Türkiye'ye yönelik devam eden AB tehditleri
Türkiye ve Avrupa Birliği karşılıklı olarak gerilimleri önlemek için bir uzlaşma politikası izledikleri bir ortamda, batının Türkiye'ye yönelik tehditleri devam ediyor.
Bu bağlamda Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, son açıklamasında Türkiye'yi yaptırım ve caydırıcı tedbirlerle bir kez daha tehdit etti.
Yunanistan’ın AB’ye katılımının 40. yıl dönümü kutlamaları için Atina’da bulunan Charles Michel, “Ankara’nın niyetleri konusunda ihtiyatlı davrandığını” kaydetti. AB’nin Türk makamlarına, üye 27 ülkeyle yakın işbirliği içinde hazırlanan güçlü ve ortak bir tutum sunduğunu hatırlatan Michel, “Açık bir mesaj gönderdik: Daha olumlu bir gündeme hazırız ama ruh halimiz şartlı, orantılı ve tersine çevrilebilir” dedi.
Türkiye hükümetlerinin II. Dünya Savaşı'ndan sonraki yıllardan beri hep bir Avrupa ülkesi olmaya çalıştıkları unutulmamalıdır. Bu amaçla Türkiye, Avrupalı olma yolunda, önündeki engelleri kaldırmak için önce Kuzey Atlantik Paktı Örgütü –NATO’ya üye oldu. Fakat aslında, Amerika liderliğindeki Batılı hükümetler, dünyanın çeşitli yerlerinde askeri alanlarda ve çatışmalarda geniş çapta Türk birliklerini kullandılar.
NATO üyeliğinin ardından, Ankara liderleri ilk kez 1964'te Avrupa Birliğine üye olma konusunu gündeme getirdiler. Fakat o tarihten beri her seferinde Türkiye'nin üyeliği çeşitli bahanelerle ertelendi. Buna ilaveten Avrupa Birliği'nin genişlemesine ve yeni üyeler kabulüne rağmen, AB her zaman çeşitli bahanelerle Türkiye'nin üyeliğine karşı çıktı. Avrupa Birliği liderlerinin Türkiye'yi Birliğe almak için pek çok sorunla karşı karşıya olduğu söylenebilir. Aynı zamanda, mevcut gerilimler, Türkiye'nin AB üyeliğine de uygun olmadığını göstermiştir.
Bundan 22 yıl önce Türkiye’nin AB üyeliğinin yeni serüveni başladı. Aslında Türkiye 1999'dan beri Avrupa Birliği'ne katılmaya çalışıyor. Üyelik şartlarının incelenmesi ve Ankara yetkililerinin üyelik talebinin 2005 yılından ele alınmasına rağmen AB üyeleri yapılan tüm oylamalarda Ankara’nın üyeliğine karşı muhalefet ettiler.
Bu nedenle birçok uzman ve politikacı, Avrupa Birliği'nin bir Hıristiyan kulübü olarak kurulduğunu düşünüyorlar. Bu yüzden Ankara’nın Avrupa Birliği üyeliğinde Amerika'nın etkili rolü göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda, siyaset uzmanı Kate Johnson, Foreign Policy dergisindeki bir makalesinde şunları yazdı:
“Eğer iki uzun vadeli NATO müttefiki olan Amerika ve Türkiye arasındaki çalkantılı ilişkilere göz atarsak, güvensizlik ve şüphe duymanın, iki ülke arasındaki ikili teamüllerin temel özelliklerinden biri olduğunun farkına varırız. İki ülkenin ilişkileri, ortak düşmanları yani Sovyetler Birliği’nin dağılmasından itibaren kötüleşti. Ancak birçok analist, her iki ülkenin de mevcut diplomatik krizin şekillenmesinde rol oynadığına inanıyor.”
Aslında, Türkiye'nin Amerika ile ilişkisinin şekli, Türkiye'nin dış dünya ile etkileşimlerinin çoğunu olumlu ya da olumsuz etkiliyor. Fakat hiç şüphesiz Amerika’nın etkili rolüne rağmen, Avrupa Birliği, Ankara ile gerilimleri ve görüş ayrılıklarını yönetmeye ve karşılıklı etkileşime çalışıyor.
Türkiye’nin, Amerika ve Avrupa’dan oluşan batılı müttefikleri arasındaki ilişkiler yaklaşık 8 yıldan beri her zaman inişe geçerek azalmaktadır. Belki de bu yüzden Türkiye’nin AB tam üyeliği konusunda artık hiçbir haber duyulmuyor./