Trump'ın Filistinlilerin daha fazla öldürülmesindeki rolü
-
Trump'ın Filistinlilerin daha fazla öldürülmesindeki rolü
Amerika başkanı Donald Trump'ın, Kudüs kentini siyonist rejimin başkenti olarak ilan etme kararı ardından şimdiye kadar 94 filistinli siyonist askerlerin kurşunlarına hedef olarak şehit oldular.
Amerika başkanı Donald Trump 6 Aralık 2017 tarihinde tüm bölgesel ve uluslararası geniş muhalefetlere rağmen, işgal altındaki Kudüs kentini siyonist rejimin başkenti olarak resmiyete tanıdı. Trump'ın beyaz saraya girişi ardından Filistin'de yaşanan gelişmeler ele alınırsa, siyonist rejimin filistinlilere karşı şiddetli saldırılarının, Başkan Trump'ın ölçüsüz davranışları ve Amerika'nın korsan rejime desteklerinin daha geniş boyutlar kazanması sayesinde arttığı anlaşılıyor. Bu sebepten dolayı dünya kamuoyu Filistin halkının katliam edilmesinde Amerika'nın siyonist rejimin suç ortağı olduğunu düşünüyor.
Bu bağlamda Türkiye Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez de aynı görüşü paylaşarak, "Amerika başkanı Donald Trump'ın girişimleri, Filistinlilerin daha fazla bastırılması konusunda siyonist rejimin daha fazla küstahlaşmasına sebep olduğunu" belirtiyor. İran İslami Şura Meclisi dış siyaset ve Ulusal güvenlik Komisyonu Başkanı alaeddin Burucerdi de Amerika'nın siyonist rejimin filistinlilere karşı cinayetlerinde 1. Dereceden suçlu olduğunu vurguluyor. Filistin Kurtuluş Örgütü FKÖ yürütme komitesi üyesi Hannan Aşravi Kudüs konusunda Amerika'nın siyonist rejimin cinayet işlemesi için ortam hazırladığını belirterek korsan rejimin işgal edilen Kudüs kentini tamamen siyonist bir kente dönüştürmeye çalışmakla suçlayarak, Amerika'nın bu bağlamda Tel Aviv'in böyle zalimane girişimde bulunması için elini açık bıraktığını söyledi.
Aslında Amerika başkanı Donald Trump Kudüs kentini siyonist rejimin başkenti olarak ilan edip resmiyete tanıması siyonist rejimin illegal ve zalimane girişimlerinde daha da küstahlaşması için uygun ortamı oluşturdu. Eğer Amerika başkanı Trump siyonist rejime karşılıksız veya sonsuz destek sağlamasaydı aslında işgalci rejim böyle bir girişime kalkışmaya cesaret edemezdi.
Donald Trump Amerika'da Başkan olduğundan beri kışkırtıcı girişimleri ile başta Ortadoğu olmak üzere dünyadaki tüm bölgesel ve uluslararası krizleri yoğunlaştırarak yaymıştır; tabii ki Filistin krizi de bu kaideden müstesna değildir ve Amerika'nın komplocu yeni siyasetlerini odağında yer almıştır.
Bu çerçevede Trump'ın siyonist rejimi Yahudi bir hükümet olarak tanımasındaki temel hedefi, Kudüs Başkentli Filistin hükümetinin kurulma konusunu tamamen yok etmek ve genel anlamda Filistinlilerin haklarını tamamen çiğnemektir. Amerikalıların kışkırtıcı siyasetleri ve özellikle de Filistin topraklarının siyonist rejim tarafından işgal edildiği Nekbe gününde yani 14 Mayıs 2018'de işgal altındaki Kudüs kendine taşıma kararı, bölge halkının Amerika ve siyonist rejimin sömürgeci siyasetlerinin hala etkisi altında olduğunu gösteriyor.
Amerika başkanı Donald Trump'ın Kudüs kendini siyonist rejimin başkenti olarak ilan etmesi ardından Ürdün Nehri Batı Yakası ve Gazze şeridinin çeşitli bölgeleri Filistinlilerin protestolarına ve siyonist işgal askerlerinin Filistin halkına acımasızca saldırısına sahne oldu. Filistinlilerin 3. İntifada kapsamındaki yeni protesto dalgası siyonist rejimi ve Amerika'yı adeta dehşete düşürmüştür. Bu şartlar altında siyonist rejim Amerika'nın yeşil ışığı ve Washington’un diğer halkların bastırılması ve kendi halkına ırkçı tutumu tecrübelerinden yararlanarak, filistinlileri daha fazla bastırmak için bir plan kurmakla meşgul olmuştur. İşte Amerikalıların ortam yaratma çalışmalarına paralel olarak Filistinlilerin siyonist rejim tarafından daha fazla katliam edilmesi ise böyle bir siyaset ve entrikacı işbirliğinin sonucudur./