CHP'den, Erdoğan ve Hükümet Yetkililerine Dava
Hükümet kanadıyla, muhalif partiler arasındaki anlaşmazlıklar her geçen gün biraz daha derinleşmekte.
Nitekim ana muhalefet partisi CHP, Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan ile Başbakan Ahmed Davutoğlu ve iktidar partisi AKP'nin diğer bazı önemli üyelerine ve MİT gibi bazı önemli kuruluşlara karşı dava açtı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, "terör örgütüne yardım ettikleri" iddiasıyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da aralarında bulunduğu bazı bakan ve kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu.
CHP Basın Birimi'nden yapılan yazılı açıklamada, Tezcan’ın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği suç duyurusunun dilekçesinde "iktidarın, 2009'dan bugüne, Türkiye'nin en önemli sorunu olan 'Kürt sorununun' çözümüne yönelmek yerine, seçim dönemlerini kapsar şekilde, terör örgütünü eylemsizliğe yönelten bir strateji izlediği" savunuldu.
"Seçim dönemlerini eylemsiz atlatma adına, terör örgütünün gerçekleştirdiği silahlı intikal ve yığınak faaliyetlerine göz yumulduğu" ileri sürülen dilekçede, "bu süreçte, valilerin, güvenlik güçlerince talep edilen 290 operasyondan sadece 8'ine olumlu yanıt verdiği" belirtilmiştir.
Diğer yandan Türkiye meclisi çatısı altında bulunan partiler arasındaki anlaşmazlıkların her geçen gün biraz daha derinleştiğini ve bu durumun ise ülkenin güvenlik sorunlarının artmasını beraberinde getirdiğine dikkat çekmekteler. Halı hazırda Türkiye özellikle Kürt nüfusun bol olduğu Güney Doğu Anadolu bölgesinde bir takım şehir ve kasabalar hükümet güçleri ile silahlı Kürt gruplar arasında şiddetli çatışmalar sahne olmaktadır. Bölgesel çapta ise Ankara yönetiminin Suriye'ye müdahale suçlamaları hükümeti zor durumda bırakmıştır. aslında Ankara yönetimi halı hazırda Suriye'ye müdahale eden dış ülkelerin ilk sırasında yer almakta ve tüm işaret parmakları Suriye konusunda Türkiye'ye yönetilmektedir. Oysa Suriye'nin içişlerine müdahale fikri başta Amerika olmak üzere bir takımı batılı devletler ortaya atılmış ve gerici Arap yönetimleri de finans ve lojistik bakımından bu fikre destek vermişlerdi. Ancak şimdi Amerika ve batılı devletler muhtemelen Suriye krizinin askeri bir çözüm yolunun bulunmadığını idrak etmiş ve bu meselenin devam etmesinin kendilerine önemli kayıplar vereceği sonucuna varmış olmalılar ki Suriye meselesinin diyalog ve siyasi görüşmeler yoluyla çözümlenmesine karar vermiş ve Türkiye'yi 250 binin üzerinde Suriyeli mülteci sorunuyla tek başına ortada bırakmışlardır ki bunun kendisi Ankara yönetimi üzerindeki baskıları daha da artırmıştır. Muhtemelen bunun içindir ki kendisi açısından da olayın vahametini fark eden Türkiye Başbakanı Ahmed Davut oğlu geçen hafta Tahran'a yaptığı ziyaretle Suriye konusunda inisiyatifi batılı ve bölge dışı devletlerinden elinden çıkarıp bizzat İran ile yakın işbirliğinde bulunmak suretiyle çözümlemek istemektedir. Hatta Ahmed Davutoğlu'nun bu ziyareti sırasında daha önce İran tarafından da gündeme getirtilen ancak bizzat Türkiye tarafından kabul edilmeyen şartlara benzer beş maddelik bir şart ileri sürmüş ve Suriye meselesini İran ve Türkiye'nin ortak katkıları ile çözümlenmesini istediği belirtilmektedir.
Nitekim Davutoğlu, ‘bu kendi tasnifim ama İran ile Suriye konusunda 5 ilkede anlaştık’ diyerek, en azından ortak hareket edilecek konuları sıraladı;
Bölge sorunları bölge ülkeleri tarafından çözülmeli,
bölge dışı aktörler belirleyici olmamalı;
Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmalı;
ateşkes desteklenmeli;
ortaya çıkacak siyasi tablonun temsil kabiliyeti yüksek olmalı; teklifini getirerek İran ile Suriye konusunda da birlikte hareket edebileceğini anlatmaya çalışmış olup bu da Türkiye'nin Suriye'de bir siyaset görüşüne gitmekte olduğu şeklinde algılanmasına neden olmuştur. Gerçi Davutoğlu'nun şimdi İran'a yaptığı bu teklif İran'ın Suriye krizinin başından beri üzerinde önemle durduğu konulardır.