ABD'nin Siyonist rejime destek veren ve Filistin direniş gruplarını kınayan tasarısı, BM Güvenlik Konseyi'nde reddedildi
BM Güvenlik Konseyi’nin Filistin gündemiyle dün akşam yaptığı oturumun ardından açıklama yapan Kuveyt temsilcisi, “BM’nin Filistinlileri korumayı güvence altına alamamasını üzüntüyle karşılıyoruz” dedi.
Filistin halkının işgalcinin saldırılarından korunmasıyla ilgili karar tasarısı 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi’nde 10 ülkenin oyunu ancak alabildi.
Washington kararı veto ederken, Etiyopya, Polonya, Hollanda ve İngiltere de çekimser kaldı.
Karar tasarısında Gazze dahil işgal altındaki Filistin topraklarında Filistinlilerin güvenliğini güvence altına alacak adımların araştırılması ön görülüyordu.
Karar tasarısında ayrıca BM Genel Sekreteri’nden de 30 gün içinde halkın korunmasıyla ilgili öneri ve yöntemler konusunda Konsey üyelerine bir rapor sunması talebi de yer alıyor.
ABD temsilcisi, iki gün önce Kuveyt’in BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu öneride işgal güçlerinin halka karşı aşırı güç kullandığına işaret etmesini kınamış, Gazze’deki son şiddet olaylarından Hamas hareketinin sorumlu olduğunu savunmuştu.
Karar tasarısının BM Güvenlik Konseyi’nden geçmesi için üye 15 ülkeden 9’unun olumlu oy kullanması ve ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa’dan oluşan beş daimi üyeden birinin kararı veto etmemesi gerekir.
Son karar tasarısının vetosu, Amerika’nın yalnız kaldığını ve işgal rejiminden yana tavrını kararlılıkla sürdürdüğünü gösteriyor.
Kuveyt, işgal güçlerinin 14-15 Mayıs’ta Filistin halkına karşı cinayet işleyip 65 kişiyi şehit edip binlercesini yaralamasının ardından böyle bir karar tasarısını hazırlayıp BM Güvenlik Konseyi’ne sunmuştu.
Siyonist rejim askerleri 30 Mart'tan beri Dönüş Yürüyüşleri sırasında Gazze sınırlarında en az 120 Filistinli'yi şehit etmişlerdir. Bu cinayetlerin ardından Kuveyt bir kararname taslağını BM Güvenlik Konseyi'ne sunarak, konsey üyelerinden Siyonist rejimin Filistinli sivillere karşı cinayetini şiddetle kınamalarını istedi.
Siyonist rejim İsrail'in Filistinliler'e karşı saldırıları tırmanırken, bu rejim ABD ve Batılı müttefiklerinin her türlü desteğini alıyor. Washington ve müttefikleri yıllardır Tel-Aviv'e destek vererek, Filistinliler'in katliamına ortak olsalar da son bir yılda Donald Trump'ın ABD'de iktidara gelmesinden sonra, Washington'un Siyonist rejime desteği ciddi biçimde artmıştır. Nitekim Trump, uluslararası kurallar ve anlaşmalara aykırı biçimde bu ülkenin büyükelçiliğini Tel-Aviv'den Kudüs'e taşıdı. Bu girişim birçok ülke hatta Washington'un müttefiklerinin tepki ve itirazlarına yol açtı.
Bu bağlamda Fransa Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada, ABD'nin bu ülke büyükelçiliğini işgal altındaki Kudüs'e taşıma kararının yanlış bir karar olduğunu vurguladı.
ABD Dış İlişkiler Konseyi Başkanı da bu bağlamda yaptığı açıklamada, ABD'nin bu işle "hiç uğruna" büyük bir bedel ödediğini vurguladı.
ABD, büyükelçiliğini Kudüs'e taşımakla yetinmiş değil, Suudi Arabistan'ın öncülüğünde bazı Arap ülkeleri ile Siyonist rejim arasında koalisyon kurmaya çalışıyor.
ABD ayrıca "Yüzyılın Anlaşması" denen bir planı hazırlayarak, İsrail'i desteklemeye gayret gösteriyor.
Buna rağmen ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nde eşine rastlanmayan yenilgisi, bu ülkenin uluslararası arenada ne kadar yalnız kaldığını ortaya koydu.
Oylama sırasında sadece ABD, kendi hazırladığı tasarıya evet oyu verdi.
Anlaşılan Trump'ın İsrail'in politikalarına kayıtsız şartsız desteği, ABD'nin bazı müttefikleri bile Trump'ın İsrail'e yönelik politikalarında eşlik etmeye tereddütle yaklaşmalarına sebebiyet vermiştir.