AB Türkiye'deki referandum sonuçlarını eleştirmeye devam ediyor
Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Kati Piri, ‘Evet‘in önde göründüğü referandum sonuçlarının ardından Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) katılamayacağını açıkladı.
Yazılı açıklama yapan Piri, referandum sonuçlarını ‘üzücü’ diye niteleyerek, “Adil olmayan bir seçim ortamında, Türkiye nüfusu az bir farkla Erdoğan’a denetimsiz yetki verecek, otoriter bir sisteme uygun olan anayasa paketine destek verdi” dedi.
Piri, açık biçimde anayasanın yürürlüğe konması halinde AB’nin kapılarının Türkiye’ye kapanacağını belirterek: “Bu ülkenin kuvvetler ayrılığına saygı duymayan, hiçbir denetim mekanizması bulunmayan bir anayasayla Avrupa Birliği’ne katılamayacağı açık. Eğer paket değiştirilmeden uygulanırsa, bu durum Avrupa Birliği’yle müzakerelerin askıya alınmasına yol açacaktır.” dedi.
Öte yandan Fransa’da Elysee Sarayı’ndan da yapılan açıklamada Türkiye’de idam cezasının yeniden yürürlüğe konulmasına yönelik bir referandum düzenlenmesinin Avrupa değerlerinin kırılması anlamına geleceği belirtildi. Açıklamada Türkiye’deki referandum sonuçlarının Türk toplumunun bölündüğünü gösterdiği belirtilerek “Avrupa Konseyi ile ilişkiler çerçevesindeki değer ve sorumluluklar nedeniyle Türk hükümeti siyasi ve sosyal yaşamın bütün kesimleri ile özgür ve açık bir diyalog yürütmek zorundadır. İdam cezasıyla ilgili bir referandumun organize edilmesi elbette bu değer ve sorumluluklardan kopulduğunu gösterecektir” denildi.
Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, Türkiye'de başkanlık sistemine geçiş öngören anayasa değişikliklerinin yapılması kararının çıktığı referandumun, Türk hükümetini AB'den uzaklaştırdığını söyledi.
Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz ise referandum sonucunun 'Avrupa Birliği'ne karşı açık bir sinyal olduğunu' söyledi.Referandum sonucunun 'ülkenin ne denli bölündüğünü gösterdiğini ve bunun 'AB ile işbirliğini daha da karmaşık hale getireceğini' söyeleyen Kurz, Türkiye'nin birliğe katılma 'hayalinin' sona erdirilmesi gerektiğini savundu.
Tüm bu olup bitenler ve yapılan sert açıklamalar Türkiye'nin AB üyeliğinin bu birlik için ciddi bir sorun oluşturmasının yanı sıra AB'nin yeni Türkiye ile nasıl karşılaşması gerektiği meselesi de AB için ciddi bir mesele haline gelmiştir. Zira Türkiye'de anayasanın değiştirilmesi sonrası Türkiye hükümet sisteminin parlamento sisteminden başkanlık sistemine çevrilmesi ve bu yeni başkanlık sisteminde Erdoğan'ın yetkilerinin fahiş derecede artması ister istemez AB ülkelerini derinden kaygılandırmaktadır.
Şu anda bu hususta iki farklı tutum mevcuttur. Bir tarafta geçmişten beri Türkiye'ye karşı iyi bir tavır sergilemeyen ve sürekli olarak Türkiye'yi dışlayan bir Avrupa Birliği bulunmakta ve bu birlik Türkiye'de yaşanan son gelişmelerle birlikte Türkiye'ye karşı tutumlarını değiştirmedikleri gibi hatta Türkiye karşısındaki sert tutumlarını daha da sertleştirmiş olup bu değişikliklerin Türkiye'yi AB'den daha fazla uzaklaştırdığına inanmaktalar. Bu ülkelerin en başında ise Avusturya gelmekte. Özellikle 15 Temmuz 2016 başarısız darbe ardından Türkiye'nin AB'ye yönelik sert eleştirilerde bulunması nedeniyle Ankara ile Brüksel arasında şiddetli ihtilafların baş göstermesi ardından Avusturya Türkiye'yi ciddi manada eleştirmeye başlamış ve her fırsatta Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine son verilmesi gerektiğini savunmuştur. Öyle ki Türkiye'de yeni ana yasa değişikliği ardından Erdoğan'ın başkanlık koltuğuna oturacak olması ve bil hassa ülke yargısını yürütmeye tamamen bağlı hale getirmesini öne süren bu ülkeler artık kesinlikle Türkiye'nin AB içinde hiç bir yeri olmayacağını savunmaktadırlar. Öyle ki AB ülkelerinin Türkiye'deki bu referandum sonuçlarını sert eleştirmesi ardından Erdoğan'ın Ankara ve İstanbul'da halka hitaben yaptığı konuşmada AB'yi sert eleştirmesi ve idam yasasını yeniden gündeme getirerek halk oylamasına koyabileceklerini bildirmesi AB ile Türkiye arasındaki anlaşmazlıkların ne kadar derin olduğunu ve bu şartlarda Türkiye'nin AB'ye kabul edilmesi ihtimalinin tamamen yok olduğu gerçeğini gösteriyor.
AB daha önce de Türkiye'de idam cezasının geri getirtilmesine şiddetle karşı çıkarak Ankara yetkililerinden bundan kaçınmalarını ve bunun Türkiye -AB üyelik sürecine ciddi zarar vereceğini bildirmişlerdi.
Buna karşı AB içinde diğer bazı ülkeler daha bulunuyor ki bunlar kendi siyasetlerini Amerika'nın siyasetlerine endekslemiş ve ABD'nin talepleri doğrultusunda Türkiye'nin AB'ye üyeliği meselesini desteklemekteler. Çek cumhuriyeti bu ülkelerden biridir. Çek cumhuriyeti dışişleri bakanının bu konudaki son açıklaması bu kesimin Türkiye ile Ab arasındaki üyelik görüşmelerinin devam etmesini ve mart 2016 anlaşmasına bağlı kalınmasını savunduklarını gösteriyor. Ancak AB'nin ağır topları, Türkiye karşısında artık alenen muhalefete soyunmuş ve son referandum sonuçlarını kesinlikle kabul etmeyerek mevcut anlaşmazlıkları giderek tırmandırmaktalar. Bu gelişmelerin gidişatı ise Türkiye açısından hiç de iyiye alamet değil.