Bakü ile Ankara arasındaki askeri işbirliğinin yeniden başladığının duyurulması
Azerbaycan Cumhuriyeti Ve Ermenistan arasında Karabağ münakaşasının devam etmesi ve çeşitli şekillerde kendisini gösterdiği bir ortamda İlham Aliyev’in sözde müttefiği olan bazı ülkeler hala Bakü’den çeşitli imtiyazlar koparmaya çalışıyorlar.
Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kurtarılmış bölgelerinde barış gücü çerçevesinde yer almak, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ucuz enerjisini almak ve silah satmak ise Türkiye gibi bir ülkenin Bakü’den almak istediği imtiyazların sadece küçük bir bölümüdür. Bu imtiyazlar ise Türkiye’nin Azerbaycan Cumhuriyetine verdiği siyasi desteklere karşılık Erdoğan’ın aldığı bazı imtiyazlardır.
Fakat birinci ve ikinci Karabağ savaşları sırasında Azerbaycan Cumhuriyeti hükümeti ve halkına sayısız yardımlarda bulunan diğer ülkeler, bu denklemden silinmekle kalmayıp üstelik düşman gösterilmesi için yoğun çaba özellikle de Aliyev hükümeti tarafından yapılmakta.
Fakat tüm istenmeyen ve uygun olmayan şartlara rağmen İran yetkilileri Azerbaycan Cumhuriyetinin Müslüman halkına desteklerini azaltmazken hatta Aras nehri kuzeyinde bulunan en büyük ülkeye desteklerini arttırmış bulunuyor.
Fakat İlham Aliyev hükümeti yetkililerinin Türkiye ve ırkçı İsrail rejimi ile ilişkileri daha da güçlendirme çabalarıyla bu ilişkiler her geçen gün yeni boyutlara taşınıyor. Bu kapsamda Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye askeri yetkilileri geçenlerde bir araya geldi. Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye'nin savunma bakanları Zakir Hasanov ve Hulusi Akar, iki ülkenin askeri gücünü artırmak için daha fazla çaba sarf etmesi gerektiğini vurguladılar.
Dağlık Karabağ konusunda on maddelik bir anlaşmanın imzalanmasının ardından iki taraf, ortak tatbikatlar düzenleyerek belirli bölgelerdeki askeri varlıklarını güçlendirmeye çalıştı. Bu arada İlham Aliyev hükümeti, Azerbaycan Cumhuriyetine ait 8 şehir ve yüzlerce köyden 4 kent ve birkaç köyü, İran’a karşı çalışmalarda bulunmaları için ırkçı rejim İsrail ve Türkiye’ye bıraktı.
Bu arada Ankara yetkilileri Azerbaycan Cumhuriyetinin Müslüman halkının kimliğini Türk olarak değiştirmeye ve böylece bu ülke ile ilişkilerini arttırmaya çalışıyor. Bu bağlamda son 30 yılda, Türkiye hükümeti Azerbaycan Cumhuriyeti'nde ilk ve orta dereceli okullar açtı ve Azerbaycan Cumhuriyeti ile yüksek öğretim alanında profesör ve öğrenci değişimi yaptı. Bu süreç ikili ilişkilerdeki tüm inişler ve çıkışlara rağmen güçlenerek devam ediyor.
İlham Aliyev hükümetinin Türkiye ile ilişkilerindeki bu durumun devam etmesi, savaşan taraflar arasında kalıcı barışın inşa edilmesi için gereken çok az güveni de belirsiz bir durumda bırakmıştır. Başka bir ifade ile iki taraf arasında genel güven yok olmuştur.
Bu bağlamda "Apavon" nakliye şirketinin nakliye uzmanı ve yönetici direktörü Gagik Agacaniyan, Arm İnfo sitesine verdiği mülakatta Erivan ve Bakü arasında tarihi ihtilaflara işaretle şöyle diyor:
“Ermenistan mallarının Azerbaycan Cumhuriyeti üzerinden transit geçişi, özellikle de yeni geçiş planlarında Ermenistan'ın ulusal yolarının göz ardı edildiği bir ortamda, Erivan için faydalı bir vizyona sahip değildir. Tam da bu konu, Ermenistan'ın Azerbaycan Cumhuriyeti'nin transit yollarına güvenmemesi gerektiğini kanıtlıyor."
Elbette ki İlham Aliyev hükümetinin yetkililerinin Türkiye ile ilişkileri 2003’ten beri devam ediyor fakat ikinci Karabağ savaşının ardından ve Türkiye’nin Azerbaycan Cumhuriyetine verdiği destekle gelişme gösterdi. Öyle ki Azerbaycan Cumhuriyeti, NATO'nun en aktif üyelerinden biri olan Türk askeri ürünlerinin alıcılarından biri haline geldi. Hiç şüphesiz Türkiye’nin Azerbaycan Cumhuriyetine silah satış süreci, güney Kafkasya bölgesindeki bu ülkenin Kuzey Atlantik Paktı NATO’ya üyelik sürecini hızlandırabilir. Üstelik bu bağlamda NATO askeri liderlerinin Azeri, Gürcü ve Ukraynalı yetkilileri ikna etme çabaları hız kesmeden devam ediyor.
Mevcut durumda Azerbaycan Cumhuriyeti'nin NATO askeri örgütüne katılmaya yakın ülkelerden biri olduğu görülmektedir. Bu konu gerçekleşirse, Rusya'nın Türkiye ile Güney Kafkasya'da bulunma politikasına aldandığını söylemek gerekir. Zira Rusya yetkilileri, Azerbaycan Cumhuriyeti Ve Türkiye yetkilileri ile gizli anlaşmalarında güney Kafkasya bölgesindeki geleneksel nüfuzunun bir kısmını Türkiye ile paylaştı.
Bu arada Türk yetkililerinin bu konudaki sessizliği ise onların bu bölgenin geleceği için planlar hazırlamakta olduğunu gösteriyor. Türk yetkilileri, Rusya’nın bu konuda ve özellikle batı ile girdiği gerginlik sonucu yeterince zayıf düşmesini bekledikleri söylenebilir. /