Türkiye ve AB'nin Doğu Akdeniz'de İhtilaflarının Şiddetlenmesi
https://parstoday.ir/tr/news/turkey-i150868-türkiye_ve_ab'nin_doğu_akdeniz'de_İhtilaflarının_Şiddetlenmesi
Türkiye dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu AB'nin Akdeniz'e yönelik yaklaşımı ile ilgili açıklamada bulunarak Avrupa Birliğinin Akdeniz'deki askeri operasyonunun ve bu birliğin Halife Hafter'e verdiği desteğin Libya'ya istikrarın sağlanmasına engel teşkil ettiğini belirtti.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Temmuz 30, 2020 03:49 Europe/Istanbul
  •  Türkiye ve AB'nin Doğu Akdeniz'de  İhtilaflarının Şiddetlenmesi

Türkiye dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu AB'nin Akdeniz'e yönelik yaklaşımı ile ilgili açıklamada bulunarak Avrupa Birliğinin Akdeniz'deki askeri operasyonunun ve bu birliğin Halife Hafter'e verdiği desteğin Libya'ya istikrarın sağlanmasına engel teşkil ettiğini belirtti.

 Türkiye dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu   İspanyol mevkidaşı  Arancah Gonzales ile ortak basın toplantısında   Avrupa Birliğinin Akdeniz'deki askeri operasyonunu ve Halife Hafter'e destek çıkmasını eleştirerek bu hareketlenmelerin  ateşkesin sağlanması ve krizin çözülmesi için gereken siyasi sürecin başlamasını baltaladığını belirtti. 

 Türkiye'nin  Akdeniz'in Doğu bölgelerinde Kıbrıs Adasından Libya'ya kadar bölgede uyguladığı siyasetler  Avrupalı devletlerin de rahatsızlığına neden olmuştur.  Türkiye hükümeti ise  bir yandan  Doğu Akdeniz bölgesinde sondaj ve doğalgaz ve petrol çıkarmalarına başlayarak  bu bölgedeki varlığını güçlendirmiş bir diğer yandan da Faez El Serac'ın başında bulunduğu Libya Ulusal Mutabakat  Hükümeti ile iki anlaşma imzalayarak   Libya'daki askeri varlığını iyice arttırmıştır.  

Türkiye'nin  bu alanlardaki bir yıl önceden beri başlattığı faaliyetler  Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti gibi Akdeniz kıyısında yer alan kimi ülkelerin  ve toplamda  da  kimi Avrupalı makamların ve AB'nin  tepkilerine yol açmıştır.  Öyle ki  Avrupa Birliği  temel kurum ve kuruluşları bile  Türkiye'nin  Akdeniz'deki girişimlerinin provokatif olduğunu ileri sürmüş ve bu kışkırtma çalışmalarının gün be gün hız kazandığını söylemiştir.  Örneğin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise  şöyle bir uyarıda bulunmuştu:" Avrupa Birliği bu hareketlenmelere ve gelişmelere tepki göstermezse büyük bir hata yapmış olacaktır. "

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron aynı zamanda şöyle bir açıklamada da bulundu:"  Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetleri ve hareketlenmesi Avrupa lehine değildir. Fransa ise  Türkiye hükümetine bu tür girişimlerde bulunmasına müsaade etmeyecektir.  " Bu hususta  Almanya dışişleri bakanı Heiko Maas da   Türkiye hükümetine bölgedeki  kışkırtma eylemlerinden vaz geçmesi hususunda uyarmıştı. Bu tehditlere karşılık olarak  Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan   Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj ve araştırma gemilerinin faaliyetlerinin kimsenin  müsaadesi ile çalışmadığını  şimdiye kadar da uluslararası denizcilik ve hukuk kapsamında çalışıldığını  ve bu sürece de devam edeceklerini  bildirdi. 

 Görünen o ki Avrupa makamlarının uyarıları çerçevesinde   Avrupa Birliğinin Akdeniz'deki  askeri operasyonu da  Libya'ya silah yaptırımlarını denetleme çerçevesinde gerçekleştirilmiş ve gündeme alınmıştır.  

Taraflar arasındaki  ihtilafların artmasına rağmen Türkiyeli uzmanlar  mevcut küresel gelişmelerden dolayı   Türkiye ve Avrupa Birliğinin her zamandan daha ziyade bir birlerine ihtiyaçları olduğunu belirtiyorlar.   Bu yüzden  taraflar arasındaki ihtilafların da tehditlerin hayata geçirilmesi aşamasına adım basmayacağı söylenebilir.  Bu hususta   TOBB ETÜ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bşirgül Demirtaş  Anadolu Ajansına verdiği röportajında  Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerinin iki boyutlu olduğuna değinerek  ilk boyutun Türkiye'nin bu Birliğe üyeliği olduğunu ikinci boyutun da Türkiye ve Avrupa Birliğini tehdit eden uluslararası hususlar alanında işbirliği ve koalisyon yapmak olduğunu belirtti. 

Avrupa Birliğinin  Türkiye işleri özel temsilcisi  Christian Burger ise son dönemde Ankara makamları ile görüşmesinde  Türkiye'nin  Avrupa Birliğindeki arz ve talep alanındaki çok önemli konumuna vurgu yaparak  Türkiye ve Avrupa Birliği'nin çok yakın ticari ortaklar olduğunu ve Avrupa'nın da Türkiye için büyük bir piyasa sayıldığını belirtti. 

Sonuçta   tarafların karşılıklı tehditlerde bulunmasına rağmen   her iki taraf da belli bir düzeyde toleranslı davranmaktadır.  Gerçekte  taraflar  belli sakıncaları yüzünden  diyalog ve ihtilafların çözülmesini  çatışmaya tercih ediyorlar.  Doğu Akdeniz'de yaşanan mevcut ihtilaflar hususunda da  daha ciddi  durumların söz konusu olması muhtemel değildir.