Türkiye'nin Suriye'ye yönelik dış politikasındaki değişiklik işaretleri
Son bir sene içinde geçen sürede, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, komşu ülkelere yönelik hasmane politikayı durdurmuştur. Bu çerçevede Türkiye'nin Suriye'de Beşar Esad yönetimine karşı dış politikasında da kayda değer bir dönüş görünmekte.
Ankara yönetimi 2011 yılından itibaren Suriye'de Beşar Esad yönetimini düşürmek için ABD ve müttefikleri ve NATO'ya uyup onlarla el birliği yaparak siyaset izleyip hareket etti. Ancak geçen senelerde, ABD'nin Suriye'de izlediği politikaların Suriye'nin ulusal çıkar ve menfaatlerine ters düştüğü ortaya çıktıktan sonra Ankara yetkilileri, Suriye ile anlaşmazlıklarını çözüme kavuşturmaya başladı.
İlk adımda, Ankara yetkilileri, İran İslam cumhuriyeti, Rusya ve Suriye'nin katılımıyla Moskova 4'lü toplantısına aktif şekilde katılarak, Türkiye'nin dış politikasındaki somut değişikliği ortaya koymaya gayret gösterdi.
Oysa bundan önce 2018 yılında Türkiye, kendi askerlerini PKK ile mücadele bahanesi ile Suriye topraklarına sevk etti; buna karşı muhalefet liderleri, Ankara yetkililerini askerlerini biran önce Suriye topraklarından çekmesi gerektiği uyarısında bulundular. Buna rağmen Erdoğan yönetimi, Şam yönetiminin defalarca itirazları ve kınamalarına rağmen askerlerini Suriye topraklarında koruyarak, ülkesi için ağır ve büyük maddi ve mali hasara yol açtı. Sonunda Erdoğan yönetimi, Suriye ile barış yolunda adım atmaya başlayarak, dış politikasında değişikliğe gitmeyi tercih etti.
Suriye gelişmelerini takip eden uzmanlarından Alxander Mc Cure, Türkiye ve Suriye ilişkilerinde normalleşme sürecinde geçen bir senede gerçekleşen hareketlerin yeterli olmadığı ve iki komşu ülke ilişkilerinin normalleşmesi için daha fazla zamana ihtiyaç olduğunu bildirerek, İran, Rusya, Türkiye ve Suriye arasında Ankara ve Şam ilişkilerinin normalleşmesine ilişkin 4'lü görüşmelerine işaretle, sonuç vermek için birçok şeyin yaşanması gerektiğini belirtti ve Türkiye’de muhalefetin önümüzdeki Pazar günü düzenlenecek seçimlerde zafer kazanması halinde bile, iki komşu ve Müslüman ülke arasında bu mesele ve barış görüşmeleri ile ilgili birçok önemli konunun geri kalacağını vurguladı.
Türkiye ve Suriye arasındaki sorunlar, ancak İran ve Rusya başta olmak üzere Türkiye'nin komşuları ve çıkar sahibi ülkelerin katılımıyla sonuca ulaşabilir, fakat Batılı ülkeler ve ABD'nin müttefikleri, Türkiye ile Suriye arasında uzlaşma sürecini engellemek için elinden geleni yapacaktır. Çünkü iki ülkenin barışması halinde ABD'nin Suriye ve diğer Batı Asya ülkelerindeki varlığının bedel ve maliyeti, kat kat artmış olacaktır.
Türkiye yetkilileri geçen iki senede, eşine rastlanmayan bölgesel ve uluslararası kriz ve tansiyonları istedikleri şekilde yönetmeye gayret göstermiştir. Bu doğrultuda Ankara yetkilileri, İsrail rejimi ile ilişkilerini iyileştirmeye çalışmış ve Suriye krizi konusunda da, gerilimi azaltma yoluna girmiştir.
Aslında Ankara tüm güç ve enerjisini Yunanistan ve Kıbrıs adası gibi geleneksel krizler için biriktirip, kullanmak istiyor.
Öte yandan ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan Türkiye, Suriye gibi yeni pazarlara açılması ve ürünlerini bu ülkelerde satmayı düşünüyor.
Gelinen aşamada da, Türk yetkilileri, Suriye ile ilişkilerini normalleştirmek suretiyle, kendileri için bu ülkede daha ciddi ve daimi bir Pazar açmaya çalışmaktalar. Suriye yönetimi ise, ülkeyi yeniden inşa etmeye çalışmakta ve Ankara bu bağlamda da Şam ile müzakereye girebilir./