Türkiye'den Suriye Parlamentosuna Ermeni Soykırımı Hususunda Tepki
-
Türkiye
Türkiye dışişleri bakanlığı Suriye parlamentosunun son zamanda Ermeni soykırımını tanıma hususundaki kararını kınadı.
Türkiye dışişleri bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy Suriye parlamentosunun Ermeni soykırımı olaylarını resmen tanıması kararı ile ilgili açıklamalarda bulunarak bu kararı kınadı ve bu girişimin tamamen göstermelik bir adım olduğunu ileri sürdü.
Kimi Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na üye ülkelerinin Ermeni soykırımı meselesini tanımasının ardından ve bu sürecin devam etmesi göz önünde bulundurulduğunda şöyle bir değerlendirme yapmak mümkün: Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin Suriye parlamentosunun son kararına tepkisi, sadece medyatik ve propagandif boyutlar taşıyıp bunun ötesine geçmemektedir.
Şimdiye dek 30 ülkeyi aşkın ve de bir kaç uluslararası kurum ve kuruluş Osmanlı devleti tarafından Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni tehcirini Ermeni soykırımı olarak resmen tanımıştır. Buna rağmen Türkiye hükümeti her daim Ermeni soykırımı ifadelerini ciddiyetle reddetmektedir.
Suriye parlamentosu 13 Şubat perşembe günü oy birliği ile Ermenilerin Birinci Dünya Savaşında Osmanlı devleti tarafından soykırıma maruz kaldığı tasarıyı onayladı ve Ermeni soykırımını kınadı.
Kuşkusuz Türkiye'nin Suriye topraklarına saldırması ve Ankara hükümeti makamlarının da Şam hükümetine yönelik sözlü saldırılar, Suriye parlamentosundaki Ermeni soykırımı kararının alınmasını hızlandırdı. Doğal olarak bu karar, küresel anlamda Türkiye halkı ve hükümetinin zararınadır. Gelecekte böyle bir kararın istenmeyen sonuçları ise daha açık bir şekilde gün yüzüne çıkacaktır.
Bu hususta Suriye parlamento başkanı Hamude Sabbağ Ermeni soykırımı kararının onaylanmasının ardından yaptığı konuşmada Türkiye'nin Suriye'nin Kuzeyindeki hasmane girişimlerine değinerek şöyle bir açıklamada bulundu: "Türkiye Suriye aleyhindeki hasmane girişimlerini Osmanlı düşünceleri çerçevesinde yapmaktadır. "
Suriye Parlamento başkanı sözlerine şöyle açıklık getirdi: " Suriye halkı bu tür cinayetleri çok iyi anlıyorlar. Çünkü kendileri de bu tür olaylara maruz kalmışlardır. "
Son günlerde Türkiye ordusu İdlib'deki silahlı muhalif ve terörist grupları desteklemek adına Suriye ordusunun bu bölgelerdeki altyapı tesislerini ve mevzilerini hedef almıştır. Buna rağmen Halep ve İdlib bölgeleri Suriye topraklarındaki teröristlerin son barınağıdır.
Türkiye'nin Suriye'nin Kuzeyine yönelik saldırısı Suriye yasal hükümetinin tepkilerine ve küresel kınamalara yol açmıştır. Bu doğrultuda internet gazetesi Ray El Yevm baş editörü Arap dünyasının tanınmış uzmanı Abdülbari Atwan da köşe yazısında Ankara hükümeti makamlarına özellikle de Türkiye cumhurbaşkanı ve partili arkadaşlarına şöyle bir tavsiyede bulunmuştur: "Şam'ın işgal edilmesi, Esad'ın düşmesi ve Emevi camisinde namaz kılmak gibi kışkırtıcı açıklamalardan sakınılmalıdır. Çünkü bu aldatıcı ifadeler gerçek dışıdır. Ayrıca bu ifadeler ne hükümet karşıtı silahlı ve sivil muhalifleri memnun edecek ne de diğerlerini. Ancak tam tersi sonuçlar doğuracaktır. Libya dosyasında da söylenenler gibi. "
Böyle bir ortamda kuşkusuz Türkiye hükümeti makamlarının tehditvari açıklamaları ve Türkiye'nin komşularına yönelik siyasetler nafile olacaktır. Bu çerçevede bu siyasetler acilen değişmelidir. Özellikle de Ankara hükümeti muhalifleri liderleri de son bir yılda Türkiye hükümetinden Suriye topraklarından çıkmasını ve Suriye yasal cumhurbaşkanı Beşar Esed ile doğrudan diyalog kurmasını istemeleri göz önünde bulundurulduğunda bu değişim büyük önem taşıyor.
Çünkü Türkiye'nin Suriye'ye yönelik siyasetlerinin değişmesi hem Türkiye halkı hem hükümeti lehinedir. Aksi takdirde öngürlemez durumlar ile karşı karşıya kalınabilir.