Ankara yetkilileri, Türkiye'nin AB ile münasebetlerinin kötüleşmesinden endişeli
Türkiye'nin AB ile anlaşmazlıklarının giderek büyümesine rağmen Ankara yetkilileri, birliğe üyeliğe çalışıyorlar.
Bu bağlamda Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ankara ve AB'nin iki taraf arasında olumlu ortamın korunması için daha güçlü adımlar atmaları gerektiğini belirtti.
Çavuşoğlu, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve bazı komisyon üyeleriyle yaptığı görüşmelerin ardından sosyal medyada paylaşımda bulundu.
Çavuşoğlu, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Joseph Borrell ile düzenlediği ortak basın toplantısında, göçmenler konusunda Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin iyileşmesi için çaba gösterdiğini kaydetti.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) katılım sürecinin canlandırılması, AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize serbestisinin başlaması ve çeşitli konularda iş birliği yürütülmesi gerektiğini bildirdi.
"Katılım sürecimiz canlandırılmalı." değerlendirmesini yapan Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisinin hayata geçirilmesi gerekiyor. Düzensiz göç ve terörizmle mücadelede iş birliğini artırmalıyız. Avrupa’da yükselen ırkçılık, ayırımcılık ve İslam karşıtlığıyla topyekün mücadele etmeliyiz."
Bir süre önce de Avrupa Birliği (AB) ülkeleri büyükelçilerine seslenen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nihai hedefimiz olan tam üyelikten hiçbir zaman vazgeçmedik” demişti
Türk yetkililerinin bu açıklamaları Ankara makamlarının Avrupalı hükümetlerin liderleri ile büyük tartışmalar yaşamasına rağmen bu tartışmaları ve sürtüşmeleri pek ciddiye almadığını sırf Türkiye'nin ulusal çıkarları ve menfaatleri gözü ile bu tartışmalara baktığını gösteriyor.
Kuşkusuz Türkiye'nin Akdeniz'deki hareketlenmesi ve çalışmaları ve de Ege bölgesinde Yunanistan ile yaşadıkları gerginlikler Ankara ve Brüksel'in son dönemdeki ihtilaflarının körüklenmesine yol açmıştır.
Aynı zamanda şöyle bir değerlendirme yapmak da mümkün: Son bir kaç ay içerisinde, Türkiye'nin doğal kaynakları arama ve çıkarma çalışmalarının artması ile bölge çapında Doğu Akdeniz'de gerilimler iyice tırmanmıştır.
Yunanistan da kimi Avrupalı ülkeleri yanlarına alarak Türkiye girişimlerinin yasa dışı ve gerilim dolu olduğunu göstermeye çalışmışlar ve Ankara'ya bu girişimlerinin sonuçları hakkında uyarılarda bulunmuşlardır. Türkiye ise Doğu Akdenizde ve Ege ayrıca Karadeniz'de sırf kendi hukuki haklarını savunduğunu ve temin ettiğini bildiriyor.
Bu gerilimlere rağmen kimi siyasi uzmanlar Türkiye ve Batı ilişkilerindeki engebeli gidişatın Türkiye'nin dış siyasetindeki esnekliğinden kaynaklandığını düşünüyorlar. Bu uzmanlara göre Ankara liderleri aynı süreci izleyerek dış siyasetlerini istedikleri şekilde uygulamışlardır.
Bu hususta Türkiye Cumhurbaşkanı da Türkiye'nin gelecekte Avrupa Birliğinde olacağını söylemişti. Recep Tayyip Erdoğan Avrupa Konseyi başkanı Charles Michel ile telefon görüşmesinde Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde her olumlu adımın iki taraf için de bir fırsat sayıldığını ve Ankara'nın gelecekte Avrupa Birliği yanında yer alacağını söylemişti.
Bu optimalist ve hoşgörülü açıklamalara rağmen kimi bağımsız siyasi çevreler Erdoğan hükümetinin Avrupa Birliği ile gerilimleri tırmandırma siyasetinin Türkiye halkı ve hükümetinin ulusal menfaatleri ile çeliştiğini ve 80 küsür milyon insanın zararına olduğunu düşünüyor. Ankara makamlarının bu süreci devam ettirmesi halinde ancak Türkiye'nin üyeliğinin pek uzak bir ihtimal olacağı söylenmelidir.
Türkiye aslında 14 Nisan 1987 yılında resmi olarak Avrupa Birliğine katılma talebinde bulundu. Türkiye 12 Aralık 1999'da resmi olarak AB üyeliği adayı olarak kabul edildi ve 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren AB üyeliği müzakereleri başladı.
Buna rağmen 15 yıl müzakerenin ardından hala Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliği yolunda ciddi engeller görülmektedir. Bu çerçevede Kıbrıs adası sorunu ve Yunanistan ile olan siyaseti ihtilaflar önde gelen sorunlardır. Çünkü Yunanistan ve Kıbrıs da AB üyesidir.