Türkiye ekonomisi ve tekrarlanan vaatler
Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan, kurmayları ve Devlet Bahçeli her fırsatta millet ittifakına 'adayınız kim' diye soruyor, medya 'kim olabilir' sorusunu tartışıyor.
Millet ittifakından farklı sesler çıksa da net bir isim yok. Tabi aday kim, tartışmaları yapılırken eski gazeteci, milletvekili ve AKP MKYK Üyesi Şamil Tayyar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın rakibini açıkladı.
Sayın Tayyar şöyle diyor: "2023'e doğru... Rakip adayı muhalefet partilerinden beklerken TÜİK açıkladı. En zorlu rakibimiz, yüksek enflasyon".
Türkiye’de en çok turist ağırlayan il İstanbul. İkinci il ise Edirne. Türkiye ihracat rekorları kırıyor şeklinde yayınlanan haberleri çok duyuldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'her şey kontrol altında, biz ne yaptığımızı biliyoruz, bize güvenin' diyor.
Ama nevarki piyasa lafa bakmıyor. Vatandaş ta artık lafa kanmıyor, yaşadığı gerçeklere isyan ediyor.
Bir tarafta 'ekonomimiz % 7,3 büyüdü, diyen iktidar var. Diğer tarafta yıllık enflasyonu yüzde 73,5 olarak açıklayan bir TÜİK var.
Haliyle vatandaş bir 'büyüdük' lafına, bir TÜİK'ik açıkladığı rakama, bir de cebine bakıyor. Hükümet, kimi büyüttü, sorusunu
Diğer taraftan ENAG ise Mayıs enflasyonunu yüzde 160,76 olarak verdi. Hükümet ve TÜİK, ENAG hakkında suç duyurusunda bulunuyor.
Ekonomist ve Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası (TÜSİAD) başkanı Orhan Turan, Türk partilerinin rekabeti, gerilimi ve siyasetinin piyasayı ve toplumu kilitlemek değil, seçim dönemiyle sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Türk hükümetinin geçen yıl Eylül ayından bu yana izlediği ekonomi politikaları kapsamında, enflasyonun hangi seviyede döneceğini, hangi noktada duracağını veya hangi seviyede tavan yapacağını söylemek imkansız.
Turan ayrıca enflasyonun neden olduğu tüm faktörlerin ve iniş çıkışların hala yaşanarak etkilerinin devam ettiğini, Türk hükümetinin özel bir önlem almadığını ve ülkede enflasyonun durmayacağı ve yükselmeye devam edeceğini belirtti.
Ankara'nın Türk ekonomisine yönelik net bir stratejisinin olmamasından kaynaklanan ani kararlarına ek olarak, mikro ve makro ekonominin çeşitli alanlarına müdahaleden söz edebiliriz. Örneğin, enflasyon %20'nin üzerinde olduğunda, banka faiz oranı ya sabit kalmalı ya da yükselmeli, ancak Türkiye cumhurbaşkanı, "tüm talihsizliklerin temelinin yüksek faiz oranı olduğu" şeklindeki ünlü sloganını öne sürerek faizi düşürdü. Bu mesele Merkez Bankası uzmanlarının bu konuda uyarmalarına rağmen oldu. Bu görüş ayrılığı, merkez bankası yönetim kurulunun iki üyesinin görevden alınmasına ve Türkiye Merkez Bankası başkanının bir buçuk yıl içinde ikinci kez görevden alınmasına yol açtı. Dolayısıyla ekonomik açıdan verimli kişilerin AKP'den ayrılması veya ihraç edilmesi mevcut durumda etkisiz olmadığı söylenemez.