Ankara ve Atina’nın Akdeniz’de karşılıklı meydan okumaları
Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerginlikler özellikle de Akdeniz ve Ege’de son aylarda çeşitli sebeplerden dolayı yoğunlaşırken, iki ülke yetkililerin konuşma tarzları askeri kabiliyetlerine paralel olarak tehdit içerikli oldu.
Yaşanan gerginlik her geçen gün artarken askeri karşılaşmayı güçlendiriyor, belirtileri de tarihi ve kültürel geçmişten kaynaklanıyor. Gerçi askeri bir savaştan söz etmek için daha erken fakat sebeplerini tarihte arayan uzmanlar, Ayasofya işlevinin değiştirilmesini, bu ihtilafların derinleşme göstergesi olarak belirtiyorlar. Bu ihtilafların örnekleri çağımızda Pakistan ve Hindistan gibi kesitsel çatışmalara sebep olmuştur.
Esasen tarihi nedenlere göre Yunanistan meselesi Türkiye’nin tarihi, siyasi, sosyal ve hatta kültürel meselelerinin bir parçası olarak sayıldığı gibi Türkiye de Yunanistan'ın iç meselelerinden bir bölümünü teşkil etmektedir. Nitekim Yunanistan toprakları uzun süre Osmanlı imparatorluğun bir parçasıydı.
Belki de bu yüzden Türkiye cumhurbaşkanı tarafından Ayasofya’nın müzeden camiye çevrilmesi bir nevi Osmanlı dönemin iktidarını ihya etmek ve milli gurur olarak yorumlandı, zira Yunanistan açısından Ayasofya, Bizans’ta Ortodoks mezhebi ve kültürün sembolü sayılıyor.
Bu arada iki ülke arasında deniz hakları ve kaynakları, gerginliklerin artmasının bir diğer temel sebeplerindendir. Deniz hakları ve siyasi meseleler uzmanlarından Ali Kurumahmut’a göre “Türkiye doğu Akdeniz’de kara sularını 12 mile çıkartması gerekiyor. Eğer Meis adasının batısındaki bölge 12 mile çıkarılırsa, bölgenin yarısı kendilerine ait olacaktır. Türkiye zaman kaybı olmadan doğu Akdeniz’de ekonomi münhasır bölgeyi ilan etmeli ayrıca doğu Akdeniz’de arama kurtarma kapsama alanını da genişletmeli.”
Aslında Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs, NATO üyeleridirler ve muhtemel çatışma durumunda NATO’nun nasıl tepki vereceği belli değil. Fakat Fransa ve Amerika gibi bazı ülkeler kendi hedefleri doğrultusunda taraflara silahlar satarak kentleri yerle bir eden bir savaşı bu kez doğu Akdeniz’de başlatmaya hevesli görünüyorlar.
Amerika’nın Kıbrıs’a silah yaptırımını iptal etme kararını bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Bu karar Ankara’nın sert tepkisi ile karşılaştı. Türkiye dışişleri bakanlığı bu kararın Ankara ve Washignton arasındaki müttefiklik ruhuna uygun olmadığını ve mevcut barış ortamını zehirlediğini belirtti.
Bazı uzmanlar Avrupa ve hatta Amerika’nın kışkırtmalarına rağmen hali hazırda Türkiye ve Yunanistan arasında tam bir savaşın öngörülmez olduğunu, meydan araştırmaları ve hatta verilerin, iki taraftan hiç birinin böyle bir çatışmaya girme kapasitesine sahip olmadığını gösterdiğini düşünüyorlar.
Ankara ordusu kuzey Suriye, Libya ve hatta Türkiye’nin güney doğu ve Irak’ın kuzeyinde çatışmada ve batıya yoğun şekilde bağlı olan Türkiye ekonomisinin böyle bir savaşın ağır masraflarına dayanamayacağı belirtiliyor.
Diğer tarafta ise son yıllarda yoğun iniş ve çıkışlar yaşayan ve hatta iflasın eşiğine kadar giden Yunanistan, AB ve özellikle Almanya’nın yardımları olmasaydı ayakta kalamazdı. Diğer yandan Atina’nın IMF’ye ağır borçları, Yunanistan’ın Türkiye ile var olan tüm tarihi ve coğrafi ihtilaflara rağmen, muhtemelen sonucu olmayan büyük bir savaşı kaldırabilmeyi imkansızlaştırıyor.
Aslında Atina ve Ankara’nın itidalli ve uluslararası hukuka saygılı davranması, Akdeniz’e huzurun tekrar dönmesine sebep olacaktır aksi halde halklar arasında istenmeyen savaş her şeyden ziyade yabancıların ve özellikle Amerika’nın meşru olmayan çıkarlarını temin ederken savaşan tarafların milli kaynaklarını yok edecektir./