Türkiye'de VOA ve DW'ye erişimin engellenmesi üzerine
Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir seneden az bir süre kalırken, Ankara yönetimi, Batı'nın aktif medyasına karşı koymak için harekete geçerek, ilk adımda "Amerika'nın Sesi- VOA" ve "DW" Türkçe'nin internet sitelerine erişimi yasakladı.
Amerika'nın Sesi ve DW Türkçe sitelerine erişim, Ankara Ceza Mahkemesi'nin kararıyla Ankara hükümetinden yayın izni olmadığı için engellendi.
Türkçe yayın yapan Amerika’nın Sesi (VOA) ve DW Türkçe’nin internet sitelerine dün akşam erişim engeli getirildi. DW Türkçe Genel Müdürü Peter Limbourg, “Bu durum bağımsız bir medya kuruluşu için kabul edilemez” dedi .Kararı Medyascope’a değerlendiren RTÜK Üyesi İlhan Taşcı, erişim engeli kararının NATO Liderler Zirvesi’nin ardından gelmesine dikkat çekti ve engelin kaldırılması için mahkeme kararı gerektiğini söyledi.
2019 yılında onaylanan karar uyarınca, Türkçe siteleri çalışan bu iki medyanın RTÜK'ten izin almaları gerekiyor. Ancak DW ve Amerika'nın Sesi, şubat ayında bu izni almaktan kaçındılar.
Kuşkusuz, Amerika'nın Sesi ve Alman DW siteleri, çeşitli ülkelerde Batılı devletlerin çıkarları doğrultusunda faaliyet yapmakta. Bu medya, Amerika ve AB'de, para karşılığı hizmet vermekteyken, Türkiye gibi ülkelerde, kendi muhataplarına ücretsiz olarak hizmet vermekteler. Bu politikanın uygulanması, benzer medyanın gerçek niyetini ortaya koymaktadır.
Pratikte Batılı devletlere bağlı olan ancak görünüşte özel olarak çalışan bu medya kuruluşları, bu davranışları ile dünyada çeşitli dillerde yayın yapan medyanın kukruluşundaki gerçek mahiyetlerini muhataplarına açıklıyorlar.
Bu medya grupları, Türkiye örneğinde farklı kavimler ve milletlerin körüklemeye her daim çalışmakta olup, bu doğrultuda yayıncılık yapmaktalar.Bu bağlamda ve Türkiye örneğinde olduğu gibi, medyanın Türkiye, Suriye ve Irak Kürleri gibi karşı kavimleri tanıtma rolüne değine biliriz.
Aynı medya grupları, Recep Tayyip Erdoğan yönetimine karşı olan azınlıkların menfaatlerinin sağlanmasına yoğun şekilde çalışarak, söz konusu azınıkların isteklerini Ankara'ya dayatmaya çalıştılar. Aslında, Batı medyası, kendi reklam tarzıyla pratikte Türkiye yönetimine karşı baskı aracı haline dönüşmüştür. Ancak Ankara yetkilileri, bu tür medyaya karşı koyma imkanlarına bile sahip değiller.
Bundan önce, Tehlikede olan Etnik Topluluklar'da Batı Asya Sorumlusu Dr. Kemal Sido yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin muhalif etnik gruplara karşı koyma noktasına işaretle, Batılı ülkelere, Kürtleri himaye etmeyi tavsiye ederek, bu bağlamda Batılı ülkelerin Türkiye yönetimine Kürtlerin isteklerini tanıması için baskısını artırmaları gerektiğini ifade etmişti.
Kürtler'in Ankara yönetiminden talepleri tabii iç bir mesele sayılmakta. Ancak Batılı devletler, medya üzerinden, hükümetlere baskı yapmak suretiyle, ülkeler ve milletlerin menfaatlerini kendi menfaatleri doğrultusunda değiştirmeye gayret göstermekteler.
Demek ki, Batılı ülkeler, bağımsız ülkeler ve kendi politikalarına karşı çıkan ülkeler ve taraflara karşı medyayı bir baskı unsuru olarak kullanmaktalar.
Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir seneden az bir süre kaldığı için Batı medyası, bu ülkelerin menfaatleri çerçevesinde hareket ederek, Erdoğan yönetimine karşı şantaj yapmaktalar.
Kuşkusuz, Batılı ülkeler, Erdoğan yönetiminin politikaları ve icraatından memnun değiller. Batılı ülkeler her daim, Batı'nın menfaatlerini temin eden kişi ve grupları iktidara getirmeye çalışmaktalar. Erdoğan ise, Batı'nın menfaatlerini temin etmediği gibi, sömürgeci ülkelerin politikaları karşısında Türkçü sloganlarıyla yer almıştır. Bu nedenle, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, Batılı devletler kendi güdümünde hareket eden medya üzerinden Erdoğan yönetimine karşı faaliyet yapmaktalar./