Türkiye Ordusunun Irak'ın Kuzeyine Yönelik Yasa Dışı Saldırıları
Türkiye ordusunun Irak ve Suriye'ye yönelik sivillerin de ölümüne neden olan ve ekonomilerine darbe indiren saldırıları devam ediyor.
Türkiye ordusunun Suriye ve Irak'taki noktalara yönelik saldırıları sivil ölümlerine de neden olmuş ve bu rakamlar son dönemde artmıştır. Irak ve Suriye'deki özel noktaların bombardıman edilmesi sonucu sivil bölgeler de etkilenmekte ve hedef alınmaktadır. Bu süreçte, şimdiye dek yüzlerce Irak ve Suriye vatandaşı da etkilenmiş ve hayatlarını kaybedenler de olmuştur.
Aynı zamanda Irak ve Suriye'de meskun ve ticari mahaller de etkilenmiş ve Irak ve Suriye hükümeti ve halkı için ciddi sıkıntılar ortaya çıkmıştır.
Türkiye ordusunun yasa dışı bir şekilde PKK'ya Irak'ın Kuzeyinde saldırması devam ettiği bir sırada Bağdat hükümeti bu saldırıların Irak toprak bütünlüğü ve egemenliğinin ihlali olduğunu söylüyor.
Türkiye'de PKK, Ankara hükümeti ile görüşmelerin ardından 1984 yılından itibaren silahlı olarak harekete geçen gruptur.
Ankara yetkililerin çeşitli şekillerde Irak ve Suriye topraklarına yönelik bir beklentilerinin olmadığını beyan etmelerine rağmen, bu iki ülkede onlarca yerel ve bölgesel askeri üs inşa edilmesi, Ankaralı yetkililerin açıklamalarının çelişkili olduğunu gösteriyor.
Türkiye'nin Irak'ı işgali, özellikle Ankara'nın kuzey Irak'ın Dohuk ilinde büyük bir askeri üs kurma kararının ardından, birçok soru ve endişe gündeme geldi.
Ancak gözlemciler, Bağdat hükümetinin bu büyük meydan okuma konusundaki tutumunu beklenenden daha düşük seviyede ve çekingen olarak nitelendiriyor. Bu bağlamda, siyaset bilimi profesörü ve bölgesel konularda uzman olan "İyad el Anbar" şuna inanıyor: "Türkiye kuvvetlerinin mevcut şekilde mevcudiyeti, Irak topraklarının açık ve bariz bir işgalidir ve Bağdat ve Ankara hükümetleri arasında bile herhangi bir gizli uzlaşma bu saldırganlığı haklı gösteremez, çünkü bu konudaki herhangi bir anlaşmanın parlamento tarafından onaylanması gerekiyor. Gerekli meşruiyete sahip olması için bu şart." ".
Bu uzman "Türkiye bölgede yayılmacı bir siyaset izliyor ve Irak gibi önemli konumundan ayrılmayı da düşünmüyor" hususuna değinerek şu açıklamada da bulundu: "Ankara'nın bölgedeki etkisini güçlendirme politikası, komşu ülkelerdeki durumun kırılganlığını istismar etmek üzerine kurulu. Aslında Türkiye'nin Suriye ve Libya'da gündemindeki yaklaşımın odak noktası da bu."
Her halükarda Türkiye'nin Irak ve Suriye'yi işgalinin uluslararası anlaşmalara ve iyi komşuluk ilişkisine aykırı olduğunu söylemek gerekir. Ankara yetkililerinin Irak ve Suriye'yi işgal etme yönündeki yayılmacı hedefleri ve taleplerinin yanı sıra, Türkiye hükümetinin Güney Kafkasya bölgesindeki son başarısızlıkları takip ediyor gibi görünmesiyle, iki komşu ülkeye yönelik yeni bir Türkiye askeri saldırısı yoğunlaştı.
Son birkaç yılda Türk hükümeti, Rusya ile masaya oturmaya çalışarak Irak ve Suriye halkına baskısını artırdı. Yani Türkiye, Rusya'yla müzakere masasına oturmak için Irak ve Suriye ülkeleri üzerindeki baskısını yoğunlaştırdı ve kozlar elde etmeye çalıştı.
Görünen o ki Türkiye'nin amacı Rusya ile konuşabilmesi için gerekli koşulları yaratmak. Ancak Türkiye'nin eşi benzeri görülmemiş baskısına rağmen, Erdoğan hükümetindeki yetkililer buna tam fırsat bulamadı.
Genel bir sonuç olarak söylemek gerekir ki, Türkiye ordusunun komşu ülkeleri işgal etmesi ve iki komşu ülkenin sınır sakinleri için sayısız sorun yaratması, bu ülkenin gelecekteki hükümetleri ve hatta gelecek nesilleri için birçok olumsuz sonuç doğuracaktır. Çünkü Türkiye'nin komşu ülkeleri işgali ile Ankara hükümeti, askeri gücü üstün olması halinde, komşu ülkelerin topraklarını işgal etmeyi de birinci önceliği gündemine alacağını göstermiştir.