Türkiye ve Yunanistan arasında yeni gerginlik
-
Türkiye
Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Selanik Başkonsolosluğu görevlisinin aracının kundaklanmasını şiddetle protesto ettiklerini belirtti.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Selanik Başkonsolosluğu görevlisinin aracının kundaklanmasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Selanik Başkonsolosluğumuz görevlisinin özel aracının 23 Aralık sabaha karşı kundaklanmasını şiddetle protesto ediyoruz.
Bu vahim hadiseye ilişkin tepkimiz, gerek Bakanlığımızca Ankara’da Yunanistan Büyükelçisi, gerek Atina Büyükelçiliğimizce Yunan makamları nezdinde gösterilmiş olup, gerekli sözlü ve yazılı girişimlerde bulunulmuştur.” Dedi
Bundan önce de eylül ayında başkent Atina'daki Türk Hava Yolları'nın (THY) ofisi saldırıya uğramıştı. Ofise girmeye çalışan bir grup, girişteki cam kapıya zarar vermış ancak içeri girmeyi başaramamıştı. Mesai saati öncesi yapılan saldırıyı anarşist grup Ruvikonas üstlenmişti.
Hami Aksoy yayınladığı bildiride bu konuya atıfta bulunarak, “Yunanistan’daki diplomatik personelimize ve mal varlıklarına yönelik benzer olaylar maalesef son yıllarda artmaya başlamıştır. Yunan makamlarından, bu tür eylemleri engellemelerini ve misyonlarımız ile personelinin korunmasına yönelik tüm gerekli tedbirleri almalarını, bu olayların faillerini yargı önüne çıkararak, hak ettikleri şekilde cezalandırılmalarını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Aslında benzer acı olayların, iki ülke arasında gerginliklerin yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleştiği söylenebilir.
Türkiye ve Yunanistan arasında Kıbrıs adası ile ilgili anlaşmazlık, son 10 yıldan az bir süre zarfında petrol ve doğal gaz havzalarının bulunması ise gerginliğin doğa Akdeniz’e kadar yayılmasına sebep olmuştur. buna ilaveten askeri, güvenlik ve deniz sınırları ile ilgili Libya’da BM tarafından resmiyete tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti- UMH ile Türkiye arasında 27 kasım tarihinde imzalanan 2 anlaşma da zaten var olan anlaşmazlıkları daha da yoğunlaştırdı.
Bu yüzden söz konusu anlaşmaların imzalanması Akdeniz kıyı ülkeleri ve özellikle Mısır, Yunanistan ve kıbrıs’ın yoğun tepkisi ile karşılaştı. Amerika, Rusya ve Avrupa Birliği de her iki anlaşmaya tepkili. Yunanistan Türkiye’ye itiraza ilaveten Libya’ya bir heyet göndererek, itirazını Ulusal Mutabakat Hükümeti- UMH’ye bildirdi.
Aslıdna Türkiye ve Yunanistan arasındaki sorunların her geçen gün yeni boyutlar kazandığı bir dönemde Türkiye söz konsu iki anlaşma ile Akdeniz’de kendi askeri varlığını daha da pekiştirmek için yeni fırsat bulduğu söylenebilir.
Bundan önce Ankara yönetimleri, Kıbrıs adasında yaşayan türkleri destek bahanesi ile Akdeniz’in doğusunda hazır bulunmaya çalışırdı.
Kuzey Kıbrıs veya Türk kesiminin BM’e üye olmaması ve sadece Türkiye tarafından resmiyete tanınması nedeni ile Türkiye’nin Akdeniz’de askeri varlığının mantıklı bir gerekçesi ve ilkeli pek bir sebebi yoktu. Fakat Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti –UMH ile varılan anlaşma sonucu Türk askerler, UMH’ye destek vermek için Libya’nın Akdeniz sahillerine yakın bölgede rahatlıkla ve legal bir şekilde keşif ve sondaj çalışmalarını yürütebilir.
Aslında Türkiye’nin Akdeniz’deki hareketlilikleri artık daha mantıklı ve ilkeli sebepler kazanmıştır, zira Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti BM tarafından resmiyete tanındığı için bu hükümet ile varılan tüm anlaşmalar resmiyete tanınıyor.
Buna ilaveten söz konusu anlaşmaların imzalanmasından beri Türkiye yetkilileri çeşitli düzeylerde gerektiğinde ve istenildiği takdirde Libya’ya askeri yardım göndermeye hazır olduklarını duyurdular.
Fakat burada bir gerçek var, Türkiye’nin Yunanistan’daki temsilcilikleri veya çalışanlarına yapılan saldırılar ve verdirilen hasarların Türkiye’nin siyasetteki girişimlerine karşı ilkeli ve doğru bir tepki olmadığı söylenmelidir./