Türk Lirasının Değer Kaybetme Sürecinin Devam Etmesi
Türkiye milli para birimi Lira, cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarında faiz oranının azaltılacağına vurgu yapması ile son yirmi yılda en düşük seviyeye geriledi.
Türkiye milli para biriminin değer kaybetmesi, aslında Amerika'nın tek taraflı yaptırımlarının hayata geçirilmesi, koronavirüs pandemisi dolayısı ile piyasaların kapanması ve çalışmaz hale gelmesi ve de Ankara hükümetinin yanlış parasal ve finansal siyasetlerinden kaynaklandığı söylenebilir.
Türkiye milli para birimi Lira'nın dövizlerdeki değerinin düşmesi ile bir dolar 8.75 Lira civarında işlem gördü. Böyle bir düşüş ise 21'inci yüzyılda Türkiye'de ilk kez yaşanmaktadır.
Bir kaç yıl önceden beri, Ankara hükümetinin yanlış parasal ve finansal siyasetleri birçok ekonomist, ekonomi uzmanı ve muhalefet parti liderleri ve milletvekilleri tarafından eleştiriye maruz kalmıştır. Buna ilaveten Amerika'nın son dört yıl içerisinde Türkiye'ye karşı uyguladığı yaptırımlar ve bu ülkenin milli para değerinin düşmesi için planlar yapması da gözardı edilemeyecek önemli olumsuz etkenler arasında görülmektedir. Aslında Türkiye'nin Rusya Federasyonundan S-400 füze savunma sistemlerini alacağını açıklaması ile Türkiye'nin yumuşak karnı sayılan ekonomisini elinde bulunduran Amerika, farklı yollara baş vurarak, Türkiye ekonomisine mali ve parasal açıdan ciddi bir baskı uygulamaya çalışmak ve bu noktadan Ankara'ya yüklenmek istemiştir.
Ekonomi uzmanları ise Türkiye'nin şimdiye dek Amerika ve kimi Avrupalı hükümetler karşısında direnmesine rağmen, Batı'nın ekonomik baskıları karşısında yaklaşımlarından geri adım atacağı uzak bir ihtimal olmadığını düşünüyor.
Türkiye Lirası son dört yılda daha önce eşine benzerine rastlanmamış bir düşüş ve gerileme süreci yaşamıştır. Öyle ki son dört yılda Türkiye milli parasının bilinen uluslararası döviz birimleri özellikle de Dolar karşısındaki değerinin yarısından fazlasını kaybettiği söylenebilir. Amerika'nın Türkiye ekonomisine mali ve parasal açıdan yüklenmesinin yanı sıra Ankara hükümetinin kimi siyasetlerinin de bu duruma zemin hazırladığı söylenebilir. Örneğin Türkiye Lirası Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son konuşmasında banka faizlerinin düşürülmesine vurgusu ile son yirmi yıldaki en düşük seviyeye geriledi. Türkiye cumhurbaşkanı banka faizini, kur ve enflasyonun yanı sıra şeytanın üçgeni olarak adlandırmıştı ve Türkiye bankalarının faizleri ile ülke ekonomisini düzenlememeleri gerektiğini belirtti.
Bu tür düşünceler çerçevesinde Türkiye hükümetinde milli para biriminin değerini korumak için, Türkiye merkez bankası geçen yıl 50 milyon dolar kadar rezerv parayı piyasaya sürdü. Ancak böyle bir siyaset de Türkiye milli para değerini koruyamadı. Bu siyasetin açıklanmasının ardından Türkiyeli ekonomik uzmanlar Türkiye hükümetinin mevcut finansal kaldıraçlardan yararlanıp doğru bir karar alamadıkları halinde ve dış yatırım için gereken güvenli ortamı yaratamayacakları durumunda koşulların daha da zorlaşacağını ve ülkenin daha büyük sorunlar ile yüz yüze kalacağını belirttiler. Buna rağmen 2017 yılında Ankara hükümetinin siyasetlerine destek çıkan birçok uzman Lira'nın değer kaybetmesini geçici olarak değerlendirmişlerdi.
Bu uzmanlardan biri de Deutche Bank'ın Londra şubesindeki yetkililerden olan Gautam Kalani'dir.
Bu gibi uzmanların Lira'nın tekrar değerinin artacağına dair hoş görülü yaklaşımlarına rağmen bu tür tahminler gerçekleşmedi ve düşüşlü süreç devam etti. Lira değerinin düşmesi ve peş peşe dördüncü yılda da çift haneli enflasyonun yaşanmasından yola çıkarak kimi uzmanlar banka faiz oranlarının yüksek tutulması ile fiyatlar kontrol edilmelidir.
Genel bir değerlendirme yapmak gerekiyorsa mevcut süreçle, Türkiye'nin durumunun iyileşemeyeceği söylenebilir. Özellikle de Ankara hükümetinin de milli para biriminin değerinin korunması çerçevesindeki uygun siyasetler izleyip izlemeyeceği hususunda ciddi tereddütler söz konusudur.