Türkiye ve AB'nin Doğu Akdeniz'de İhtilaflarının Şiddetlenmesi
Türkiye dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu AB'nin Akdeniz'e yönelik yaklaşımı ile ilgili açıklamada bulunarak Avrupa Birliğinin Akdeniz'deki askeri operasyonunun ve bu birliğin Halife Hafter'e verdiği desteğin Libya'ya istikrarın sağlanmasına engel teşkil ettiğini belirtti.
Türkiye dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu İspanyol mevkidaşı Arancah Gonzales ile ortak basın toplantısında Avrupa Birliğinin Akdeniz'deki askeri operasyonunu ve Halife Hafter'e destek çıkmasını eleştirerek bu hareketlenmelerin ateşkesin sağlanması ve krizin çözülmesi için gereken siyasi sürecin başlamasını baltaladığını belirtti.
Türkiye'nin Akdeniz'in Doğu bölgelerinde Kıbrıs Adasından Libya'ya kadar bölgede uyguladığı siyasetler Avrupalı devletlerin de rahatsızlığına neden olmuştur. Türkiye hükümeti ise bir yandan Doğu Akdeniz bölgesinde sondaj ve doğalgaz ve petrol çıkarmalarına başlayarak bu bölgedeki varlığını güçlendirmiş bir diğer yandan da Faez El Serac'ın başında bulunduğu Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile iki anlaşma imzalayarak Libya'daki askeri varlığını iyice arttırmıştır.
Türkiye'nin bu alanlardaki bir yıl önceden beri başlattığı faaliyetler Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti gibi Akdeniz kıyısında yer alan kimi ülkelerin ve toplamda da kimi Avrupalı makamların ve AB'nin tepkilerine yol açmıştır. Öyle ki Avrupa Birliği temel kurum ve kuruluşları bile Türkiye'nin Akdeniz'deki girişimlerinin provokatif olduğunu ileri sürmüş ve bu kışkırtma çalışmalarının gün be gün hız kazandığını söylemiştir. Örneğin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise şöyle bir uyarıda bulunmuştu:" Avrupa Birliği bu hareketlenmelere ve gelişmelere tepki göstermezse büyük bir hata yapmış olacaktır. "
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron aynı zamanda şöyle bir açıklamada da bulundu:" Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki faaliyetleri ve hareketlenmesi Avrupa lehine değildir. Fransa ise Türkiye hükümetine bu tür girişimlerde bulunmasına müsaade etmeyecektir. " Bu hususta Almanya dışişleri bakanı Heiko Maas da Türkiye hükümetine bölgedeki kışkırtma eylemlerinden vaz geçmesi hususunda uyarmıştı. Bu tehditlere karşılık olarak Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj ve araştırma gemilerinin faaliyetlerinin kimsenin müsaadesi ile çalışmadığını şimdiye kadar da uluslararası denizcilik ve hukuk kapsamında çalışıldığını ve bu sürece de devam edeceklerini bildirdi.
Görünen o ki Avrupa makamlarının uyarıları çerçevesinde Avrupa Birliğinin Akdeniz'deki askeri operasyonu da Libya'ya silah yaptırımlarını denetleme çerçevesinde gerçekleştirilmiş ve gündeme alınmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilafların artmasına rağmen Türkiyeli uzmanlar mevcut küresel gelişmelerden dolayı Türkiye ve Avrupa Birliğinin her zamandan daha ziyade bir birlerine ihtiyaçları olduğunu belirtiyorlar. Bu yüzden taraflar arasındaki ihtilafların da tehditlerin hayata geçirilmesi aşamasına adım basmayacağı söylenebilir. Bu hususta TOBB ETÜ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bşirgül Demirtaş Anadolu Ajansına verdiği röportajında Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerinin iki boyutlu olduğuna değinerek ilk boyutun Türkiye'nin bu Birliğe üyeliği olduğunu ikinci boyutun da Türkiye ve Avrupa Birliğini tehdit eden uluslararası hususlar alanında işbirliği ve koalisyon yapmak olduğunu belirtti.
Avrupa Birliğinin Türkiye işleri özel temsilcisi Christian Burger ise son dönemde Ankara makamları ile görüşmesinde Türkiye'nin Avrupa Birliğindeki arz ve talep alanındaki çok önemli konumuna vurgu yaparak Türkiye ve Avrupa Birliği'nin çok yakın ticari ortaklar olduğunu ve Avrupa'nın da Türkiye için büyük bir piyasa sayıldığını belirtti.
Sonuçta tarafların karşılıklı tehditlerde bulunmasına rağmen her iki taraf da belli bir düzeyde toleranslı davranmaktadır. Gerçekte taraflar belli sakıncaları yüzünden diyalog ve ihtilafların çözülmesini çatışmaya tercih ediyorlar. Doğu Akdeniz'de yaşanan mevcut ihtilaflar hususunda da daha ciddi durumların söz konusu olması muhtemel değildir.