Türk halkının zorlu ekonomik günleri
https://parstoday.ir/tr/news/turkey-i242468-türk_halkının_zorlu_ekonomik_günleri
Türkiye'de ekonomik krizin son günlerde şiddetlenmesiyle, ekonomi uzmanları önümüzdeki haftalarda ve aylarda bu ülke halkı için daha zor günleri öngörüyor.
(last modified 2023-07-21T12:26:48+00:00 )
Temmuz 21, 2023 15:26 Europe/Istanbul
  • Türk halkının zorlu ekonomik günleri

Türkiye'de ekonomik krizin son günlerde şiddetlenmesiyle, ekonomi uzmanları önümüzdeki haftalarda ve aylarda bu ülke halkı için daha zor günleri öngörüyor.

Bu bağlamda haberler, Türk milli para biriminin değerinin diğer geçerli uluslararası para birimleri karşısında düşmeye devam ettiğini göstermektedir.

Buna istinaden Türk Lirası'nın değer kaybı bu yılın başından bu yana yüzde 30'a ulaştı.

19 Temmuz Çarşamba günü ise dolar 26,9 TL oldu.

Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki üst düzey Türk heyetinin Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ı ziyaret ettiği bu hafta içerisinde Merkez Bankası bu ülkede faiz oranlarını bir kez daha artırdı.

Türkiye aylardır ekonomik bir krizle karşı karşıya. Milli para biriminin değer kaybetmesi, Türkiye'de enflasyon oranının yükselmesine, işsizliğin artmasına ve bunun sonucunda geçim sıkıntısına ve yoksulluğun artmasına neden olmuştur.

Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 13. dönemini kazanmasının ardından hükümetin ve devlet kurumlarının ekonomik karar vericilerini değiştirdi.

İktidarın yeni üyeleri de eski meslektaşlarına göre farklı kararlar aldılar ve faiz artışı bu kararlardan biri oldu, buna rağmen halkın ekonomik durumunda ve Merkez Bankası tarafından yayınlanan ekonomik istatistiklerde olumlu ve gözle görülür bir değişiklik gözlemlenmedi.

Türkiye'deki birçok ekonomi uzmanının bu ülkenin mevcut ekonomik sorunlarını sadece ekonomik meseleler olarak görmemesinin nedeni de budur.

 

Türk ekonomi uzmanları şöyle diyor:

“Ülke ekonomisinin en kötü yönetim biçimine tanık oluyoruz ve paramızın kolayca değersiz ve işe yaramaz şeylere harcandığını ve ülkeye gerçekten gerekli olmayan maliyetler yüklediğini görüyoruz.”

Aynı zamanda, Türkiye'nin bazı analistleri ve siyasi gözlemcileri, Türkiye'nin sorunlarının sadece enflasyon oranındaki artışa indirgenemeyeceğine inanıyor.

Gerçek şu ki, mevcut ekonomik kriz insanların hayal ettiğinden daha derin. Bu konuda ünlü Türk analistlerden biri olan "İbrahim Kiras şöyle diyor:

"Enflasyon marjinal bir sorundur ve Türk halkının yaşadığı ekonomik ve geçim sıkıntılarının temel nedeni yapısal ve temel sorunlardan kaynaklanmaktadır."

Bu ünlü Türk uzmana göre, Türkiye'nin temel ekonomik sorunları, ekonomideki felaket, eğitim sistemindeki sapmaları, dış politikadaki hatalar ve tarım sektöründeki büyük aksamalardan daha fazlasıdır. Türkiye yapısal sorunlar yaşıyor ve yapısal reformlara ihtiyaç duymaktadır.

Örneğin, ülkenin mevcut ekonomik sorunlarına son vermek ve enflasyonu düşürmeye yönelik para politikalarını yoğunlaştırma taahhüdünü yerine getirmek amacıyla 20 Temmuz Perşembe gününden itibaren faiz oranını 500 baz puan artırarak %20'ye çıkarırken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu yılın Haziran ayında banka faiz oranını 650 baz puan artırarak %15'e yükseltti ve enflasyon düzelene kadar kemer sıkma  politikanın devam edeceğini vurguladı.

Bu önlemlere rağmen Türkiye'nin mevcut sorunları azalmakla kalmamış, artarak devam etmiştir. Piyasanın banka faiz artırımının yetersiz kalacağı endişesi fiyat değişim sürecinde daha da belirginleşiyor. Erdoğan hükümetinin yanlış politikalar uyguladığı durumlardan sadece bir tanesinden Ankara’nın göçmenlerle ilgili politikalarına değinebiliriz.

Örneğin Türkiye, Afganistan'dan çoban istihdam ediyor. Bir yandan da bu ülkenin üniversitelerinden doktor ve mühendisleri Avrupa'ya gönderiyor. Sadece geçen yıl 3 bin doktor ve hemşire Türkiye'den yurt dışına sığındı. Mevcut gidişata göre bu yıl bu rakamın 4 bin kişiye çıkacağı şimdiden tahmin edilebilir.

Türk doktorlarının Batı'ya göç etmesinin temel nedeni Türkiye'deki maaşlarıdır. Aslında kuşağının en zeki öğrencilerinden biri sayılan ve uzun yıllar ülkesinde eğitim görmüş bir doktorun maaşının sıradan bir memur maaşından çok az farkı vardır.

Aynı çalışanın maaşı açlık sınırının altında olmasına rağmen doktor yurtdışına göç ederek bambaşka koşullarda yaşayabilmektedir. Oysa Türk çalışanları için böyle bir göç olasılığı bulunmuyor.