2017 yılında Türkiye’nin siyasi ve iktisadi gelişmeleri
https://parstoday.ir/tr/news/turkey-i95067-2017_yılında_türkiye’nin_siyasi_ve_iktisadi_gelişmeleri
Tükiye 2017 yılına İstanbul ve diğer bazı kentlerde barut kokusu içinde girdi.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ocak 07, 2018 05:37 Europe/Istanbul
  • 2017 yılında  Türkiye’nin siyasi ve iktisadi gelişmeleri

Tükiye 2017 yılına İstanbul ve diğer bazı kentlerde barut kokusu içinde girdi.

2017 yılına girilmesinin üzerinden henüz bir kaç saat geçmişken silahlı bir terörist İstanbul’un ünlü eğlence merkezi Reina’ya baskın düzenledi. Baskında 39 kişi hayatını kaybetti, 79 kişi de yaralandı. Türkiye polisi tekfirci IŞİD terör örgütünün üstlendiği kanlı saldırının ardından başlattığı operasyonda Özbekistan uyruklu Abdulkadir Marşaripov’u yakalamayı başardı.

 

 

Tekfirci terörist Abdulkadir Marşaripov yakalandıktan sonra itiraflarında bu saldırıyı Suriye’ye çöreklenen tekfirci IŞİD terör örgütünün doğrudan talimatı üzerine yaptığını söyledi. Marşaripov itiraflarında ayrıca bu silahlı terör saldırısını İstanbul’un ünlü Taksim meydanında düzenlemek istediğini, fakat bu meydanda uygulanan sıkı güvenlik tedbirleri yüzünden  son anda hedefini değiştirdiğini kaydetti.

Bu olaydan kısa bir süre sonra İzmir’de bir mahkemenin yakınında bir terör saldırısı daha düzenlendi. Bu saldırıda bir polis memuru ve mahkemede çalışan bir görevli hayatını kaybetti.

 

 

Ancak bazı gözlemciler Türkiye 2017 yılına kanlı bir şekilde girmesi ve İstanbul Reina’da düzenlenen kanlı saldırı ile yeni yıla başlaması ve kent halkını ve Türkiye’ye gelen turistleri panik ve dehşete sürüklemesine rağmen 2018 yılına daha sakin bir şekilde gireceğini öngördüklerini dile getirdi. Aslında bu öngörü belki de güvenlik bakımından bir ölçüde gerçek oldu, fakat güvenlik güçlerinin davranışlarından kaynaklanan korku ve kaygı Türkiye toplumuna korkulu bir yıl dayattı. Bu korku ve kaygı Türkiye halkı milli para birimleri TL sürekli başta ABD doları olmak üzere yabancı dövizlere karşı değer kaybına uğramasının ardından ikiye katlandı.

 

 

2017 yılının başından itibaren ve anayasa referandumu düzenlendiği 16 Nisan tarihine kadar Türkiye’de siyaset ve güvenlik çevreleri iki konu üzerinde odaklandı. Bu konulardan biri, Ankara yönetimi tarafından tanımlanan ve PKK terör örgütünden Fethullah Gülen cemaatine mensup olan ve FETÖ olarak anılan örgütün üyelerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan terörle mücadele ve ikinci konu da sonunda çok az bir farkla halkın olumlu oyları ile onaylanan Türkiye’nin yeni anayasası için düzenlenen referandumda zafer zeminini hazırlamaktı.

 

 

Ancak bu referandumun Ankara yönetimi için siyasi bedeli ağır olduğu ortaya çıktı. Bu süreçte Ankara yetkililerinin yurt dışındaki Türkiye vatandaşlarını referandumda reformlardan yana oy kullanmaya teşvik etmek için yurtdışı ziyaretleri Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında gerginliklerin tırmanmasına yol açtı. Özellikle bu süreçte Türkiye’nin dönem adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin Erdoğan’ın anayasa referandumu çerçevesinde başlattığı kampanyanın doğrultusunda yapacakları Almanya ziyareti iptal edildi, hatta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavaşoğlu’yu taşıyan uçağa Hollanda havaalanına iniş yapmasına izin verilmedi.

