İşgalci kim? Suriye’nin kuzeybatısı bu soruya cevap veriyor
https://parstoday.ir/tr/news/turkey-i191800-İşgalci_kim_suriye’nin_kuzeybatısı_bu_soruya_cevap_veriyor
Türkiye’nin son iki yılda politikaları büyük çalkantılara ve acayip değişikliklere ve özellikle dış politika alanında işlediği suçları başkalarına yüklemek gibi tuhaf hareketlere sahne olurken, bu süreçte Türkiye medyasının bu politikaların ateşini körüklemekte politikacılardan daha önde hareket ettikleri anlaşılıyor.
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Aralık 02, 2021 07:42 Europe/Istanbul
  • İşgalci kim? Suriye’nin kuzeybatısı bu soruya cevap veriyor

Türkiye’nin son iki yılda politikaları büyük çalkantılara ve acayip değişikliklere ve özellikle dış politika alanında işlediği suçları başkalarına yüklemek gibi tuhaf hareketlere sahne olurken, bu süreçte Türkiye medyasının bu politikaların ateşini körüklemekte politikacılardan daha önde hareket ettikleri anlaşılıyor.

En son TRT Arapça kanalı BAE’nin Fars körfezinde İran’a ait olan üç ada üzerindeki mülkiyet iddiasını yayımladı. Bu raporda kullanılan ifade, açıkça BAE tarafından hazırlandığını gösteriyordu. Ancak TRT’nin bu hareketi, son dönemde Müslüman Kardeşler hareketi İhvanilerin büyük hamisi ile bu hareketin büyük düşmanı şimdi eş güdümlü hareket etmeye başladığını gösterdi.

Görünen o ki TRT’nin bu web sitesinin yöneticileri karşı tarafı saf sayarak raporda “BAE bu adalar o ülkenin bir parçasıdır, diyor” veya “uzmanlar ve araştırmacıların belirttiğine göre” veya “ tarihi kaynakların işaret ettiğine göre” gibi ifadeleri kullanarak kendilerini İran adaları konusunda tarafsız gibi göstermeye çalışıyor. Buna karşın bu rapor “İran bu adaları nasıl ele geçirdi?” veya “üç adalar İran tarafından ele geçirildi” gibi ibareleri kullanmaktan da çekinmiyor.

TRT Arapça kanalı resmen BAE’nin iddiasını onaylıyor ve hatta çirkin ve yanlış bir harekette bulunarak Fars körfezi yerine çakma ve uydurma bir ad kullanıyor. Oysa ne BM ve ne de hiç bir uluslararası konvansiyon ve belge ve harita bu çakma adı kullanıyor.

Biz neden TRT’nin bu konuyu şimdiki özel zaman diliminde gündeme getirdiğini biliyoruz. Bilindiği üzere BAE veliaht prensi Muhammed bin Zayed bir kaç gün önce Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmede Türkiye’de milyarlarca dolar yatırım vaadinde bulundu; üstelik bu vaadi Türkiye’nin milli parası lira tarihinin en düşük değerine ulaştığı bir sırada gündeme getirdi. Şimdi de Erdoğan’ın BAE’ne bir ziyaret yapacağından söz ediliyor.

Maalesef Türkiye’nin politikaları son yıllarda büyük çalkantılara ve acayip değişikliklere sahne oluyor. Türkiye Müslüman Kardeşler hareketine destek veren ülkelerin başını çekerek bu bahane ile Arap olan veya olmayan ülkelerin içişlerine müdahale ederken, şimdi ise bu harekete destekten çark ettiği ve Türkiye’ye sığınan İhvanileri siyasi faaliyetlerden men ettiği ve bu harekete düşman olan ülkelerle ilişkilerini ihya etmeye başladığı gözleniyor. Yine Türkiye bir dönem Filistin’i savunma bayrağı altında yer alırken, şimdi siyonist rejim İsrail ile güvenlik, askeri ve iktisadi ilişkilerini geliştiriyor.

Başka milletlerin egemenlik haklarını etkileyen meselelere bu denli büyük saflık derecesi ile yaklaşan Türkiye yetkilileri ve yöneticilerine “Evi camdan olan başkalarının evine taş atmaz” atasözünü hatırlatmakta yarar görüyoruz; zira asıl başka ülkelerin milli egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve işgalden el çekmesi gereken bir ülke varsa, o ülke Türkiye’dir.

Görünen o ki, Suriye’nin kuzeyinde işgal ettiği kentlerin, köylerin, caddelerin, meydanların ve okulların Arapça adını Türkçe adlarla değiştirmek ve böylece Suriye’nin bu bölgesini Türkleştirmekte mahareti olan Türkiye, şimdi de aynı politikayı Fars körfezi gibi daha uzak bölgelerde uygulamaya yeltenmiştir; oysa böyle bir uygulama en başta Türkiye’nin kendisini olumsuz etkileyecektir.

Özetle, Türkiye İran ile ortak çıkarlarını iflas eden ekonomisini BAE’nin bir kaç doları ile kurtarma uğruna feda etmektedir.