Dünya Kudüs gününe Doğru Adım Adım; Filistin, "Bahr'den Nehr'e"
https://parstoday.ir/tr/news/west_asia-i110580-dünya_kudüs_gününe_doğru_adım_adım_filistin_bahr'den_nehr'e
Filistin, İslam dünyasının ilk meselesidir ve mübarek Razaman ayının son Cumasında "Dünya Kudüs Günü" törenlerinin düzenlenmesi bu tarihi ve önemli meselenin dünya Müslümanları tarafından vurgulanmasıdır.
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Mayıs 28, 2018 05:53 Europe/Istanbul

Filistin, İslam dünyasının ilk meselesidir ve mübarek Razaman ayının son Cumasında "Dünya Kudüs Günü" törenlerinin düzenlenmesi bu tarihi ve önemli meselenin dünya Müslümanları tarafından vurgulanmasıdır.

İmam Humeyni'nin (r.a) Kudüs Günü’nü ilan ederek İslam Dünyası'nın dikkatini Filistin konusuna çekmek istedi.

İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük kurucusu ve İslam inkılabı rehmetli rahmetli  İmam Humeyni mübarek Ramazan ayının son Cuma gününü dünya Kudüs günü ilan etti ve dünya Müslümanlarından bu günde Müslüman Filistin milletinin meşru haklarını destekleme yönünde birlik ve dayanışmalarını sergilemelerini istedi.

1979 yılında İran'da İslam inkılâbının gerçekleştiği dönemde; Filistin meselesi İslami yönü yitirmiş ve farklı yönlere çekilerek, değişik ideolojilere kapılmıştı. Fakat İslam inkılâbının başarıya ulaşması dünyanın değişik bölgelerindeki Müslümanların yeniden İslami meselede esas kabul etmelerine neden oldu. Dolayısıyla Filistin hareketleri de inkılâptan etkilenerek, mücadelelerinde İslami esaslara tutunduklarını rahatça söyleye biliriz. Ayrıca İran İslam inkılâbı dünya çapında Filistin meselesini Müslümanların en önemli sorunu olarak tanıttı ve İslami öğretiler sayesinde bu sorunun üstesinden gelineceğini açıkladı.

Rahmetli İmam Humeyni Kudüs ile ilgili bir konuşmasında şöyle diyordu:

- "Kudüs günü sadece Filistinlilerin günü değil, artık İslam ülkelerinde istedikleri gibi at oynatamayacaklarını dünya müstekbirlerine anlatma günüdür. Kudüs günü, tüm süper güçleri uyarmamız gerektiği ve İslam'ın artık onların sultası altında olmayacaklarını haykırmamız gerektiği gündür; Kudüs günü, İslam'ın yeniden hayat günüdür."

İmam Humeyni (r.a) Filistin direnişinde iki önemli etkiyi bırakmıştır: Birincisi, direniş ve mücadelenin İslami yöne doğru çekilip, İslami esaslara göre yapılması ve ikinci; dünya Müslümanlarının Filistin sorunun her Müslüman'ın sorunu olduğunu anlayarak, Filistinlilere destek çıkmasıdır. Dolayısıyla hiç şüphesiz İslam inkılâbı ve İran halkının bağımsızlığı ve İslami öğretilerin topluma hâkim olması için vermiş olduğu mücadele Filistinlilere büyük bir ders olmuştur ve onların çok etkilenmelerini sağlamıştır.

Filistin halkı şimdiye kadar kendi kutsal bölgelerini ve aziz Kudüs'ü işgalci siyonistler karşısında korumak için büyük bedeller ödemişlerdir. Tüm baskı ve zulümlere, cinayetlere rağmen Filistin halkı bu yönde kararlı olup kendi direniş ve mücadelelerini azimle sürdürmekteler. Bugün ise Filistin meselesi daha kritik ve kader belirleyici bir döneme girmiş bulunuyor.

Kudüs'ün büyük şeytan Amerika tarafından İsrail'in başkenti olarak resmiyete tanınması ve başkentini Telaviv'den Kudüs'e aktarması ve Filistin halkının özellikle de Gazze şeridinde siyonistlerce hunharca katliam edilmesi elbette yeni bir olay olmayıp Filistin'in işgal edildiği günden şimdiye kadar Amerikan himayesindeki siyonist rejiminin Filistin halkına karşı sürekli uyguladığı bir yöntemdir. Filistin halkının müdafası, meşru bir müdafaa olup, BM ilkesi uyarınca da bu hakka sahipler ve kendi vatanları uğruna mücadele vermekteler.

HAMAS'an Tahran elçisi, Halit Kuddumi bu konuda şöyle diyor: "Direniş gerekirse silahla da  siyonist rejim karşısında mücadele verecek, Yerine göre de uyumcul gösterilerle de bu mücadelesini sürdürerek kendi meşru haklarını elde etmeye çalışacaktır ve bu konuda hiç kimseden bir korkusu yoktur."

Ortadoğu meseleleri uzmanı Hasan Ruyveran bir analizinde bu meseleyle ilgili şu görüşlere yer veriyor:

"....Siyonistler, Yahudilerin çok eski zamanların birinde bir ara Filistin topraklarında yaşadıkları gibi asılsız bir gerekçeyle bu toprakları kendi vatanları olarak kabul ediyorlar. Eğer onların bu asılsız iddiaları gerçek bile olsa ve her millet bir zamanlar sahip oldukları bölgelerin halen kendi vatanları olduğunu ve o vatana ait olduklarını iddia edecek olsa o zaman demeliyiz ki biz İranlılar da bir zamanlar Yunanistan ve Mısır gibi dünyanın çok büyük bir kesimini kendi elimizde bulundurmaktaydık, öyleyse şimdi tüm bu bölgeler bize aittir... Siyonistlerin halihazırda kendi meşruluklarına gerekçe olarak gösterdikleri tüm bu meselelerin hiç biri, gerekçe olamaz ve meşruluk oluşturamaz.

İslam İnkılabı rehberinin tabiriyle; Siyonistler günün birinde "Nilden Fırat'a kadar" sloganını atmaktaydılar ama bugün kendi varlıklarını koruyabilmek için kendi çevrelerinde duvar örmeye ve sur çekmeye mecbur kalmışlardır. İslam İnkılabı rehberinin de tabiriyle kuşkusuz Filistin, "Denizden Irmağa kadar" bir tarih ve mecmuadır ve hiç kuşkusuz Kudüs de onun başkentidir. Bu gerçek asla gözardı edilemez.

Kuşkusuz Filistin meselesi ve aziz Kudüs'ün işgali konusu son yarım asır içinde Batı Asya bölgesinin en asli ve temel sorunlarından biri olmuştur. İran halkı her zaman Filistin halkı ve davasına tam kararlılıkla destek vermiş ve bundan böyle de desteğini sürdürecektir.