Türkiye'nin Rusya ile Askeri İşbirliklerini Devam Ettirme Çalışmaları
TEKNOFEST İstanbul Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında gerçekleştirilen "Savaşan İnsansız Hava Aracı (İHA) Yarışması"na katılan Türkiye Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank "Türkiye ile Rusya arasında ileriki dönemde savaş uçakları noktasında bir işbirliği söz konusu olabilir mi?" şeklindeki soruyu ise şöyle yanıtlamıştı:
"Ülkelerin ihtiyaçlarına göre hangi savunma sanayi ürünlerine yatırım yapacakları ya da hangi savunma sanayi ürünlerini kullanacakları, ülkelerin takdirlerinde. Biz ihtiyaçlarımız doğrultusunda ülkemiz için ne gerekiyorsa o yönde adımlar atıyoruz. Eğer Ruslarla ilgili böyle bir uçakla ilgili adım atmamız gerekirse bundan çekinmeyiz. "
Türkiye'nin Rusya'dan silah alımları ile ilgili daha önce Rus askeri uzman Emekli Binbaşı Viktor Litokin Türkiye'nin Rusya'dan S400 alımının ardından şöyle bir tahminde bulunmuştu: " Türkiye ve Rusya'nın askeri ve teknik işbirliği yakın gelecekte daha fazla gelişecektir. "
Aslında S400 hava savunma sistemlerinin alınması, Türkiye'nin Rusya'dan diğer silahları alma kapılarını da araladı. Özellikle de askeri uzmanların Rusya tarafından üretilen silahların Amerikalı ve Batılı benzerlerinden daha kaliteli olmasını düşünmesi bu kanaati güçlendirmiştir.
Böyle bir ortamda, Türkiye'nin Rusya'dan silah alımının devamına vurgu yapması hem de Amerika'nın tehditlerinin sürdüğü bunu ısrarla açıklaması, Erdoğan hükümetinin Batılılar ile pazarlama yapmasına rağmen, Rusya'dan silah alımını Amerika'dan silah alımından Türkiye milli çıkarlarına daha çok uygun gördüğünü gösteriyor.
Tabii Türkiye 1952 yılından beri bir NATO üyesidir. Ülkelerin NATO askeri teşkilatına üyeliğinin temel koşullarından biri ise gerek duyulan silahların sırf bu askeri teşkilattan karşılanmasıdır.
Batı Asya bölgesinin yoğun nüfuslu ülkelerinden olan Türkiye son yıllarda hep Amerika ve NATO talimatları çerçevesinde bu teşkilata büyük hizmetler vermiştir. Bir yandan da Batı'nın bölgedeki varlığını sürdürmesine ve sağlamasına yardımcı olmuştur. Ancak Türkiye Amerika'dan Patriot hava sistemlerini talep edince ve Amerika'nın F35'lerini almaya niyetlendiğinde Beyaz Saray devlet adamları bu isteklere karşı çıktılar.
Gerçekte Erdoğan hükümetinin Batı'dan ve NATO'dan bağımsız çalışma girişimlerinin önemli mazeretleri bulunmaktadır.
Her halükarda NATO'daki kurallar ve Amerika'nın baskılarına rağmen Türkiye hem NATO dışında kalan bir ülkeden silah almış hem de bu süreci tekrar NATO dışında kalan bir ülke aracılığı ile sürdürmek istiyor ve bunu açıkça dile de getiriyor.
Amerika ve Türkiye ilişkilerinde yaşanan çalkantılı gelişmelere ve de Türkiye'nin Rusya'dan silah ve teçhizat alma çabalarına rağmen, kuşkusuz Ankara makamları, Batı'ya da göz dikmişler ve Batı ile ilişkilere de önem veriyorlar. Bu yüzdendir ki şöyle bir değerlendirme yapmak mümkün: Türkiye Rusya'dan silah alımı hususunu öne sürdüğü zaman muhakkak Washington'a da bu yöntemle baskı uygulamak istiyor. "
Gerçekte Türkiye Rusya'dan silah alarak ve bunu sürekli dile getirerek, NATO ve Amerika'yı baskı altında bırakmak ve taviz verdirmek istiyor. Amerika ve NATO ise Türkiye'nin askeri siyasetlerine karşı çıkarak Türkiye'yi karşı hamle ile baskı altında bırakmak ve sözlerini dayatmak istiyorlar.
Genel olarak Türkiye ile Amerika ilişkileri son onyılı aşkın sürede çıplak bir şekilde vahamete doğru sürüklenmektedir. Türkiye'nin Suriye'deki askeri çatışmalara katılması, Irak ve Libya müdahaleleri ve de Türkiye ile Yunanistan, Kıbrıs adası, Mısır ve Fransa ile Doğu Akdeniz deniz sınırları ve enerji kaynaklarının çıkarılması ve kullanılması hususundaki gerginlikleri hep Türkiye'nin Batılı devletler ile ihtilaflarından kaynaklanmaktadır.
Buna ilaveten, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S400 sistemlerini tam olarak kurup kurmayacağı ve Amerika'nın yaptırımlarına tepki olarak Moskova ile ilişkilerini derinleştirip derinleştirmeyeceği hususu da bilinmeyen bir durumdur.