleri
https://parstoday.ir/tr/news/turkey-i139725-türkiye'nin_doğu_akdeniz'deki_talepleri
Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tüm ülkelerin uluslararası hukuka uygun bir şekilde Doğu Akdeniz bölgesinden yararlanabileceklerine vurgu yaptı.
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Aralık 10, 2019 04:48 Europe/Istanbul
  • Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki Talepleri

Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tüm ülkelerin uluslararası hukuka uygun bir şekilde Doğu Akdeniz bölgesinden yararlanabileceklerine vurgu yaptı.

Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan Erdoğan; “Türkiye ve Libya arasında bir mutabakat metni imzaladık… Uluslararası hukuktan doğan haklarımız neyse onu koruyacağız."
Doğu Akdeniz bölgesi, petrol ve doğalgaz rezervlerinin bulunduğu bir bölge olmasına rağmen deniz sınırların tam olarak belirlenmemesi yüzünden kıyıdaş ülkeler petrol ve doğalgaz rezervlerini kullanmak hususunda ciddi ihtilaflar yaşamaktadırlar. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs adasının sahil bölgesinde sondaj yapmasından ötürü, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ihtilaflar daha da şiddetlenmiştir. 
Akdeniz'deki Kıbrıs adası Yunanistan ve Türkiye arasındaki ihtilaflar sonucu 1974 yılında askeri çatışmaların ardından Türk ve Rum kesimi olmak üzere ikiye bölündü. Kıbrıs Rum kesimi yani Güney kesimi bağımsız bir ülke olarak Birleşmiş Milletler tarafından resmen tanınsa da Kuzey bölgesi yani Türk kesimi sadece Türkiye tarafından bir ülke olarak tanınmıştır. 
Türkiye ve Yunanistan'ın Kıbrıs adası üzerinden yaşadığı sorunlar ve ihtilaflara ilaveten Türkiye ve Libya arasında 27 Kasım'da imzalanan anlaşmanın da birçok bölge ve dünya ülkesinin eleştirilerine neden olduğu söylenmelidir. Bu çerçevede Türkiye ile sınır bölgelerde sorun yaşayan Yunanistan, "Böyle bir anlaşma coğrafi bakımından da gülünçtür. Çünkü Türkiye ve Libya sahilleri arasında bulunan Yunanistan'a ait Girit adası bu anlaşmada gözardı edilmiştir." Açıklamasında bulundu.
Aslında bu anlaşmanın Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kızdırdığı söylenebilir. Söz konusu ülke yetkilileri, Türkiye ve Libya'nın son anlaşmasını kendi deniz hukuku ve sınırlarının ihlali olarak değerlendiriyorlar. Türkiye ve Libya arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından, Yunanistan hükümeti Libya'nın Atina büyükelçisini çağırarak onu istenmeyen unsur olarak ülkeden ihraç ettiler. Atina hükümeti aynı zamanda Avrupa Birliğinden Yunanistan'ı Ankara ve Trablus arasında imzalanan anlaşma karşısında savunmasını istedi. 
Avrupa Birliği daha önce ise "Türkiye'nin Kıbrıs açıklarında petrol ve doğalgaz arama bağlamındaki sondaj projelerinin bölgede büyük bir kaygıya yol açtığı" konusunda uyarıda bulunmuştu. Avrupa Birliği ayrıca, Türkiye'nin bu girişiminin, gerilimleri arttırdığı ve kabul edilemez olduğu konusunda uyarılarda bulundu. 
Amerika dışişleri bakanlığı da son Ankara-Trablus anlaşmasını yapıcı olmayan, kışkırtıcı bir anlaşma olarak değerlendirdi. 
Türkiye ve Libya'nın deniz sınırları hakimiyeti, güvenlik ve petrol alanındaki iş birliği anlaşmasına yönelik bölgesel ve küresel tepkiler, Türkiye'nin deniz gücünü arttırması ve Akdeniz'deki kendi stratejik kapasitelerine vurgu yapması yönünde adım attığı bir sırada gerçekleşmektedir. 
Gerçekte Türkiye'nin bu anlaşmayı sağlaması, Erdoğan takımının siyasi ve savunma doktrininin önemli bir parçasıdır. Bu hususta birçok Türkiyeli siyasi analist ve uzman, Ankara'nın son yıllarda yeterince denizdeki konumunun kıymetini bilmediğini ve jeopolitik deniz özelliğinden yararlanmadığını, kendi deniz sınırlarını yani Mavi Vatanı kendi haline bıraktığını düşünüyor. 
Bu yüzden görünen o ki Erdoğan hükümeti şimdi de Türkiye'nin yıllarca kaybedilen bu çıkarlarını sağlamak için yeni girişimlerde bulunmaya çalışıyor. Libya ile yapılan son münhasır bölge anlaşması da bu çerçevede değerlendirilmelidir.