Türkiye'nin Libya'da Ateşkes İçin Yeni Şartı
https://parstoday.ir/tr/news/turkey-i148999-türkiye'nin_libya'da_ateşkes_İçin_yeni_Şartı
Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Libya'da Halife Hafter'e bağlı sözde Ulusal Ordusu güçlerinin Sirte şehrinden çıkmasını bu ülkede ateşkesin kabul edilmesinin şartı olarak belirledi.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Haziran 22, 2020 05:50 Europe/Istanbul
  • Türkiye'nin   Libya'da Ateşkes İçin Yeni Şartı

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Libya'da Halife Hafter'e bağlı sözde Ulusal Ordusu güçlerinin Sirte şehrinden çıkmasını bu ülkede ateşkesin kabul edilmesinin şartı olarak belirledi.

Kalın, "Libya Hükümeti orada olmamızı istediği sürece, orada olacağız" derken, Türkiye ile Fransa arasındaki Doğu Akdeniz gerginliğine ilişkin, "Fransız hükümeti NATO'nun güvenliğini, Akdeniz'in güvenliğini, Kuzey Afrika'nın güvenliğini ve Libya'nın siyasi istikrarını tehlikeye atıyor" ifadesini kullandı.
Kalın, katıldığı bir programda gündeme ilişkin değerlendirmede, 2015 yılında Fas'ta varılan siyasi antlaşmaya değinerek Türkiye'nin 'sürdürülebilir bir ateşkes' sağlanabilmesi için Hafter güçlerinin Sirte ve Cufra'yı boşaltması gerektiğini savunan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) bu duruşunu desteklediğini belirtti. 
Gerçekte Libya'da ateşkes planı yeni bir konu değildir.  Son bir kaç yılda Libya'daki taraflardan her hangi biri daha güçlü olduğu zaman, ateşkes için şartlar koşmuştur.  Örneğin bu yılın  Şubat ayında Halife Hafter güçleri Trablus havalimanına saldırıp  bu bölgeyi de ele geçirmeyi başarınca Trablus ve Libya'nın Batısında iktidarda olan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti için belli başlı şartlar koştu. 
Bu süreçte, Türkiye hep Libya Ulusal Mutabakat Hükümetinin yanında yer aldı. Bu yüzdendir ki Türkiye dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Libya'da ateşkesin sağlanmasına vurgu yaparak Rusya'dan sözde Libya Ulusal Ordusu komutanı Halife Hafter'i bu Afrika ülkesinde ateşkes anlaşmasını imzalamaya ikna etmesini istemişti. 
Ancak Halife Hafter güçlerinin yenilmesi ve Libya'nın Doğusuna çekilmesi ile şimdi kazanan taraf kendi şartlarını kaybeden taraflara dayatmaya çalışıyor.  
Bu hususta düşünülmesi gereken nokta ise Türkiye hükümetinin Libya Ulusal Mutabakat Hükümetinin yerine açıklamalarda bulunarak tutum bildirmesidir.  Türkiye'nin BM ve birçok ülke tarafından resmen kabul edilen Faiz El Sirac hükümeti ile anlaşma imzalaması ardından,   Ankara makamları  birçok alanda  Libya işlerine karışıp Trablus hükümetinin yerine karar almaya çalışmıştır.  
Halbuki Türkiye'ye bağlı militanlar ve askeri güçler de diğer ülkelerin güçleri gibi Libya'da vekalet savaşına karışmıştır. Bu dış müdahaleler ise Libya'da barışın ve istikrarın sağlanması sürecini zorlaştırıyor.  Buna paralel olarak Türkiye'nin Libya'daki güçleri arasında Suriyeli ve Türkmen militanların yansıra Suriye'deki terörist akımlara bağlı güçlerin bulanması, Libya'da özellikle Arap toplumun Türkiye'ye karşı nefretini yoğunlaştırmıştı.
Guardian gazetesi ise Mart ayıda  Suriye'de teröristlere bağlı  militanların varlığına değinerek, uluslararası kriz grubunda Libya işleri üst düzey bir uzmandan naklen, "Ankara'nın Libya içişlerine müdahale etmesinden dolayı Türkiye karşıtı duyguların yoğunlaştığını, bu yüzden nefret ise günden güne artabileceğini ve bunun ise Halife Hafter lehine olabileceğini" belirtti.
Libya'daki iç çatışmalara ve Türkiye'nin Faiz El Sirac güçlerinin son kazanımlarındaki rolüne rağmen, kuşkusuz Türkiye'nin Libya krizinde başka sorunlar da yaşadığı aşikârdır. 
Çoğu Batılı devlet de dolaylı bir şekilde Halife Hafter güçlerine destek vermişlerdir. Örneğin Fransa Libya'daki varlığını günden güne arttırmaktadır. Aynı zamanda Rusya da Türkiye'nin Libya'daki ekonomik ve askeri varlığına duyarlı olmuştur.
Bu yüzden, Ankara makamları Türkiye'nin Trablus hükümeti ile vardığı anlaşmaların geleceğinden kaygı duyuyorlar.  Son dönemde Ankara, Washington'a mesaj göndererek Amerika'dan Libya'da işbirliği talebinde bulundu. Gerçekte Ankara Libya'da Rusya ve Batılı devletler karşısında direnemeyeceğinden korkuyor.  
Hiç şüphesiz bu yüzden Türkiyeli askeri güçleri Libya'daki son zaferlerden sonra Libya'daki askeri tahkimatlarını güçlendirmeye çalışıyor. 
Aslında Türkiye'nin, BAE, Suudi Arabistan ve Mısır ayrıca Avrupa'nın bir bölümü gibi yeminli düşmanları olduğu bir dönemde, Libya'da güçlerini sürekli tutamayacağı şüphe götürmez bir gerçektir./