Erdoğan, AB'yi görüşmeler sürecini halk referandumuna götürmekle tehdit etti
Avrupa Birliği'nden ayrılan İngiltere'nin kararını değerlendiren Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye 53 yıldır alınmamasının sebebinin İslamofobi olduğunu ifade etti.
Tüm Sanayici İş Adamları Derneğince düzenlenen iftar programında konuşma yapan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere'nin AB'den ayrılma kararına ilişkin 'Demokrasiye, milli iradeye saygıyı esas alan bir siyasi anlayışın mensupları olarak referandum sonuçlarının İngiliz halkı için hayırlı olmasını diliyorum. Tüm dünyayla birlikte biz de referandum sonucunun 'evet' olarak çıkmasını bekliyorduk ama sonuç bu şekilde tecelli etti. İngiliz halkının verdiği bu kararı İngiltere ve Avrupa Birliği için yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyorum' açıklamasında bulundu.
Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği'ne dair 'Biz Avrupa Birliğini önemsedik ve bu yolda bir gayret ortaya koyduk ama hep bizi oyaladınız. Beraber müzakere masasına oturduğumuz kişilerle maalesef bizi ayırt ettiniz. İşte son olarak göçmenler konusunda takındığı insani ve ahlaki olmayan yaklaşım, Avrupa Birliğinin tutarlılığını ciddi şekilde tartışmaya açmıştır. Avrupa'da yükselen ırkçı ve İslamofobik akımlar ile bizi almakta bunlar gecikiyorlar.' eleştirisinde bulundu.
Erdoğan AB'ye yönelik eleştirel açıklamalarının devamında ise, "“AB uzun süredir Türkiye’nin üyeliği meselesi başta olmak üzere pek çok konuda kendi değerlerine aykırı düşen bir pozisyona sürüklenmişti. Kriterleri karşılama konusunda bizimle mukayese edilemeyecek pek çok ülkeyi hızla üyeliğe kabul eden AB’nin Türkiye ile ilgili çifte standartı artık gizlenemeyecek bir hale gelmiştir. Bize engel üstüne engel koydular. 53 yıldır bizi kapılarında beklettiler. Hala bekletiyorlar" ifadelerini kullanmıştır.
Diğer yandan Öte yandan İngiltere’nin AB’den ayrılma kararının çıktığı referandumun ardından Türkiye’den ilk açıklama Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’den geldi. Canikli Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Avrupa Birliği’nin dağılma süreci başlamıştır. Gemiyi ilk terkeden İngiltere oldu” ifadelerini kullandı.
Aslında 2002 yılında AKP'nin Türkiye'de dindar bir parti sıfatıyla iktidara gelmesi ve AB'nin talepleri doğrultusunda önemli reformlara baş vurarak ülke anayasasında temel değişiklikler gerçekleştirmesi ve hem dindar olup hem Laik olunabileceği konusunda batılı ve ABD'ye güven vermesiyle ilk önceleri Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusunda umutları bir anda kabartmış ve Türkiye ile üyelik müzakereleri başlatılmıştı. Ancak bugün gelinen nokta AB'nin 80 milyonluk bir nüfusa sahip olan müslüman Türkiye'yi kendi içine kesinlikle alamayacağı sonucuna varan Türk liderler, AB'ye ateş püskürtmekte ve bizzat kendilerinin de üyelik sürecini halk referandumuna götürebileceklerini belirterek AB üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar. AB’nin Türkiye’yi Müslüman olduğu için almayacağı fikri ve görüşü yeni ortaya çıkmış değildir. Baştan beri bilinmektedir. Kaldı ki, pek çok Avrupalı AB’nin bir Hıristiyan Birliği olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Türkiye yetkilileri son açıklamalarında artık alenen AB'nin Türkiye'nin iç işlerine resmen müdahale ettiğini ve hatta ülkenin parçalanmasını bile gerektirecek uygulama ve reformları Türkiye hükümetinden istediklerini belirterek, AB'nin içine sürüklendiği son kritik ortamdan kendilerine pay çıkarmaya çalışmakta, oysa başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere öteki yetkililer şu durumda bile AB tarafından müzakereler süreciyle ilgili gelebilecek en ufak bir işareti büyük heyecanla sahiplenmekte ve hiç bir açıklama , tutum olmamış gibi müzakere sürecini kaldığı yerden aynen sürdürebilecekleri sinyalini de vermekteler.
Sayısız Avrupa ülkelerini ülkede var olan insan halkalı, ekonomik, sosyal kriterleri dikkate almaksızın yıldırım hızıyla üyeliğe kabul eden AB'nin 53 yılı aşkın bir süredir Türkiye'yi kapalı kapı arkasında bekletmesi ve hatta bu süreçte Türkiye halkına tahkire varacak hakaretlerde bulunması, aşağılaması, Türkiye halkının AB'den soğumasına neden olmuş ve artık ciddi olarak hükümetten AB konusunda kesin karar almasını istedikleri bir ortamda Türkiye yetkilileri AB aleyhinde sert açıklamalarını dile getirmesi gözlemcilerin dikkatinden kaçmamıştır. Hatta Türkiye içinde bir çok siyaset adamı ve yazar bu konuyu kaleme alarak hükümete yönelik sert eleştirilerde bulunmaktan geri kalmamış ve halen hükümetin AB uzantısında hareket etmesine bir anlam vermediklerini belirtmekteler. Hükümetin politikalarını eleştirenler, Cumhurbaşkanı ve hükümetin, Türkiye halkının da AB'ye üyeliği reddi yönünde oy kullanmaları durumunda bile AB'ye üyelik sürecinden vazgeçmeyeceğini bildirmekteler.