Nasrullah'dan ABD, İsrail ve Arabistan şirretliği hakkında uyarı
-
Nasrullah'dan ABD, İsrail ve Arabistan şirretliği hakkında uyarı
Lübnan Hizbullah genel sekreteri seyid Hasan Nasrullah ABD, İsrail ve Suud reiminin Suriye, Irak ve Lübnan'da uğradıkları hezimetten dolayı sessiz kalmayacaklarını vurguladı.
Seyid Hasan Nasrullah salı günü Lübnan'ın Bakaa ilinde düzenlenen büyük seçim kongresinde ayrıca Lübnan'da bazı parti ve siyasi çevrelerin teröristi desteklediklerini bildirdi.
Suudi rejiminin başta Yemen olmak üzere bölgede, İslam ümmeti aleyhinde çatışmalar çıkardığını ve yüzlerce milyar dolarlık silah satın alarak İslam düşmanlarının ceplerini doldurduğunu belirten Nasrullah, bu durumun tamamen İslam düşmanı İsrail ve hamisi Amerika gibi rejimlerin ekmeğine yağ sürdüğünü söyledi.
Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi’nin bölgede savaş çıkarmak için ABD ve ırkçı İsrail’e milyarlarca dolar para ödediğini belirten Seyyid Hasan Nasrullah, “Bölgede yeni bir aşamaya girmekteyiz. Terör örgütleri Suriye’de yenilmek üzere, ancak ABD ve Suudi Arabistan gibi müttefikleri yenilgilere tahammül edemiyorlar” ifadelerini kullandı.
Lübnan parlamento seçimleri 6 Mayıs tarihinde düzenlenecek.Lübnan gelişmeleri, bu ülke seçimlerinin Ortadoğu'daki gelişmelerin etkisi altında olduğunu gösterir ki bu konu Lübnan'ın bölgede önemli konumda olduğundan kaynaklanır. Bu önem her şeyden daha çok Hizbullah'ın Oratdoğu bölgesinde güç yapısı ve Lübnan'ın iç yapısında ifa ettiği rolünden kaynaklanıyor.
Hizbullah Suriye ve Lübnan'da Terörün kökünü kurutmada va ayrıca sultacı güçlerin Suriye'de egemen nizamı devirmede ve Lübnan'ı çeşitli güvenlik sorunlarla karşı karşıya getirmede hezimete uğratmakta belirgin bir rol ifa ettiği nedeniyle Lübnan'da seçmen tabanının ilgi odağında yer almıştır. Hizbullah liderliğinde halk direnişi Lübnan'da bir tek terörle mücadelede başarılı olmakla kalmayıp İsrail rejiminin bu ülkede işgalci girişimlerini önlemede de büyük zaferlerin altına imza atmıştır. Hizbullah'ın elde ettiği böylesi başarılardan ötürü onun aleyhinde savaş propagandası ve nedensiz suçlamaların artması gündeme geldi. Ancak bölgede direniş cephesinin demokratik zihniyetinin sürekliliği ile yüksek popülerlik ve halk desteğini beraberinde getirdi işte bu çerçevede öngörüler ve son anket sonuçları Lübnan’ın yaklaşmakta olan parlamento seçimlerindeki direnişin siyasi konumunun korunup güçlenmesine işaret ediyor.
Lübnan Hizbullah hareketinin tutumu tüm Lübnanlı grupların rolünü oynayarak ülkedeki siyasi bağı güçlendirmekte özetlenir. Bu yaklaşım ''direniş, ordu ve halk'' denklemini kendi içine alarak düşmanların komploları karşısında Lübnan'ın bekasının garantörü olmuştur. Bu denklemin getirileri günümüzde tüm Lübnanlı vatandaşlara için belirgin bir hale gelmiştir. Bu kader belirleyici denkleme gösterilen özen, Lübnan'ın siyasi geleceğini garanti altına alıp Lübnanlı siyasi çevrelerin hareketi halkın iradesi doğrultusundadır ve bölgenin ABD, İsrail ve Arabistan şirretliğinin hedefinde olduğu bir dönemde şüphesiz bu yoldan sapma hiç kimsenin çıkarına olmayacaktır.
Genel olarak teröristler karşısında Irak ve Lübnan'ın saha gelişmelerinden elde edilen zaferler şirret ekseninin terör maşaları vasıtası ile bölge ülkelerinde egemen siyasi düzenin değiştirilmesinde etkisizliğini gösterdi ve aynı zamanda seçim arenalarında direniş ekseninin konumunu takviye etmiştir. bu durumun devam ettirilmesi siyaset arenasında yabancıların komplolarını direniş güçlerine karşı etkisiz hale getirmiştir.
Ortadoğu bölgesi stratejik ve zengin yeraltı kaynakları nedeniyle her zaman sultacı güçlerin komplocu girişimlerinin hedef tahtasında oturmuştur. Buna örnek olarak yüzyılın anlaşması olarak bilinen ve Irak, Suriye ve Lübnan'ı hedef alan ABD'nin yeni Ortadoğu projesidir. Mısır'ın El-Ahram gazetesinin web sitesinde, yüzyılın anlaşması olarak adlandırılan şeyin, ABD Başkanı Donald Tramp'in, Sykes Picot Anlaşması ve Balfour Antlaşması'ndan yüzlerce yıl sonra Ortadoğu'yu yeniden bölme hilesi olduğunu yazdı. Bunun yanı sıra ABD,siyonizm ve Suud komplosunun bir diğer hedefi Lübnan, Irak ve Suriye aleyhinde bu ülke halklarını ve yönetimlerini iç krizlere meşgul etmek ve güvenlik ve siyasi boyutlarda yumuşak savaşı sürdürmektir.İşte bu şer amaçlar Hasan Nasrullah'ın uyarısını ardından getirmiştir.