Türkiye'nin yeniden İsveç'in NATO'ya üyeliğine karşı çıkması
Türkiye Cumhurbaşkanı ve Savunma Bakanı başta olmak üzere üst düzey Türk yetkilileri, bir kez daha İsveç'in NATO'ya üyeliğine karşı çıkarak, bu ülkenin Ankara'nın şartlarını yerine getirmesine vurgu yaptılar.
Şubat 2022'de Ukrayna savaşının başlamasının ardından Avrupa'nın güvenlik ortamındaki temel değişikliklerin ardından, zaten NATO işbirliğinde aktif olan İsveç ve Finlandiya, resmi bir şekilde bu Batı temelli askeri örgütün üyeliği talebinde bulundular. Türkiye, Finlandiya'nın üyeliğine İsveç gibi başta karşı olsa da bir süre sonra, bu ülkenin NATO üyeliğini kabul etti. Ancak şimdiye kadar ABD ve NATO'nun baskılarına rağmen Ankara, İsveç'in üyeliğini kabul etmiş değil.
Batı, özellikle ABD, İsveç'in NATO'ya üyeliğini kabul etmesine ve bunu desteklemesine rağmen, Rusya her fırsatta bu duruma tepkili ve bunun sonuçları konusunda Batılıları defalarca uyardığı da görülmüştür. Moskova açısından bu, artık Rusya'nın batı sınırlarına ek olarak, bu ülkenin kuzey sınırlarında da güçlü bir varlık göstermeyi amaçlayan NATO'nun Rusya'ya yönelik ablukasını genişletmesi anlamındadır.
NATO daha önce İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya üyelik sürecinin bir an önce pratikte hayata geçirileceğini düşünmüştü, ancak Türkiye'nin bu iki Kuzey Avrupa ülkesinin NATO'ya üyeliği için olumlu oyu için birkaç koşul belirlemesi, İsveç ve Finlandiya'nın resmi talebini geciktirmeye neden oldu. Ankara sonunda Finlandiya'nın üyeliğini kabul etti fakat İsveç'in üyeliğine karşı çıkmaya devam etmesi, Batı için hayal kırıklığı yaratmıştır.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili seçiminin bitmesiyle Türkiye ile İsveç'in üyeliği konusunda diyaloğu yeniden başlatmak istediğini söyledi.
Stoltenberg, Norveç'in başkenti Oslo'da düzenlenen gayri resmi nitelikli dışişleri bakanları toplantısının sonunda basına yaptığı açıklamada, İsveç'in üyeliğiyle ilgili bir soru üzerine "İsveç'i üyeliğe davet etme kararı aldığımızdan beri, Ankara'daki siyasi liderlerle yakın ve sürekli temas halindeyim. Düzenli olarak da toplanan bir kalıcı mekanizmaya sahibiz. Türkiye'de bir seçim dönemi yaşandı, temaslar bu süreçte pek yakın ve yoğun değildi ama artık seçim bittiğine göre, diyaloğu ve süreci yeniden başlatmanın önemli olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.
Stoltenberg, Türkiye'nin İsveç'in üyeliğini desteklediğini, Macaristan'ın da daha önce bu yönde taahhütte bulunduğunu, dolayısıyla iki ülkenin de İsveç'in üyeliğini onaylayacağına inandığını ifade etti.
Ancak Ankara yetkilileri, İsveç'in kendi şartları ve taahhütlerini yerine getirmesine vurgu yapmaktalar. Bunlar içinde PKK üyelerinin Ankara'ya iade edilmesi gibi önemli konular yer almakta.
Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO Karargahı'ndaki görüşmelerine ilişkin, "İkili görüşmelerimizde, NATO'nun 'Açık Kapı Politikası'nı desteklediğimizi ve İsveç’in de Üçlü Muhtırada kayıtlı taahhütlerini somut şekilde yerine getirmesi halinde Finlandiya gibi NATO üyesi olabileceğini müttefiklerimize beyan ettik" dedi
Tabii ki aralarında PKK üyelerinin de bulunduğu çok sayıda Kürt'ün Türk hükümetine karşı çıkması ve bu ülkelerde yaşaması nedeniyle Ankara'nın Stockholm ile temel sorunu da bu olacaktır. Türkiye, İsveç'te sayıları artmakta olan "terörist"lerin iadesini talep ederek, İsveç hükümeti üzerinde daha fazla baskı kurmaya devam ediyor. Erdoğan daha önce yaptığı açıklamada, iade etmek istediği Kürtlerin sayısını 130'a ulaştığını belirtti, ancak iade taleplerinde son sözü bu ülkenin hükümeti değil İsveç yargı sisteminin söylediği unutulmaması gereken bir husustur. Ocak ayının başında İsveç Başbakanı Olaf Kristerson, zorlu iade konusuna atıfta bulunarak, Türkiye'nin "veremeyeceğimiz ve vermek istemediğimiz şeyler" istediğini belirtti. Şimdi, Türkiye'nin neredeyse imkansız talepleri ile karşılaşan İsveç hükümeti, Ankara'nın ülkenin NATO üyeliğine yeşil ışık yakması için tam bir çıkmaz ile karşı karşıya./