Türkiye'nin Irak'ın Kuzeyindeki operasyonlarını sürdürmesi
Türkiye savunma bakanlığı son üç ayda 290 PKK'lının Irak'ın Kuzeyinde etkisiz hale getirildiğini belirterek operasyonların devam edeceğine vurgu yaptı.
1978'de Türk ordusu Irak dönem hükümetiyle, güvenlik tehditlerini püskürtmek ve hasım gruplarını izlemek için iki tarafın birbirlerinin topraklarına beş kilometreye kadar girmesine izin veren bir sınır anlaşması imzaladı. Beş yıl sonra, Türkiye'de "Turgut Özal"ın başbakanlığı döneminde, PKK'nın Türkiye'ye yönelik silahlı operasyonlar aşamasına girmesinden sonra, bu anlaşma 30 kilometre derinlikte grupların takibi ve hava ve kara saldırılarını kapsayacak şekilde genişletildi, ancak Irak hükümeti o sırada 1988'den beri bu anlaşmayı durdurdu. Ancak, BM Güvenlik Konseyi'nin Kuzey Irak'la ilgili 36 derecelik yörüngede uçuşa yasak bölge ve Irak Kürt Bölgesi'nin özerk bölgesinin oluşturulmasına ilişkin 688 sayılı Kararı'nın yayınlanmasının ardından Türkiye'nin bu bölgedeki kara operasyonları yeniden başladı.
Ekim 1992'den bu yana bu ülke, Irak Kürt Bölgesi'nde PKK mevzilerine yönelik 13 büyük çaplı operasyon ve yüzden fazla sınırlı saldırı gerçekleştirdi. 1994'te Zap operasyonu, 1995'te Poladin saldırısı, 1997'de iki operasyon, 2008'de Güneş operasyonu, 2011'de Kandil operasyonu, sekiz yıl sonra Pençe operasyonu ve 2020 ve 2021'de Kartal pençesi ve Kaplan pençesi ve son olarak bu yıl ilan edilen Pençe kilit operasyonu , kuzey Irak'ta PKK'ya karşı saldırılar arasında yer alıyor. Bu operasyonlara eş zamanlı olarak Türkiye, Irak'ın kuzeyindeki Sidkan bölgesinde 40 km, Haftanin bölgesinde 15 km, Zab ve Avaşin bölgesinde 19 km ilerlemiş ve bu bölgelerde 64 kara, hava ve istihbarat noktası ve üssü kurmuştur.
Iraklı yetkililer ve siyasi şahsiyetler ise defalarca bu saldırılara ve Türkiye'nin varlığına karşı çıkmışlardır. Irak Parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komisyonu üyesi Cevad el Bolani bu konuda şunları söylüyor: "Türkiye ile sınırlar konusunda imzalanan güvenlik anlaşması seksenli yıllarda bir yıl süreli olarak sağlandı ve süresi dolmuş bulunuyor. Birleşmiş Milletler'in tavsiyelerine uygun olarak devam eden bir anlaşma idi. "
PKK, Irak Kürt bölgesinin hassas bölgelerini ele geçirmiş ve bu bölgeye bakan dağlara ve yamaçlara ve Irak Kürdistan Demokrat Partisi'nin egemenliğindeki bölgeye hakimdir. Bu durum PKK ile yerel yöneticiler arasında jeopolitik rekabete yol açarak Türkiye'nin bölgedeki operasyonlarını kolaylaştırdı. Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar, son operasyonla ilgili olarak, Kuzey Irak'taki operasyonun amacının terörün köklerini yok etmek ve tüm teröristleri ortadan kaldırmak ve çalışmalarını tamamen bitirmek olduğunu söyledi.
Elbette bölge hakimlerinin PKK ile rekabetinin ideolojik ve jeo-ekonomik yanları da var, çünkü hem bu grubun sol ideolojisinin bölge yöneticilerinkinden farklı olması hem de bölge yönetiminin Türkiye ile ticari ilişkileri ve petrol satışı önemli mevzular sayılır. Bu durum aslıdna Kuzey Irak yerel yönetimi tarafından Türkiye'ye bölge yönetimine ekonomik ve mali faydalar sağlamaktadır. Ancak Türkiye'nin birkaç gün önce Irak'ın Dohuk ilindeki bir turizm bölgesine saldırısı Irak Kürt bölgesindeki yerel yetkililerin tepkisine neden oldu ve bu bölgenin başkanı "Neçirvan Barzani" PKK ile Türkiye arasındaki çatışmaların Irak topraklarında durdurulması gerektiğini vurguladı.
2015'ten bu yana yüzlerce sınır köyünün boşaltılması ve 138 Irak vatandaşının Türk saldırıları sonucunda kurban edilmesi, Irak hükümetinin Irak'ın ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlallere karşı protesto etmesi gereken bir durum yarattı. Bu bağlamda, Irak Başbakanı Mustafa El-Kazemi, Irak'ın Türk saldırganlığına yanıt verme hakkının tamamını saklı tuttuğunu söyledi. Irak cumhurbaşkanlığı ofisi, Türkiye'nin kuzey Irak'taki operasyonlarını kınarken, Türk ordusunun Irak topraklarına tekrarlanan saldırılarının Bağdat'ın egemenliğinin ciddi bir ihlali ve uluslararası yasa ve yönetmeliklerin açık bir ihlali olduğunu ve komşuluk ilişkilerine aykırı olduğunu belirtti.