Bundan başka Türkiye’nin aile ve sosyal politikalar bakanının Hollanda’da yaşayan Türklere hitaben konuşma yapmasına da müsaade edilmedi. Hollanda’da yaşayan Türklerin bu konuya itiraz etmesi, Hollanda polisinin şiddet uygulamasına ve düzenlenen protesto eylemine son vermesine yol açtı.

 

 

Sonunda Nisan 2017’de anayasa reform paketi ve Türkiye’nin parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi üzerine referandum gerçekleşti ve elde edilen sonuçlara göre Türkiye halkının %51.41’i bu değişikliğe evet derken, %48.59'u da hayır dedi.

Referandumun kesin sonuçları 27 Nisan 2017’de resmi gazetede yayımlandı ve ardından yürürlüğe girdi. Bu oylamada dikkat çeken önemli bir nokta, İstanbul ve izmir gibi büyük kentlerde değişikliğe olumsuz oy verenlerin oranı olumlu oy verenlere nazaran daha yüksek olmasıydı.

 

 

Referandumun sonuçları açıklandıktan sonra CHP ve HDP gibi muhalefet partileri  referandum sırasında bazı suçlar işlendiğini açıkladı. Gerçi söz konusu siyasi partiler mühürlenmemiş oy pusulaları iptal edilmesi ve oyların sayımı yeniden yapılması gerektiğini talep etti, fakat seçim komisyonu bu talebi reddetti.

Anayasada yapılan değişikliğin ardından Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 32 ay aradan sonra bir kez daha AKP’nin başkanlık koltuğuna oturdu ve Mayıs ayında AKP kongresinde yeniden eski partisine üye oldu. Erdoğan AKP’de bir kez daha Başkan seçildi.

 

 

2017 yılında Türkiye yönetimine bağlı medya organları ve bazı hükümet kurumları TSK’nın 24 Ağustos 2016’da Fırat kalkanı adı altında başlattığı ve Suriye topraklarına müdahalede bulunduğu askeri operasyonu başarılı bir operasyon ilan etmek istemesine karşı Türkiye kamuoyu bu operasyonun Türkiye’ye askeri ve mali açıdan ağır bir yük dayattığını ve ayrıca Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası arenalarda prestijini zedelediğini çok iyi biliyor.

 

 

 

2017 yılında Ankara yönetimi ve özellikle yargı ve diplomasi kurumlarının en önemli uğraşlarından biri Fethullah Gülen’in Amerika tarafından Türkiye’ye iade edilmesiydi. Bu çerçevede Türkiye’nin dönem adalet Bakanı bizzat Gülen’in iadesi için Amerika’ya gitti ve Washington yetkilileri ile görüştü. Ancak ne bu müzakereler ne de daha sonra yapılan müzakereler sonuca ulaştı. Nitekim Ankara yönetimi ve tüm devlet kurumları yıl boyunca Washington’u Gülen’in iadesi için ikna etmekle uğraştı.

 

 

 

Türkiye’de 2017 yılında belki de en önemli gelişmelerden biri, CHP İstanbul milletvekili Enis Berberoğlu’nun Türkiye istihbarat servisi MİT’in Suriye’ye gönderdiği silah dolu kamyonların görüntülerini yayımladığı için ülkenin milli güvenliğine karşı uygulamada bulunmak suçundan 25 yıl hapis cezasına çarpılmasına itiraz etmek üzere halkın protesto eylemi düzenlemesiydi. Berberoğlu hapis cezasına çarptırıldıktan sonra CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu adalet yürüyüşü adında Ankara’dan İstanbul’a doğru 25 gün süren bir yürüyüş düzenledi ve İstanbul Maltepe’de düzenlenen törenle yürüyüşünü noktaladı. Bu yürüyüşe çok sayıda Türkiye vatandaşı katıldı.

