Türkiye'nin kredi notunun düşmesi
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye'nin kredi notunu B+'dan B'ye indirdi, görünümünü ise "negatif" olarak teyit etti. Fitch, aldığı bu karara yükselen enflasyonu ve ekonomiyle ilgili endişeleri gerekçe olarak gösterdi.
Kurumun verdiği bu kredi notu, yatırım yapılabilir seviyesinden beş basamak daha aşağıda. Bu da Türkiye'nin kredi notunun daha da negatif seviyesine itilmesi anlamına geliyor. Fitch'in ekonomiyle ilgili sorun teşkil ettiğini belirttiği konular arasında büyüyen cari açık ve müdahaleci politikalar yer alırken, artan enflasyon, döviz kuru ve güven endeksinin zayıflaması nedeniyle iç tüketimin yavaşlamasının beklendiği belirtildi.
Bu bağlamda Türkiye'deki enflasyonun 2022'de ortalama yüzde 71.4'e yükseleceği tahmin ediliyor. Dünyada üç uluslararası derecelendirme kuruluşu var her üç kuruluş da son yıllarda Türkiye'nin ekonomik büyüme ve kredi notunu farklı şekillerde düşürdü. Bu sürecin devamı ile Türkiye'nin gelişmiş ekonomilere sahip 20 ülke grubundaki yerini başka bir ülkeye bırakmak zorunda kalacağı görülüyor.
İktidarın ilk 10 yılında Türkiye ekonomisini önemli ölçüde güçlendirmeyi başaran Türkiye'nin liderleri, ülke ordusunun komşu ülkelerin işlerine müdahalesinden bu yana açık ve net ekonomik ve mali sorunlarla karşı karşıya. Uluslararası derecelendirme kuruluşları, 2014'ten bu yana Türkiye'nin ekonomik notunu düşürmektedirler. Bu, 2018 yılının başlarında dünyanın en güvenilir üç derecelendirme kuruluşundan biri olan Moody's'in Türkiye'nin ekonomik büyüme tahminini düşürmesine ve bunun nedeninin, artan piyasa baskıları olduğunu açıklamasından başladığı bir ortamda gerçekleşmektedir.
Uluslararası derecelendirme kuruluşları, Türkiye'nin dünyadaki ekonomik gerilemesinin temel nedeninin "Recep Tayyip Erdoğan"ın müdahaleci politikaları olduğunu, Türkiye'nin iç ekonomik çalkantısının ve ülkenin askeri müdahaleci politikalarının temelinin Türk cumhurbaşkanının eylemleri olduğunu belirtmişlerdir. Nitekim iki komşu ülkenin olan Suriye ve Irak ilişkilerinde Türkiye asıl yanlış yapan taraftır ve ekonomisinde bunun etkilerini görmektedir.
Türkiye'de şiddetlenen ekonomik krizi, eski Amerikan başkanının tehditlerinin ardından her geçen gün daha da büyüyor. Öyle ki milyonlarca Türk hanesi temel asgari ve günlük ihtiyaçlarını bile karşılamakta ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Halkın geçim sıkıntısının ağırlaşmasına rağmen, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vaatlerini yerine getirmede başarısız olunca, son zamanlarda halktan enflasyon oranındaki artışa karşı sabırlı olmalarını istedi. Türkiye'de yoğunlaşan enflasyon ve işsizlik, siyaseti de etkiliyor.
Mevcut kriz Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 21 yıllık iktidarında emsalsiz bir kriz olarak kabul ediliyor. Ankara yetkililerinin halka yönelik taleplerine rağmen Erdoğan hükümetinin net bir planı ve çözümü de yok gibi görünüyor. Ancak yine de 1923 yılında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurulmasından beri laik siyasi düzenden bıkan halkın laik liderlerin geçmişini dikkate alarak bir kez daha onlara yönelmesi uzak bir ihtimal görünüyor.
Türkiye'deki Müslüman toplumun, İslam dinini kabul etme doğrultusunda adım atacak bir partiye yöneleceği tahmin edilebilir. Türkiye'nin Müslüman toplumundaki gerçeklere ve büyük bir Alevi ve Kürt toplumun varlığına bakılırsa halkın laik partileri kabul etmesinin, pek kabul edilebilir olmadığı görülür. Bu sayede önümüzdeki yıl Türkiye'nin cumhurbaşkanının dini eğilimleri olan, Türkiye'de Alevilerin ve Kürtlerin desteğini alan bir kişi olacağı şimdiden tahmin edilebilir.
Bu arada ekonomik krizi şiddetle protesto eden Türk halkı, Türk partilerinin ve politikacılarının ekonomik sektördeki yapıcı programları bekledikleri, bu politikaların ve atılacak adımların bu ülke insanının gerçek eğilimini belirleyeceği söylenebilir./