Türkiye'nin Libya'ya askeri güç konuşlandırma çabası
Türkiye'nin Libya'daki vekalet savaşına ciddi şekilde katılmasının ardından Ankara yetkilileri, Libya'da iki askeri üs kuracaklarını duyurdular.
Bu bağlamda açıklama yapan Türkiye üst düzey askeri yetkilileri, İHA'lar ve askeri ekipmanların konuşlandırılması için Türkiye'nin Libya'da askeri üsler kurması gerektiğini belirttiler.
Türkiye'nin Libya'ya askeri olarak konuşlanması halinde kuşkusuz, Ankara'nın Kuzey Afrika'daki konumu daha da güçlenmiş olacaktır. Libya'daki mevcut koşullar ve ülkenin batı ve doğusunda iki paralel hükümetin kurulması, ikiye bölünmesi ve vekalet savaşının tırmanmasına göre, Türkiye ordusunun Libya'ya konuşlanmasıyla, bu ülkede gerilim ve vekalet savaşları daha da yoğunlaşabilir.
Türkiye’de Erdoğan yönetimi, günümüzde Neo Osmanlıcılık politikasına ağırlık verirken, Ankara son bir senede BM desteğindeki Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile imzaladığı anlaşmalarla, önceden belirlenen hedeflerine ulaşmaya çalışıyor.
Libya toprakları, Osmanlı imparatorluğu döneminde Ankara dönem yetkililerinin büyük ilgi gösterip, önem verdiği topraklardan biri sayılıyordu. Çağdaş Türkiye de Libya’nın eski diktatörü Muammer Gaddafi liderliğindeki libya ile iyi münasebetler kurmuştu. Bu ilişkilerin bir kısmını ekonomik münasebetler teşkil ediyor ve Türkiye müteahhitler ve yatırımcılar Libya'da yoğun şekilde faaliyet gösteriyor ve iki ülke arasında iyi ekonomik işbirliği gelişmişti.
Başka bir ifade ile, Kaddafi hükümetinin son bulmasının ardından Türkiye, Libya'da yaşanan değişimden ekonomik olarak en fazla zarar gören ülkelerden biri oldu. Ancak Ankara yetkilileri, Libya'daki gelişmeleri takip etti. O günlerden yıllarca geçmesine rağmen Türkiye bir kez daha Libya'da kendi için önemli bir yer açmayı başarmış, üstelik Ankara yetkilileri bir kez daha Libya'da hakimiyeti destekleyen önemli aktörlerden biri haline gelmiştir.
Kuşkusuz, Kuzey Afrika, Türkiye için ideolojik olarak da büyük önem arz ediyor. Türkiye'nin Mısır'daki politikaları, General Sisi'nin Muhammed Mursi'ye karşı darbesinin ardından bir nevi çıkmaz sokağa girmesinin ardından Ankara, kendi ideolojik ajandası ve Müslüman Kardeşler'e destek verme politikasından vazgeçmedi ve Kuzey Afrika'da İhancılar'ı günümüzde de himaye ediyor.
Türkiye'nin ekonomik çıkarlarının artması ve dışarından ithal edilen enerjiye bağımlılığın artmasından duyulan endişe ayrıca Doğu Akdeniz'deki yeni enerji kaynaklarına enerji güvenliği için ulaşmaya çalışılması dikkate alındığında görünüşe göre Ankara yetkilileri, Akdeniz'de varlık göstermek için ciddi planlar hazırlamış bulunuyor.
Bu arada Türkiye, BM ve birçok ülke tarafından resmiyete tanınan ve kabul eden Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Faiz Serac ile yaptığı anlaşmalar, Ankara'nın Akdeniz'deki askeri varlığı gibi hedeflerinin gerçekleşmesine büyük katkı sağlamıştır.
Bu bağlamda İranlı uzman Dr. Rıza Solet yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin Akdeniz'deki kaynaklardan daha fazla pay alma rekabetinin yanısıra, Yunanistan, Mısır ve Siyonist rejim gibi rakiplerine karşı stratejik güç üstünlüğü kazanma peşinde olduğundan "güvenlik kuşağı oluşturma" stratejisi denen geleneksel bir stratejiyi kullandığını, ancak Akdeniz bağlamında Türkiye'nin çevresinde son sıralarda ortaya çıkan muhtelif tehditler yüzünden, daha sonra bölgede rekabetçi jeopolitik stratejisine yöneldiğini ifade etti.
Aslında Libya, Akdeniz kıyısında yer alan önemli Afrika ülkelerinden biri sayılıyor ve sahip olduğu tipik özelliklerinden dolayı Türkiye için de büyük önem arzediyor. Bu nedenle Ankara, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile münasebetlerini güçlendirmeye ve General Hafter'e karşı Serac yönetimini desteklemeye devam ediyor./