Türkiye'nin Libya'da Suudi Arabistan'a Bağlı Güçleri Uyarması
Türkiye'nin Libya'daki askeri varlığı ve bu ülke toprakları içerisinde Suudi Arabistan gibi gerici Arap ülkeleri ile vekalet savaşı yürütmesi Ankara hükümetinin Afrika kıtasındaki sorunlarını kat kat arttırmıştır.
Türkiye hükümetinin Libya'daki Suudi Arabistan ve BAE destekli güçlere gösterdiği askeri tepkiler çerçevesinde Türkiye dışişleri bakanlığı Libya'nın doğusundaki konuşlu Halife Hafter güçlerine Türkiye çıkarlarını ve diplomatlarını hedef alma konusunda uyardı.
Kuşkusuz Türkiye'nin askeri olarak Libya'da varlığını sürdürmesi halinde gelecekte Türkiye bu süreçten daha fazla zararlı çıkacaktır. Libya'nın Türkiye ile ortak sınıra sahip olmamasına rağmen Türkiye bu ülkeye askeri çıkarma yapmıştır. Buna rağmen görünen o ki Ankara hükümeti yetkilileri ve liderleri Libya'nın büyük doğalgaz ve petrol zenginliklerine göz dikerek bu ülkeye asker göndermiştir. Aynı zamanda Türkiye'nin Libya'da kimi gerici Arap hükümetleri ile vekaleten savaşması Ankara hükümetinin Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelere siyasi mesajların iletilmesine de zemin hazırlamıştır. Buna ilaveten Türkiye kara sınırlarından uzak bu savaş Türkiye halkını da olası zararlardan korumaktadır. Gerçekte Türkiye hükümetinin Libya'daki varlığı Türkiye kamuoyu ve muhalefetten de ciddi eleştirileri Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yöneltmiştir. Bu hususta eski Türkiye genelkurmay istihbarat başkanı emekli korgeneral İsmail Hakkı Pekin Türkiye'nin Libya'daki faaliyetlerinin bu ülkenin Suudi Arabistan ve BAE ile rekabeti ile doğrudan ilişkili olduğunu söyleyip Libya meselesinin sırf iç bir mesele olmadığını artık küresel bir meseleye dönüştüğünü belirtti.
Kendini Libya ulusal ordusu komutanı olarak adlandıran General Halife Hafter ise geçen 12 Aralık tarihinde şöyle bir tehditte bulunmuştu:" Trablus'a kader belirleyici bir saldırı gerçekleştireceğiz. "
Halife Hafter 4 Nisan günü ise bu şehri ele geçirmeye yönelik saldırılarını yeniden başlattı.
Libya eski lideri Muammer Kaddafi yönetiminin 2011 yılında devrilmesinin ardından bu ülke Batı ve Doğu olmak üzere iki paralel yönetim tarafından yönetilmeye başlandı. Faiz El Serac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti ülkenin Batısında bulunan başkent Trablus'ta uluslararası toplum tarafından resmen tanınan bir şekilde yönetimi eline aldı ve ülkenin Doğusundaki Tobrok bölgesinde de Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu militanları yönetimi ele geçirdi. Libya'nın devrilmiş lideri Muammer Kaddafi'nin yakın dostlarından General Halife Hafter bu süreçte Mısır, BAE ve Suudi Arabistan destekleri ile geçen yıldan itibaren başkent Trablus'u askeri operasyon ile ele geçirmeye çalışmıştır. Ancak Libya Ulusal Mutabakat Güçleri ve müttefiklerinin direnişi ile karşılaştı ve şimdiye dek Trablus'un içine sızamadı. Bu çerçevede Faiz El Sirac güçlerinin de Türkiye, Katar ve İtalya tarafından desteklendiği söylenmelidir.
Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti cumhurbaşkanlık konseyine bağlı birlikler ise General Halife Hafter güçlerinin askeri saldırılarına karşılık " Öfke Fırtınası " operasyonuna başladılar. Libya'daki olup bitenlere rağmen şöyle bir değerlendirme yapmak mümkün:" Libya'da iki paralel yönetimin var olması ve bu büyük Afrika ülkesinin yönetilmesindeki ihtilaflar, savaşta olan güçleri dış güçler vesilesi ile tamamen iktidarı ele geçirmeye teşvik etmiştir. Bu çerçevede günden güne Libya sorunu daha da büyümektedir.
Genel olarak Libya hususunda şöyle bir değerlendirme yapmak mümkün: Türkiye'nin Libya müdahalesi Suriye müdahalesi kadar büyük tepkilere yol açmasa da ancak bu askeri varlık ve müdahale devam ettiği durumunda Türkiye halkının da bu vekalet savaşından zarar göreceği kesindir.