Türk halkının İsrail'le ilişkileri protesto etmesi
Türkiye'de Recep Tayyip Erdoğan hükûmeti ile ırkçı İsrail rejimi arasındaki ilişkilere karşı halkın protestoları devam ediyor.
Türkiye halkı ilk kez Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Siyonist rejim İsrail ile ilgili çelişkili siyasetlerini protesto etmiyor.
Geçen hafta Türkiyeli gençlerden bazıları, Siyonist İsrail rejimine elektrik sağlayan Zorlu Holding’in önünde protesto gösterisi düzenledi.
Bu hafta da yine Türkiye’de Filistin İçin Bin Genç adlı grup üyeleri İstanbul'da, Siyonist rejime çelik ihracatı yapan İÇDAŞ şirketi binası önünde protesto eylemi düzenledi, "İÇDAŞ'ın çeliği işgalci İsrail'i besliyor" sloganları attı.
Geçen hafta Zorlu Holding'in önündeki protesto gösterisi, geçen Cumartesi günü de bazı Türk olan ve olmayan ve Azeri üniversite öğrencileri, ilham Aliyev hükûmeti tarafından korsan rejime petrol sağlanmasına itiraz amacı ile İstanbul’da Azerbaycan Cumhuriyeti konsolosluğu önünde gösteri düzenledikleri bir dönemde gerçekleşti.
Gösterilerin en sonuncusu da İstanbul'da demir çelik şirketi İÇDAŞ'ın merkez binası önünde bir araya gelen Filistin İçin Bin Genç adlı grup, şirketin işgalci rejim İsrail'e çelik ihracatını protesto etti, Filistin'le dayanışma eylemi düzenledi.
Uzmanlar İsrail’in ırkçı liderlerine karşı sert ve bazen aşırıcı söylemlerin yapılması ve bu rejim ile etkin ekonomik iş birliklerine devam etmesinin, Ankara hükûmetinin işgalci rejime karşı çelişkili siyasetinin devam ettiğini gösteriyor.
Tabii ki Ankara’nın bu çelişkili politikası Türkiye halkı ve siyasi yorumcuların gözünden kaçmamıştır.
Örneğin tanınmış eleştirmen ve yazarlardan İbrahim Kahveci geçen Ekim ayında yazdığı makalede Türkiye’nin işgal altındaki topraklara yaptığı ihracatın açık ve şeffaf verilerini paylaşarak, Siyonist rejime ihracata yaptırım uygulanmasını istedi.
Kahveci şöyle yazdı: Türkiye'nin işgal altındaki topraklara yaptığı ihracat, ülke yetkililerinin sert sözlerinin yalnızca propaganda ve iç tüketim amaçlı olduğunu gösteriyor ve İsraillilerle ticaret durmazken üstelik önemli ölçüde arttı.
Kahveci ayrıca Coca-Cola ve Nescafe gibi düşük değerli ürünlerin restoran menülerinden çıkarılmasını ve aynı anda çelik gibi 6 milyar dolarlık stratejik ürünün işgal altındaki topraklara ihraç edilmesini ikiyüzlülük olarak nitelendirdi.
Hâlihazırda Siyonist rejim İsrail'in çelik sektörünün ihtiyacının yüzde 25'i Türkiye tarafından karşılanıyor. Üstelik İsrail'e ithal edilen ürünlerin üçüncü tedarikçisi Türkiye ve Almanya'dır.
Bu nedenle aralarında İbrahim Kahveci'nin de bulunduğu Türk uzmanları, Türkiye'nin Siyonist rejimle özellikle petrol ve doğal gaz alanında ekonomik ve ticari iş birliğinin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Ankara hükûmet yetkilileri, Siyonist rejimin liderlerine karşı sert sloganlar atarak ve savunmasız Gazze halkına karşı artan suçları kınayarak İsrail'in sözde dış politikasını kınamalarına rağmen, Türkiye'nin Siyonist rejimle giderek artan ekonomik iş birliği, İsrail karşıtı sloganlar atmanın, halkı kandırmanın ve Türk kamuoyunu Gazze'deki güncel gerçeklerden uzaklaştırmanın yollarından biri olduğunu gösteriyor.
Bu arada Türkiye’de belediye meclisi seçimleri arifesinde Ankara yetkililerinin İsrail karşıtı açıklamalar yaparak Türk kamuoyunu ikili politikadan uzaklaştırmaya çalıştığı da görülüyor.
Aslında Ankara hükûmeti liderlerinin İsrail Siyonist rejiminin suçlarına karşı sert sloganlarına rağmen Türkiye'nin işgal altındaki Filistin topraklarıyla ticaretinin yeni boyutları her geçen gün ortaya çıkıyor.
Hiç şüphesiz Türkiye liderleri kendilerini mazlum Filistin halkının savunucusu olarak tanıtıyor, ancak aynı zamanda ekonomik iş birliğini artırırken ve Siyonist rejime temel malları ihraç ederken, bu ırkçı rejimle ilişkileri güçlendirmeyi de vurguluyorlar.
Fakat Türkiye'nin Siyonist rejim İsrail'e temel mal ihracatı yapmasına karşı yapılan halk protestoları dikkate alındığında, Ankara hükûmetinin mevcut ikili ve çelişkili politikalarının devam etmesinin pek mümkün görünmediği söylenebilir./