 

 

2017 yılında AKP iktidarının kabinesinde değişikliklerin ve Gülen cemaati üyelerinin tutuklanmasının devam etmesi Türkiye’nin bir başka önemli gelişmesiydi. Ancak Türkiye’de özellikle dış siyaset arenasında en önemli gelişme, Ankara ile Washington hattında gerginliklerin tırmanmasıydı. Bu gerginlik, Amerika konsolosluğunun Türkiye vatandaşlarına vize ve diğer konsolosluk hizmetlerini askıya almasıyla beraber doruk noktasına ulaştı. Ankara yönetiminin Amerika’nın İstanbul konsolosluğunda çalışanlardan birini casusluk ve ülkenin milli güvenliğine yönelik eylem yüzünden tutuklaması Ankara Washington hattını iyice gerdi ve bu yüzden Amerika yönetimi Türkiye vatandaşlarına vize verme işlemini Türkiye’deki tüm temsilciliklerinde askıya aldı. Bu karar ise Türkiye yönetiminin misillemesi ile karşılaştı.

 

 

Türkiye’de tüm bu sosyal ve siyasi gelişmeler halkın ve hükümetin güvenlik kaygıları gölgesinde cereyan ediyordu, ta ki CIA’nin eski casuslarından Robert Bear 2017 yılında Türkiye’nin güvenlik durumu hakkında CNN’e verdiği mülakatta, Türkiye’de terör eylemleri ve saldırıları 2017 yılında da devam edeceğini belirtti. Bu arada Türkiye’de 2017 yılı boyunca yaşanan terör saldırıları CIA eski ajanının bu sözlerini doğrular nitelikte oldu. Türkiye’de bazı çevreler CIA ajanının açıklamasını Amerika ve diğer ecnebi güçlerin Türkiye’yi istikrarsızlaştırma yönünde açık gizli müdahalelerinin ispatı olduğunu belirtti.

 

 

Türkiye’de 18 Ağustos tarihinde güvenlik güçlerini hedef alan bir saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 300 kişi yaralandı. Daha sonra bir intihar eylemi Gazi Antep kentinde bir düğün merasimini hedef aldı. Bu saldırıda da en az 53 kişi hayatını kaybetti, 100 kişi de yaralandı.

Yine 12 Eylül 2017’de Van kentinde bir bombalı saldırıda 50 kişi hayatını kaybetti veya yaralandı. Bu olaydan Kürt milisler sorumlu tutuldu. 9 ekim tarihinde güneydoğu bölgesinde bir polis karakolu yakınında yaşanan bombalı eylemde 18 kişi hayatını kaybetti. Daha sonra 4 kasım tarihinde Diyarbakır’da bir polis karakoluna bombalı saldırı düzenlendi. Bu saldırıda da 100 kişi hayatını kaybetti veya yaralandı.

Tüm bu saldırılar Türkiye yönetimi ve güvenlik güçlerinin ülkede güvenliği sağlama zafiyetinin sorgulanmasına yol açtı.

 

 

Aslında 2017 yılında Ankara yönetimi, Türkiye genelinde güvenliği temin etmekte zafiyetinden başka ülke ekonomisinde de kırık not aldı. Nitekim Türkiye’nin yandaş medyası bile tüm örtbas etme çabalarına rağmen bu gerçekleri gözlerden saklayamadı.

Yeni Şafak gazetesi bir rapor yayımlayarak Türkiye’nin 2017 yılında ihracat hacmi %10 arttığını yazdı. Yandaş medya olarak bilinen Yeni Şafak ithalat verilerine de değinerek 2017 yılında Türkiye’nin ithalat hacmi %17.92 arttığını ve bir önceki yıla oranla 198 milyar 576 milyon dolara ulaştığını belirtti.

 

 

Türkiye ticaret bakanlığının verileri bu ülkenin dış ticareti tüm siyasi gerginliklere rağmen gelişen sürecini sürdürdüğünü gösterirken, İstanbul borsasının %15’lik endeks büyümesi de tüm iç ve dış gerginliklere karşın iktisadi alanda başarı sağlandığını gösteriyordu. Ancak Türkiye’de ekonomi ve siyaset uzmanları hiç bir zaman neden bu olumlu rakamlara rağmen Türkiye’nin turizm ve tekstil sektörleri durgunluk yaşadığını ve Türkiye toplumu enflasyon ve durgunluğu bir arada tecrübe ettiğini açıklayamadı.

Bundan başka Ankara yönetiminin üst düzey yetkilileri neden bu ülkenin milli para birimi Erdoğan’ın iktidarın başında bulunduğu dönemin en düşük seviyesine düştüğü sorusuna da cevap veremedi.