Ankara'dan Erivan Makamlarının Açıklamalarına Tepki
Türkiye dışişleri bakanlığı Ermenistan makamlarının Sevr Antlaşmasının yüzüncü yıldönümü dolayısı ile yaptıkları açıklamalara tepki gösterdi.
Açıklamada, "Birinci Dünya Savaşı sonunda vatanımızı parçalayarak, bağımsızlık ve egemenliğimizi sona erdirmeyi amaçlayan 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Anlaşması, işgal ve imha planlarının hayasızca ortaya konduğu bir ibret vesikasıdır. Yüce Türk milleti kahramanca yürüttüğü Kurtuluş Savaşı'ndan sonra 24 Temmuz 1923 tarihinde imzaladığı Lozan Barış Antlaşması ile Sevr'i yırtıp tarihin çöplüğüne atmıştır. Tarihten ders yerine husumet çıkaranların, aradan geçen bir asıra rağmen, bu belgeden medet ummaları şaşırtıcı değildir. Asil Türk milletinin Anadolu'yu işgal etme cüretinde bulunanlara verdiği ders, emperyalizme vurduğu ağır darbe tarih kitaplarında ders olarak okutulmaktadır. Bu şanlı mücadele diğer mazlum milletlere de örnek olmuştur. Bugün kendi halkını bile beslemekten aciz bir yönetimin 100 yıl sonra Türk milletinin yırtıp attığı Sevr'i gündeme getirmeye cüret etmesi abesle iştigaldir. Böyle sinsi emellere kapılanların Türkiye'nin vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ve bekasını sürdürme kararlılığı karşısında heveslerinin kursaklarında kalacaklarını iyi bilmeleri gerekir. Azerbaycan topraklarında yıllardır gayrimeşru bir işgal sürdüren Ermenistan bölgesel barış ve istikrarın tesisinin önündeki asıl engeldir. Ermenistan makamlarının saldırgan milliyetçi politikaları terk ederek akıllarını başlarına alma vakti gelmiştir" denildi.
Birinci Dünya savaşında Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yanında yer alan Osmanlı İmparatorluğu kazanan taraflar sayılan itilaf devletleri olan Rusya, İngiltere ve Fransa ile Sevr anltlaşmasını 10 Ağustos 1920'de imzalamıştı. Gerçekte Sevr antlaşması Osmanlı İmparatorluğunun paylaşılması anlaşması olmuş bu imparatorluğun Avrupa ve Arap dünyasındaki topraklarının da daha sonra bağımsız ülkelere dönüşmesini sağlamıştı. Sevr antlaşması konusunda üzerinde durulması gereken nokta ise Ermenistan'ın da bu antlaşmayı imzalayan taraflardan biri olmasıydı. Bu yüzden Türkiye ile Ermenistan ilişkileri her daim bu antlaşma ve diğer belgelenen olaylar etkisi etrafında kalmıştır.
Türkiye ve Ermenistan ikili ilişkilerinde birçok ihtilaf göze çarpmaktadır. Ermenistan'ın 1992'de bağımsızlığını ilanının ardından Erivan makamları Osmanlı İmparatorluğunun Ermenilere yönelik soykırımı işlediğini öne sürüp bu hususu uluslararası çevrelere taşıdılar. Buna karşılık Türkiye makamları da Azerbaycan Cumhuriyeti'ni Karabağ hususunda destekleyerek Ermenistan'a misilleme yaparak uluslararası alanda bir kozu ellerinde bulundurmak istemişlerdir.
Aslında Erivan hükümeti makamları daha önce de Sevr antlaşması hususunda Türkiye ile ilgili açıklamalarda bulunmuşlardır. Gerçekte Ermeni makamlar Türkiye aleyhindeki tüm baskı araçlarını kullanmak istiyorlar. Buna karşı kuşkusuz Ankara makamları da Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan'ın Karabağ bölgesini elde etme doğrultusundaki anlaşmazlıklarını Türkiye milli çıkarları doğrultusunda kullanmak istiyor. Türkiye'nin Azerbaycan Cumhuriyeti'ni Karabağ hususunda koşulsuz şartsız desteklemesinin nedenlerinden biri de bu gerçektir. Gerçekte Ankara liderleri Karabağ meselesinden yola çıkarak uluslararası arenada kendilerini mazlum göstermeye çalışıp Türkiye'yi işgal olunan mazlum taraf yani Azerbaycan Cumhuriyeti'nin hamisi olarak tanıtıyorlar.
Bu doğrultuda Amerika düşünce merkezi Gatestone " Özay Polat " kaleminden " Türkiye Savaş'a Doğru " başlıklı yazıyı paylaştı:" Türkiye halihazırda Yunanistan, Ermenistan, Irak, Suriye ve Kıbrıs gibi komşu ülkeler ile uluslararası askeri karşılaşma ve Libya ve Yemen gibi ülkelerde de askeri müdahale yolunda yürümektedir. "
Aslen Türkiyeli yazarın bu yazısı şöyle devam ediyor:" Ankara hükümetinin tavrı Türkiye'nin dış siyasetinin adı geçen ülkelerin ve genel olarak da bölgedeki dış siyasete göre çok daha istikrarsızlaştırıcı olduğunu gösteriyor. "
Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkiler hakkında ise genel olarak şöyle bir değerlendirme yapmak mümkün: " İki ülke arasındaki ilişkiler hasmane olmasına rağmen devam etmektedir. Türkiye bir yandan da üçüncü ülkeler üzerinden Ermenistan'a satışlarını gerçekleştirmektedir. Ermeniler de pratikte Türkiye yapımı ürünlere açık olduklarını göstermişlerdir.
Bu gerçeklere rağmen Türkiye ve Ermenistan ilişkilerinin geleceği ikili ilişkiler alanındaki kimi sakıncalara bağlıdır.
Aynı zamanda ikili ilişkilerin normalleşmesi hususunda uluslararası toplum da temel bir rol oynayacaktır. Gerçekte 2009 yılında İsviçre'nin Zürih kentindeki olaylar gibi durumlar iki ülkenin ilişkilerini normalleştirmeye sevk edebilir.